HUNKAR SAG GIYDIRME
Yrd. Doç. Dr. İsmet ESENYEL

Yrd. Doç. Dr. İsmet ESENYEL

19.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Tarihe yolculuk ve İtalya gezimiz

Hani uzunca bir zaman planladığınız ama gündelik hayatın getirdiklerinden dolayı bir türlü hayata geçiremediğiniz planlar olur ya; benim İtalya seyahati de bunun gibi bir şeydi. Bu bayram dönemini sadece 4 gün olacak şekilde sadece küçük İtalya diye isimlendirilen Roma - Floransa ve Toskana turunu alabildik.

Kısa, yorucu ama yine de bizi tatmin eden bir tur olacaktı ve öyle de oldu. Yaklaşık 35 kişilik bir grup ile İstanbul üzerinden yolculuğumuz Bayramın ikinci günü başlamıştı . 

Özellikle oğlumuz İtalya gezisini çok istiyordu ve ben onun adına bir o kadar daha heyecanlıydım. 

Roma büyük bir başkent 

Roma'ya uçağımız iner inmez; soluğu Collesium da aldık. İhtişam anlamında benim adeta başımı döndüren bu gladyatörler diyarı; tüm dünyanın akınına uğramış gibiydi. Almanlar, Japonlar, İngilizler başta olmak üzere en az on değişik ülkeden turist gördüğümü belirtmek isterim. Bu arada çok şanslı idik çünkü tüm seyahatimiz boyunca bizleri her attığımız adımda doğru yöneten annesi İtalyan, babası Türk rehberimiz Emre Bey, bu ihtişamlı başkent hakkında tüm bildiklerini anlatıyordu. 

O kadar güzel anlatıyordu ki sanki o döneme zaman yolculuğu içinde ışınlanıyor ve yine geri geliyordunuz. 

Romanın her yerinden tarih fışkırtıyordu. Triveno (Aşk) çeşmesi, İspanyol merdivenleri, Campo Marzio eminim daha önce gidenler beni teyit edecektir; sizlere her attığınız adımda farklı bir duygu selini yaşatıyordu. Anlaşılan oydu ki bu küçük gezimiz bizlere Pizzası, makarnası, dondurması ve Akdeniz mutfağı ile İtalya beklentilerimizi karşılar seviyede olacaktı. 

Yine her attığımız turistik bir adım; adeta kum atsanız yere düşmez misali turistler ile dolu idi. Bu arada her gittiğimiz yerde aklımda kalan üçüncü dünya ülkelerinden gelen (Afrikalı, Uzakdoğulu) işportacılar ve sokak satıcılarının da çokluğu idi. 

Günahlar şehri ve Vezüv Yanardağı'nın yok ettiği Pompeii 

İtalya gezimizin çok önemli bir bacağını da Pompeii antik kentine düzenleyeceğimiz yolculuk oluşturuyordu. Yaklaşık bir yıl önce filmini izlemiş ve çok etkisi altında kalmıştım. Büyük bir İmparatorluğun ticaret ve limanı ile de ayrıca önemli bir turizm merkezi idi. Romanın zengin, soylu, üst sınıf insanlarının zamanlarını geçirmek adına geldikleri bu büyük kent bir anda zevk, sefa, cinsel sapkınlık ve fuhuşun merkezi haline gelmişti. 

Bu tablo ılığında aylarca gemilerde kalan denizcilerin adeta cinsel ihtiyaçlarını geçirdikleri aşk evlerinde zamanlarını geçiriyorlardı. Bedenlerini satan kadınlar el üstünde tutulan Pompeii şehrinin önemli asetlerinden biri sayılmakta idiler. 

Allah'ın gazabı o kadar korkunçtu ki şehrin  sadece 8 km uzağında bulunan Vezüv dağının püskürttüğü Lavlar; birkaç saat içinde tüm şehri simsiyah bir kül bulutu altında oksijensiz bırakmış, kimisi boğularak, kimisi yanarak, kimileri de o anda ne yapıyorsa taşlaşarak ölümü tattılar. 

Pompeii aslında antik şehir anlamında dünyanın en önemli üç hazinesinden bir tanesi. Diğer ikisi ise Efes Antik şehri ve maalesef IŞID zulmünün yok etmek üzere olduğu Suriye'deki Antik Palmira şehri. 

Şehir bugünün en modern şekilde Design edilmiş kentleri gibi; büyük amfi tiyatrolardan hamamlara, kütüphanelere, aşk (genel) evlere; alışveriş merkezleri, dükkanlar, barlar, köy meydanları, evler, mansiyonlar vs. Şaşırmamak elde değil çünkü belediyecilik anlamında her türlü hizmet altyapısı düşünülmüş. Su drenaj, kanalizasyon, su sistemi, vs. 

Düşünün lavlar altında 1700 yıl kalmış, rastgele tarlasını süren bir çiftçi tarafından bulunmuş sanki dün yeryüzüne çıkarılmış bir ibret kenti. Allah'ın bahşettiği güzellikleri doğru yaşamak yerine sapkınlığa dönüşenlerin bu dünyada nasıl cezalandırılacaklarının en bariz örneği olarak karşımızda idi Pompeii. Geride birçok  soru işaretlerini de kafamızda bırakarak. 

Biraz hayal kırıklığı Floransa

Belki de bir şehrin beklentilerinizin altında kaldığının en bariz örneğini Floransa da yaşadık. Yalnız ben değil, tüm turumuzun içindeki herkes de aynı fikirleri taşıyordu. Bu arada çok elit ve kültürlü bir grup ile seyahat ettiğimizi belirtmek isterim. Floransa İstanbul alındıktan sonra buraya göç eden ressam, heykeltıraş, mimar ve şairin kurduğu, ayrıca özellikle Mediçi ve Papalık tarafından desteklenerek tarihi şekillenmiş bir tarihi şehir. Heykelleri (orijinalleri müzelerde) Santa Maria del Fiore Bazilikası, Meşhur Duomo, Piazza della Signoria, Leon Nero ve Uffizi galerisi; hakikatten Rönesans’ın başladığı öncü yerler. Ancak nerde ise tüm orijinal heykellerin yerini replikaların aldığını öğrenmek biraz bizlerde moral bozukluğuna sebebiyet veriyor... (Hz Davut) Aklımıza gelen tüm büyük sanatçıların (Michelangelo, Dante, vs) genellikle büyük heykeller müzelerde sergilenirken, özellikle Duomo ve yanındaki Cennete açılan kapı ve üzerindeki tasvirler gerçekten de insanı derinden etkiliyor. Floransa yaklaşık 4,5 tane tarihi yerin yanyana bir araya gelmesi ile meydana gelen bir alan. Beni çok etkilediler mi derseniz maalesef beklentilerimin altında kaldı Floransa.

Bu arada; destinasyon pazarlaması yaparken algı gelişimi ve etkisinin ne kadar önem arz ettiğini belirtmemde fayda var. Floransa o kadar çok büyütülmüş ki, en az tarihi, doğası, katedralleri ve 13. yy’dan kalma evleri ile hâl daha yaşayanların gelenekleri ile Ortaçağ uzantısını günümüze taşıyan Toskana; her şeyi ile gerçek İtalya.

Toskana denilen cennet

Giderken sağlı sollu yemyeşil vadiler boyunca uzanan binlerce dönüm ekili bağlar. Dünyanın en kaliteli şaraplarının yapıldığı “Chianti” bölgesinden geçerken; olabildiğince upuzun uzanan ‘Selvi Ağaçları’ sanki tablolardan çıkmışçasına sizleri selamlıyor. İki buçuk saat süren yolculuk boyunca Montericchi ve vakti zamanında soyluların aldıkları vergiler ile bölgeyi nasıl zenginleştirdiklerinin bilgisini veriyor rehberimiz. Öyle anlaşılıyordu ki Toskana bölgesi tüm güzelliklerini bize göstermek için biraz nazlanıyor gibiydi. Göz gözü görmeyen bir yağmur ile “Siena’nın Old Town” bölgesine doğru şemsiyelerimiz ile yürürken sanki Ortaçağdan günümüze ışınlanan kişiler gibi hissetmeye başlamıştım. En az 700 yıllık restoranlar, tuğla evler, turistik eşya satan (magnet, şövalyeler, resimler) dükkanlar ve dünyanın en iyi dondurmacısı ödülünü alan “Gelateria Dondoli.”

Dünyanın dört bir tarafından gelen kişiler bu en güzel dondurmalardan tatmak için sıraya girmiş en az yirmi beş dakika sırada bekledikten sonra enfes dondurmalar sizi karşılıyor. İnanılmaz bir lezzet ve “Gnokki Fungi Porchini.” Harika bir Ortaçağ geleneği ile pişirilen ev yapımı makarna ve bölge ormanlarından toplanan gavcar mantarının biraz zeytinyağı ile buluşan dansı.

Ristorante Peruca ise bildiğiniz şarap mahzeninin restorana dönüşmüş hali. Tıka basa dolu ve Chianti kırmızı şarabımız ile Gnokki son noktayı Pisa bölgesine doğru yola çıkarken bizlere sonsuz bir dinginlik veriyor
Gittikçe eğilen Pisa Kulesi

Yolculuğumuzun son durağı kültürel anlamda Pisa Kulesi ve hemen yanındaki Batishane ve kilise ile sonlanacaktı. Yol boyunca ilgimi çeken mola verdiğimiz duraklarda sunulan İtalyan gadtronomisinin (zeytinyağı, makarna, şarap) sergilenmeye çalışılması idi. Kahve ise bize Kıbrıs Con kahvemizi aratır konumda idi. 

Pisa Kulesi yaklaşık 700 yıllık ama geçirdiği tadilatlar ile en az o kadar daha ayakta duracak gibi... Yine her yerde olduğu gibi turistler bu yana yatmış kuleyi değişik şekiller vererek kendilerine tutmaya çalışıyordu. Güzel ve eğlenceli bir yolculuk yaşanıyordu ve herkes gibi mutluluğun ifadesi herkesin yüzüne yansımıştı.

Bu arada özellikle Toscana da Kıbrıs Ada'mızda mutlaka benzerlerini çoğaltmamız gereken “Agro-Village Tourism” özel turizm modelini bölge insanlarımızı eğiterek uygulamamızda fayda var. Büyük çiftlikler Avrupa ve Amerikalı turistlerin akınına uğruyor. Fiyatları da beş yıldızlı otellerden aşağı değil. Bu insanlar peynir, şarap ve diğer kültürel İtalyan yaşantısını öğrenirken günlük hayatın bir parçası da oluyorlar. Aklımda Yeşilırmak ve Karpaz bölgesi geldi. Gerçekten bizim neyimiz eksik derseniz “Turizm Bilinci ve onun arkasındaki engin insan sevgisi ile yoğrulmuş kültürel yansıma.”

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • taner ozdemir
    19.09.2016

    Bu yerleri bende birkac kere gorme firsatini buldum.Gorus ve dusuncelerinize tamamiyle katiliyorum.Kibrisa gelen turislerin paramizi harcayacak yer bulamiyoruz kumar ve... disinda en iyi bir cozum yolu olur

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.