HUNKAR SAG GIYDIRME
Yrd. Doç. Dr. İsmet ESENYEL

Yrd. Doç. Dr. İsmet ESENYEL

26.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Siyasi gelişmeler ve turizm endüstrisindeki beklentilerimiz

Bilirsiniz ki, yıllardır kader birliği yaptığınızda ve bir hayatı paylaşırken acısı ve tatlısıyla bir rüzgarın etkisiyle bir kum tanesi misali veya bir yaprak gibi savrulurken o dostlar hep oradadır.

Her gün bir arada veya her hafta görüşmeniz gerekmez. Yıllar sonra sesini duysanız bile, hayata dair olan her beklenti ve her görüş sizinkilerle aynıdır.

Bugünkü yaşadığımız dünyada ise, dün ve bugün ise bugündür. Bu acı gerçeği daha birkaç gün önce çok acı bir şekilde ve inanın gönlümde çok büyük bir parçanın kaybolduğunu hissederek yaşadım. Konu günlük hayatımızda ve yeni dünyada şekillenen maneviyat duygusunun, maddiyat değerleri anlamında çok gerilerde kalması, çok içimi burkan bazı gerçek dünyaya dair bizlerin de öz Kıbrıs Türkü’nün değişmekte olduğunu kanaat getirdi.

Kimilerine göre bu çok normal çünkü geçmiş 42 yılda değirmenin altından çok sular akarken, kültürel ve sosyal değişim, bazı öz insanlarımızın bile karakter değiştirmesine sebebiyet verdi.

Sosyal statü anlamında çok yükseklerde olmanız gerekmez. Önce insan olmak gerekli tezini de unutmayalım. 74 öncesinde aynı köyde büyüyüp yaşadığınız kişiler, bu geçmiş kırk yılda olumlu anlamda bazı kazanımlar elde ederken, helalleri ile bir yerlere gelmiş iseler sorun yok zaten. Toplumumuz her zaman onları el üstünde tutmuştur, tutmaya da devam edecektir. Dikkat edin "kökten zengin veya onlar Güney’de de varlıklı kişiler idi” kelimelerini sıkça duyarsınız. Tam tersi, aniden zengin olmuş, size zenginlik taslayan kişiler de toplumumuzda her zaman soru işareti ile karşılanmıştır.

Bu arada beni üzen geçen hafta yaşadığım bir olayın ardından kendi enerjimi boşa tükettiğim izlenimine kapılmam oldu. Yıllarca yurtdışında yaşamış, sözde Avustralya kültürü almış, okumuş ama ailesinin kazandığı parayı yıllardır değerlendiremeyen bir çocukluk arkadaşımın bana talihsiz şekilde ağır konuşması oldu. Onun seviyesine inecek olsam, yaptığı hatanın herhalde farkına vardıktan sonra açtığı ikinci telefona cevap vermezdim. Ama gönlümde farklı yerlere koyduğum bu arkadaşım, çıkarları söz konusu olunca, cehaletini gizleyemiyor, size karşı çok kırıcı olabiliyordu. Belki de yıllardır sosyal statü gereği yerinde saymasının nedenlerinin farkında bile değildi ama gözümde ne olursa olsun o son hareketi ile beni kaybetmişti. Kendi kendime bir kez daha sordum bunlar kimin suçu idi?

Adil bir çözüm adamızda Rum'un her istediğinin yerine getirilmesi anlamında olmamalı.

Bu sosyal değişimin ve kültürel açılımın hem yararları ve maalesef erozyona uğrattıkları da var.

Bir kesim sanki 74 sonrasında sadece Rumların hakkı yenmiş, biz Kıbrıs Türk'ü hep kazanmış ve masadan kaçan yaramaz çocuk misali damga yemiş bir statüye büründürülmeye çalışılıyor.

Mağdurları oynayan Rum kesimine siyasi anlamda her türlü prim verilmiş, AB ve büyük güçler tarafından çok şımartılan bir komşu, tüm zenginliğini niye diğer komşusu ile paylaşsın ki?

Cumhurbaşkanımız Sayın Mustafa Akıncı sanki Türkiye dışında bir açılıma girecekmiş gibi kimse de bir kuşkuya kapılmasın çünkü konu Kıbrıs Türkünün kaderini belirleyecek olan aşamada biz yine et tırnak misali kopmayız ama kopacak olan taraf inşallah yine korktuğum gibi Güneyli komşularımız olmaz.

Toprak, Güvenlik, Garantiler tazminatlar konusu esas meselenin başrol oyuncuları. Siyasi duruşunu ve politik tecrübesini her zaman takdir ettiğim Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu "Hiçbir dış güç adada iki kesimden bir tanesinin mutsuz veya zorla kabul edeceği bir anlaşmayı empoze edemez. 2016 çok önemli ancak olmaz ise de biz gerekli alternatiflere hazırız” derken kesinlikle bunu bir tehdit unsuru olarak düşünülmemesi gerektiğini belirtti.

Artık uluslararası siyasi arenadaki yerini yaklaşık 60 yıldır işgal eden Kıbrıs sorununun bir ömür boyu devam etmeyeceğini, edemeyeceğini belirtti. Bu arada adanın tümünü yöneten iki cumhurbaşkanının arasındaki siyasi benzerlik ve dünya görüşü, artık anlaşsalar bile referandum sürecinde inisiyatifin halklarında olduğunu sürekli vurgular noktada olduklarının da altını çizmek lazım.

Anan Planı yalnız Rumlar için değil aslında Türk'ler için de sona erdi.

Rum kesimindeki özellikle bu hassas dönemdeki yapılan talihsiz açıklamalar siyasi psikoloji veya son yıllarda çok moda olan bir kelimeyle "Toplum mühendisliği” anlamında medya yolu ile bu gelinen aşama 10 yıl öncesinden farklı mesajı ve algısını geliştirmeye yönelik. Esas çekinerek izlediğim de bu oluşturulmak istenen tablo aslında. Bunu yaparken, Ada’nın kuzeyinde yaşam süren ve Annan Planı’nda büyük oranda evet diyen bir halka negatif yansımaları olduğunun da farkına varmaları gerekli. Halkların birbirlerine karşı olan güveninin tekrardan tesis edilmesi, bu aşamada esas olan en önemli faktör. İki medya tarafından güven artırıcı unsurlar ön plana çıkarılmalı. Bu arada Köfünye köyünde 42 yıl önce savaşta sökülen Atatürk büstünün bir Rum tarafından Geçitkale’de yaşayan muhtara teslim edilmesi inanılmaz bir mutluluğun doğmasına vesile oldu. Bu duyguda olan Güneyli Rum vatandaşını da tebrik ediyorum. Keşke hepimiz aynı duruşu her iki toplumda sergileyebilsek. Öyle olsa zaten bu sorun hiç kimsenin veya ülkenin katkısı olmadan hemen çözülür.

Bir yıl sonra turizm endüstrimiz ne olur?

İstikrar tetiğinin çekildiğini unutmamak lazım. Gittikçe kurumsallaşmaya çalışan, sektörün ihtiyaçları ve sorunlarını çözmeye yönelik, bürokratik engellerin azaltıldığı bir aşamaya geldik. Eminim ki, atılan bu güzel adımlar ve bilinçli doğrular, bizleri ülke olarak turizm sektörünün geleceği konusunda çok büyük bir beklenti ve olumlu düşüncelerin doğmasına sebep veriyor.

Doğrudur, değişimler biraz sancılı olur, ama bu süreci en az zarar ile atlatmasını bildik. Toplumumuza büyük bir değişimin başladığını hissettireceğiz. Bu değişim sadece bizim sektörümüzdeki kişilerin ve rol alan herkesin ister istemez takdirini kazanacak.  Burada yeter ki iyi niyetle, sadece ülkemizin çıkarları doğrultusunda hizmet aşkı ile yılmadan çalışalım.

Biz kenetlenirsek, yakın bir zamanda çok ciddi bir güç olarak farklı bir ışık yansıtan pozisyonda kendimizi bulacağız. Bir sene sonra ne mi olur? İnanın ki, yarın bugünden çok daha güzel olacak.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.