Cyprus Today sol
  • 20 Kasım 2017, Pazartesi 10:03
Yrd. Doç. Dr. İsmetESENYEL

Yrd. Doç. Dr. İsmet ESENYEL

Global dünya ve turizm sektörü

21. yüzyılda yaşadığımız bu günlerde; yenidünya düzeni, yepyeni, birbiri ile iç içe girmiş, adeta kıtaların ekonomik hareketlerinin birbirinden uzak; ama birbirleri ile bir o kadar da ilişkili bir dünya düzeni meydana getirdi. Ticaret ve yatırım sınırları ilke olarak ardı ardına engelleri aşarken; özellikle seyahat ve telekomünikasyon alanlarında yeni ufukların kapılarının aralanması; global turizm sektörüne, büyük bir dinamizmin getirilmesine önayak olmuştur.

Başta Komünist rejimin çökmesi ve serbest piyasa ekonomisine geçiş, bizlere yepyeni destinasyonları keşfetme lüksünü getirmiş, tüm dünyanın gözü kulağı; adeta bu ekonomik olarak geri kalmış ülkelerin doğa ve tabiat ananın getirdiği bütün güzellileri keşfetmemize olanak sağlamıştır. Latin Amerika’da ve özellikle Arap Yarımadasındaki diktatörlerin çöküşü ise; turizm yelpazesinin açısını ardına kadar genişletmiş, bu ülkeler savaşlardan kurtulabildikleri sürece; dünya ticaret ve turizm yaşamına entegre olmuşlardır.

Çok değil bundan sadece 45 yıl önce;  çok uluslu (multinational) şirketler bir fenomen haline dönüşmüş, bugün ise bu şirketlerin yerini (transnational) çok kıtalı- global şirketler kendini göstermeye başlamıştır. Bu doğrulta gelişen otel zincirleri; IHG, STARWOOD, Marrio, Hilton, Accor, Best Western, Hyatt, dünya turizm konaklama sektörünü ve otelcilik dünyasını tarihten etkileyen ve aslında kaderini değiştiren dünyanın yıldızları. Bir de son dönemlerde kendi alt markalarında (parent Brands) pazar paylarını geliştirmek için,  o kadar büyük rekabet ve yatırıma girdiler ki, yükseltilen Pazar segmentlerindeki standart servis kalitesi, potansiyel misafirin beklentilerini karşılamada hep üst sınıfları zorlar hale geldi. Örneğin, midscale (orta sınıf- budget) otel diye sınıflandırabileceğimiz butik ve servis kalitesi yüksek tesisler, 5 yıldızlı otellerin pabucunu dama atmaya başladı.

Örnek verecek olursak, Marriott otel zincirleri hem hızla değişen rekabet koşullarına ayak uydurmak, hem de kendi repeat veya loyal- sadık misafirlerine Marriott standart kalite ve servis  hizmetini orta sınıf seviyesine Courtyard by Marriott otellerini açarak, büyük bir rekabet ortamının doğmasına sebep vermiştir.  Ardı ardına, Hampton Inn, Holiday Express Inn, gibi ayni pazardaki tesisler ise, özellikle sık seyahat edip,uzun vadeli yurt dışında kalmak zorunda olan işadamları ve diğer seyahat eden kişilerin tercih sebebi oldu.

Çarpıcı bir şekilde Kuzey Amerika, Amerika ve Avrupa pazarındaki bu eğilim ve konsept küçük ölçekli, ama standart hizmet kalitesi yüksek, butik otellere doğru kayarken, bu yaklaşım farklı coğrafik kesimlerde farklı bir trende doğru gidildiğini gösteriyor. Özellikle bir Uzakdoğu Hong Kong markası olan “Mandarin Oriental” yaptığı hamleler ile Uzakdoğu kaplanı olan zincir Yine Hong- Kong tabanlı “Shangri La”, diğer yandan Lüksün

yine başka bir ihtişamı olan Kanada menşeli “Four Seasons” ve son yılların Arap sermayesinin gururu olan Dubai merkezli “Jumeirah Hotel Grubu”. Bildiğiniz üzere, Jumeirah Grubu, dünyanın ilk sembolik 7 yıldızlı otelini kendi bünyesinde barındıran” Burj al Arab. Hotel. “(Nam-ı değer “yelken Otel”) Dubai Şeyhi Al Maktoom un bir eseridir. 1999 yılının Aralık ayında açılan bu konsept otel, aslında dünya otelcilik tarihine damgasını vuracak, tüm jet sosyete ve turizm dünyasına ev sahipliği yapacak ve dünyanın en önde gelen iş adamlarının uğrak yeri, mimarisi ve yapılış tekniği ile yeni milenyuma mühendislik harikası olarak girecekti.

Dünya bu kadar çok ekonomik krizler ile uğraşırken Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü ( UNWTO )  , tek bir sektörün yavaşlamasına rağmen büyümesini engelleyemedi. Bu sektör, “Uluslar arası ağırlama ve Turizm Sektörüdür”.

Global Zincir otel markalarında, önlenemeyen artışın baş sebebi aslında, dünyadaki hızla seyahat etme ihtiyacında olan kişilerin, farklı amaçlar ile yapacakları seyahat arzularının, bariz bir şekilde kolaylaşan, kolaylaşırken de aslında ucuzlayan havayolu taşımacılığının da aynı paralelde büyümesinden de kaynaklanmaktadır. 2014 yılı verilerine göre, (MGK Hospitality ) çatısı altında “Intercontinental Hotel, Crowne Plaza, Holiday Inn, Holiday Inn Express, Even Hotels, Hotel Indigo” gibi markaları bulunduran IHG (İngiliz etiketli Intercontinental Hotel Group ) , 100 farklı ülkede 4800 otel ve 710 BIN oda ile 1.sırada yer aldı.  Oda sayılarına göre, Hilton, Marriott, Wyndham, Accor ilk 5 sırayı paylaşıyor. Fransız ACCOR, İngiliz IHG ve Çinli Home Inns in dışındaki ilk 10 içerisindeki diğer dünya devi zincir oteller ise, Sheraton otellerini içerisinde barındıran STARWOOD, diğer yandan CARLSON, CHOİCE ve Best Western otellerinin hepsi Amerikan Şirketlerine ait. Kısaca dünya otelcilik sektörü, Amerikan iş dünyasının elindedir. Bu otel zincirlerin sahipleri ve onarlın getirdiği güç, Amerikan Dış siyaseti ve ekonomik açılımlarını bile yönlendirecek pozisyondadırlar.

2. Dünya Savaşı sonrası, Latin Amerika’ya yatırım yapmak için, birçok ülke ile Komünist blokta pazarlık yapılırken, Amerikan otelleri bu büyük pazara girerken yalnız hizmet değil, aslında Amerikan felsefesini de yaymak için giriyordu. Neydi bu felsefe,“Serbest piyasa ekonomisinde, yatırımlar devlet sektörü dışında da bağımsız kuruluşlarca da yapılabilir ve bu yatırımlar iyi yönetilir ise, ciddi bir sermayenin doğmasına ön ayak olabilirdi.  Amerikalılar, büyük sermayenin, dünyanın en kolay yolu ile yönetilebileceğinin o yıllarda farkına varmış, bu yolun “İnsan gücüne yatırım, etkili işletişim ve lobicilik ile yaratılabileceğinin farkına varmışlardı.”

İnsan doğası, azla yetinmezdi, zengin olmak, daha fazla kazanmak, daha iyi yaşamak, kapitalist rejimin beslendiği, en önemli kaynaktı. Düşünsenize, Ortadoğu’nun bile ilk Hilton Sermayeli oteli 1965 yılında, Siyasi açılımların ve ekonomik konjektürlerin yeni şekillenmeye başladığı bir ülkeye yapılıyordu. Bu ülke Kıbrıs ve” Lefkoşa Hilton” oteldir. Daha tam 50 yıl öncesinden; bu büyük zincir oteller adadaki ve bu coğrafyadaki potansiyeli keşfetmişlerdi.

Dünyada, politik açmazlar, siyasi gerginlikler, ekonomik sıkıntılar var iken; otelcilik iş dünyası hızla kabuk değiştirmekte, yatırımlar artmakta ve yeni trendler, bu kabuk değiştirmeye istinaden tüm kıtalardaki otellerde uygulanmaya başlamıştır. Otel rezervasyonları artık evinizden yapılabilir, seyahat edeceğiniz havayolu şirketinin biletini ve hatta uçak içerisinde oturacağınız koltuğun numarasını seçebilir, ayrıca gideceğiniz ülkede, bütün seyahat planlamanızı (araba kiralama, müze ve ören yerlerine giriş, restoranlarda yemek) her şeyinizi internet ortamından şekillendirip, yol çizebilirsiniz. Oteller, kendi tesislerini hazırladıkları web portalları üzerinden pazarlayabiliyor, Expedia, hotel.com, booking.com gibi dünya devi rezervasyon programları ile de; herhangi bir aracı olmaksızın, dilediği planlamayı en uygun fiyat aralıkları ile yapabiliyor. Bugün dünya devi internet web portallarının en önde gelen kuruluşu olan “priceline.com” şirketinin online-ofline marketinge ayırdığı bütçe; 1.2 Milyar USD dir.

Bu koşullar altında, seyahat planlarının artık tur operatörlerinin yavaş yavaş kontrolünden çıkıp, münferit bir şekle büründüğünü söylemekte fayda var. Daha fazla motive olmuş, sık seyahat eden potansiyel turistlerin ise; aslında beklentileri de günümüz otelcilik sektöründe fevkalade yükseldi. Bu beklentinler; insanları daha zor bir misafir profiline doğru kaymasına sebep olmuştur. Zor tatmin olan, her şeyin en iyisini isteyen bir profil bu. Bugün, yeni oteller açılırken, “New millennials” dediğimiz jenerasyondan da etkilenip, teknolojik ağlarını, ekstra fasilitierini, clubbing, aqua eğlencelerini, tematik restoranlarını da mutlaka ekleyip, Pazar segmetlerini daha bir yenilikçi yapmaya başlamışlardır.

Nasıl bir turist veya misafir profili istiyoruz sorusunun cevabı aslında toplam kalitenin en önemli başlangıç noktası. Dünyada genelde mass turizm amaçlı (kitle) seyahat eden kişiler orta sınıf misafirler olduğu için, bu kişiler de aslında dolaylı olarak, gidilecek olan destinasyonun da kalitesini belirliyorlar. Yıllardır ülkemizdeki turist profilinden şikayet eden otelcilerimiz, çok enteresandır, otellerini Avrupa pazarının çok altında pazarlarken, sadece otele turist getiren aracı kurumlara çalıştıklarının da farkında mılar sorusunu bu aşamada sormak istiyorum. Tur operatörlerine verilen kişi başı turistlerin kalış sürelerine göre dağıtılan bu finansal kaynak; Ülkemize ucuz turist diye tanımladığımız turist profilinin gelmesine ister istemez sebep olmuşlardır.

Turist sayısı ve doluluklardaki artış, maalesef, otelcilerimizin yüzünü güldürememiş, bu yıl yaşanan durgunluk da birçok yatırım ROI (Return On Investment) noktasını çok uzun yıllara yaymak durumunda bırakmıştır. Dünyada otel yatırımları genelde kendisini 5 ile 7 yıl arasında amortize ederken, bizim ülkemizde bu sayı 8-10 sene arasında değişmektedir.  Casinolu otellerimiz bu aşama da biraz daha şanslı gibi gözükmekte çünkü onların toplam kalitede ağırladıkları misafir grubu daha üst sınıfa hitap etmektedir. Bu üst sınıf ise, para harcamaktan çekinmeyen, daha fazla lükse düşkün misafir profilidir.

Bu aşamada dünya otelcilik iş dünyasına son on yılda giren ve inanılmaz bir şekilde yönetim şekli olarak kendisini hissettiren bir kavramdan bahsetmek istiyorum. Bu kavram yukarıda belirttiğimiz zincir oteller tarafından ayrıcalıklı bir hale dönüştürülmüştür.  Eğitim seviyesi çok farklı; dini, kültürü, yaşam standardı ayrıcalıklı; üst düzey otel yöneticilerince bile uygulanmakta zorluk çekilen işletme modelleri bu kavram sayesinde kolay hale getirilmiş ve bu dev yatırımların, hayat bulduğu destinasyonlarda başarıyı sağlamasına olanak tanımıştır. Bu kavramın ismi “GLOCALIZATION”dır. Glocalization; temel otelcilik işletme prensiplerini ve yöntemlerini; Lokal, yerli norm ve değer yargılarına göre adapte etmek olarak açıklanabilir. Eskiden HSBC reklamları bizlere aslında Global düşün ama yerel davran sloganını beynimize yerleştirmişti ama sektörümüz otelcilik sektörü olduğu için, hizmet ve servise adapte etmek çok daha zordu. Düşünsenize, yıllardır, standartlaşan bu dev zincir otellerin işletme politikalarına, yerel anlayışların da adapte olunmasında ısrarcı olunacak ve toplam kalite bu şekilde yakalanacaktı.

Geçen yıl Çinin Guanghzou bölgesindeki InerContinental otelde 5 günlük kalış süremizde Türk Misafirlerin çok olduğundan dolayı (bölgede mobilya fuarı olduğu için) sabah kahvaltısında ince belli cam çay bardağı, Türk Pidesi, Sucuklu yumurta, gibi Türk misafirlere hitap eden örnekleri görmemiz, Tüm otel personelinin, ister resepsiyon, ister servis elemanı, ister kat hizmetlileri, yerel kıyafetler içerisinde servis yapmaları bu anlayışın ürünü idi. Bu uygulamaların ismi biraz önce dediğimiz Glocalization’dır.

Glocalizaiton kavramının yanında; yine geçmişi çok uzun olmayan yaklaşık 15 yıl turizm literatürüne girmiş başka bir kavram daha var. Bu kavram ise, çarpıcı şekli ile CRM (Customer based Relationship Management – Misafir Odaklı, İşletme şekli olarak da tanımlanabilir.)Avrupa’nın başkentlerinde, özellikle kendi bünyelerinde sayıları en az 2500- 3000 adet olan zincir oteller, kendi işletmelerindeki toplam kalitenin artması için, insan kaynağını bulmakta ve bu inan kaynağı istihdam ederken daha yüksek maaşa ama kaliteli insan istihdamını benimserken,   sürekli otellerini ziyaret edip (repeat) sıfatını almış misafirlere, geçmiş kalışlarında, aynı tip oda – hatta aynı oda, barda, misafir sormadan onu tanıyıp ismi ile hitap edip, içtiği aynı içkiyi servis etmek, restoranda, daha önce menüden seçip yediği yemeği hatırlatmak, en basiti ile misafir odaklı hizmet anlayışının o tesise girmesine sebebiyet verecek departmanların kurulmasına sebep vermiştir. Misafirlerin otele her gelişleri,

kalış süreleri içerisinde her attıkları adım servis anlamında takip edilerek misafirin kendine özgün databankı çıkarılıyor, böylelikle, söz konusu misafirlerin daha sonraki konaklamalarında, kendilerini ailenin, işletmenin bir parçası imiş gibi görmeleri sağlanmış, hizmette toplam kalite unsurları bu teknolojik ve misafir ilişkileri bütününde en üst seviyeye gelinmesine yol açmıştır. Özellikle casinolu ve şehir içi otellerimizin mutlaka bu departmanı kendi iç işletme dinamikleri çerçevesinde oluşturmalarında büyük fayda var diye düşünüyorum.

Dünya ekonomik gücünün çok büyük bir parçası uluslar arası zincir oteller. Bu oteller gittikleri her ülkeye ait oldukları (İngiliz, Amerikan, Fransız) ülkelerin kültürünü de götürüyorlar aslında. Sosyal ve kültürel yaşam, bu büyük, zincir otellerin dinamizmi ile nefes alıp verirken, müthiş bir istihdama ve bu istihdamdan beslenen yaklaşık 36 sektörün de etkileşimini sağlıyorlar. Son olarak biraz radikal olacak ama Kıbrıs sorununu çözmek çok zor değil. Amerika, kendi iş adamlarına Kuzey Kıbrıs’a yatırım yapın devlet ile anlaştık, yatırım alanları belirlenecek, siz oraya yerli iş adamları ile ortaklıklar yapıp veya franchise verip, otelcilik sektörüne, girin dese, Kıbrıs sorunu 2 ayda çözülür. Bugün MGM GRAND LUXOR otelinin oda sayısı 4407 yatak sayısı son renovasyonlar da göz önünde bulundurulduğunda yaklaşık 8500, BELLAGIO Hotel Casıno  (3015 oda, yaklaşık

6000 yatak),  VENETIAN TOWERS Las Vegas (4024 oda yaklaşık 8000 yatak) EXCALIBUR Hotel Casino Las Vegas  (4008 Oda 8000 yatak),  PLANET HOLLYWOOD RESORT &CASINO (2600 oda – 5200 yatak), HARRAHS HOTEL  (2677 ODA -6000 yatak).

Bu tematik otellerin, adamıza geldiğini düşünün,  bu aşamada bir noktaya daha dikkatinizi çekmek istiyorum, Las Vegas`da olan bu sadece 6 otelin yatak kapasitesi 40 BIN. Bizim ülkemizdeki toplam yatak sayısı 22 BIN. Amerika`nın siyasi ve ekonomik gücü işte böyle ölçülebilir. Buna benzer otellerin bir gün adamızın Kuzeyine gelmelerine ve açılamlarına dair bir işaret verilmesi, ardına American Airlines’ın, Delta Airlines, Continental Airlines, Canada AIR,  British Airways, Lufthansa, Katar Airlines, ve diğerlerinin adaya  direk uçmasına olanak sağlayacaktır. Kıbrıs Sorunu ancak böyle çözülebilir. Siyasi erkin ve politik çıkarların doğru hareket etmesi ancak ekonominin çarklarının sağlam dönmesi ve dünyaya entegre olması ile mümkündür.  Amerika Kuzeyden Üs istiyormuş, bugün Amerika bu sermaye gücünü adanın kuzeyine getirecekse, Güney’de de İngiliz Üsleri var, varsın istesin. Yenidünya düzeni, yeni ufuklar, yeni siyaset anlayışı ve Kıbrıs Türkü`nü Türkiye’miz ile birlikte hak ettiği yere getirmek. Esas ülkümüz bu olmalı. Yeni havaalanları, yeni limanlar, yeni servis sektörü, dünya ile yarışan Üniversitelerimiz, , ekonomik zenginlik sadece Güneyden çıkacak doğal gaza bağlı olmamalı. Biz yeter ki ülkemizin dinamizmine, jeopolitik konumunun öneminin farkına varalım.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık