Akacan Holding
Yrd. Doç. Dr. İsmet ESENYEL

Yrd. Doç. Dr. İsmet ESENYEL

09.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Turizm sektörümüzde, yerli üretim kullanma gereği

Yıllardır süregelen tartışmaların başında gelen bir konu turizm ve konaklama sektörümüzde yerli üretim kullanma ihtiyacı. Her kafadan bir ses çıktığını da söylemek mümkün aslında. Kimileri yabancı ürünlerin sektörümüzü domine ettiği ve yerli üretimin hemen hemen hiç noktasında kullanıldığı, kimileri ise, yerli üretimin standartlar noktasında eksiklikleri ve yabancı ürünlere karşı fiyat politikalarında yarışamadıkları yönünde.

Örnekleri çoğaltacak olursak, yerli ürünler otellerimizde hangi oranda kullanılıyor, uzun uzadıya giden açık büfelerde hiç Kıbrıslı ürünler veya yemekler yerini alıyor mu? gibi sorular benim de otelcilik yaptığım yıllarda her zaman kafamda soru işareti idi. Belli ürünlerin dışında maalesef oteller yerli üretimden ve ürünlerden açıkça uzak duruyordu. Ancak ben ısrarla yerli ürünleri çalıştırdığım otellerde hep kullanmak yönünde inisiyatif kullandım. Hiç de pişman olmadım açıkçası.

Ekonominin belkemiği, yerli üretimi çoğaltmak ve pazarlamaktan geçer

Yanılmıyorsam İngiliz ekonomisini şaha kaldıran hareketlerden bir tanesi Margaret Thatcher döneminden geçer. O dönemlerde kullanılan slogan “ Buy products which is British” idi. Yani İngiliz menşeli ürünler satın alın. Halkına açıkça çağrı yapıyordu İngiltere Başbakanı. Sebebi ise çok açık ve netti aslında. Öncelikle yerli müşteri ürünleri alıp kullanacak ve bu ürünlerin kalitesi bu süreç içerisinde gözlemlenirken dışarıya satışı daha güçlü olacaktı. Bir anlamda üreticilerin ürünleri test edilecek ve kalitesi onaylanırken, çarklar dönmeye başlayacak ve bu şekilde ekonominin canlanmasına da hız verilecekti. Öyle de oldu, yıllar boyunca İngilizler kendi kurdukları market zincirlerinde kendi ürünlerini halkı ile buluşturdular.

Yerli ürünlerimize karşı algı değişikliği şart

Geçen hafta Turizm ve Çevre Bakanlığımızın öncelikli konularından bir tanesi de bu yönde atılan adımların yönünü belirlemek adına yapılan toplantılar idi. Geçen yaz başlattığımız her büyük beş yıldızlı tesisin Kıbrıs geceleri organize etme sorumluluğu da böylece paylaşılmış oldu. Ne yapılacak bu gecelerde; tüm yerli üreticilerimiz pekmezcisi, şarapçısı, koza el işi örenler, Lefkara el işi üreticileri, hellim üreticileri, geceleri organize etme sorumluluğu da böylece paylaşılmış oldu. Ne yapılacak bu gecelerde; tüm yerli üreticilerimiz pekmezcisi, şarapçısı, koza el işi örenler, Lefkara el işi üreticileri, hellim üreticileri, zeytin ve zeytinyağı öreticileri, çeşitli reçel ve turşu üreticileri, bu gecelerde stant açarak bir şekilde yabancı turist ile buluşma imkânını yakalayacak. Toplantının İkinci gerekçesi ise, otellerin satın alma müdürlerini, sanayi odası, ticaret odası ve yerli üreticiler ile buluşturmak idi.

Çok da başarılı olduğunu söyleyebilirim çünkü herkes tam anlamı ile eteklerindeki taşı dökme fırsatı yakaladı. Ortak paydalarda buluşulan en önemli konu; yerli üreticilerimizin yeteri kadar kendi ürettiklerini pazarlayamadıkları, fiyatlar uygun olsa bile, otel yöneticilerinin bu ürünlerden haberi olmadığı kanaati oluştu. Evet bir anlamda doğru çünkü dünyanın en iyi ürününü yapın eğer ki sizin bu üretiminizden pazarda rol alanlar bundan uzak ise hiçbir anlamı kalmaz.

Daha sonraki konuların başını çeken ürünlerimizin standart kalitesi ile ilgili konuşmalar oldu. Benim son yıllarda gözlemlediğim, otellerimizin daha fazla yerli ürüne karşı sempati beslediği yönünde bir artışın olduğu yönünde. Özellikle temizlik ve sebze meyvede, üretim az olsa bile bu otellerimizin tercih sebebi başta yerli üretim gelmekte. Gıda üretimi çok kötü değil tercih anlamında ancak sanayi üretiminde çok ciddi sıkıntıların olduğu da aşikâr. Büyük gala organizasyonlarında yerli üretim olan içkiler ve gıda ürünleri maliyetleri düşüren en önemli faktör olarak göze çarpmakta ancak toplantıda da konuştuğumuz gibi, özellikle kahve ikramlarında artık bizlerin de geleneksel tatlarına öncelik verip ön plana çıkarmak gerekli. Diyeceksiniz ki kahve bir tiryakilik işi ama burada da ön planda olması gereken, yerli ürün algısını destekleyip onu ön plana çıkarmak olmalı. Bizim havaalanlarımızda ve diğer Türkiye’mizin belli başlı turistin olduğu yerlerde neden Kıbrıs yerli üretimi olan suvenir eşyalarından tutun da, hellime ve diğer ürünlerimizin olduğu dükkânlar açılmasın? Ortak bir Kıbrıs markası yani adının olacağı ve üreticilerin ürünlerinin bu raflarda satışa hazır getirileceği yerleri yapmak çok da zor değil. Amaç, yerli üretimi artırmak ve bu ürünlerin yalnız otellerimizde değil, yurt dışında da satışını gerçekleştirebilmek. Burada müşterek noktalarda buluşabilir ve sanayi odalarımız bir paydada buluşur ise, gerçekten tüm sektörümüz için yeni kapılar da açılacak.

Hepinize huzurlu, mutlu, soğuklardan uzak sıcak bir hafta geçirmenizi dilerim.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.