KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Yrd. Doç. Dr. İsmet ESENYEL

Yrd. Doç. Dr. İsmet ESENYEL

17.07.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Yıkılan Karpaz ahşap evleri ve hayaller

Bazen kendi kendine soruyor insan... Herhangi bir olay veya yaşadıklarımız karşısında şaşkına veya çaresizliğe kapılırken... Daha doğrusu olabilir miydi?

Bu duygularla geçirdiğim bir hafta oldu açıkçası... Sizin elinizde olmayan, doğrudan müdahil olamadığınız ama değiştirmek istediğiniz anlar veya yaşanmışlıklar var ya onun gibi bir şey.

Aylarca Turizm ve Çevre Bakanlığımızın yolunu tuttular, çare üretmeye çalışıldı, başarılı olunmadı. Alternatif yer gösterildi; beğenilmedi yerleri değiştirildi. Sessizce bu yerleri rehabilite edilirken; hep kendi içlerinde bir umut taşıdılar.

Demokles'in kılıcı bu kez çok keskin ve derinden kesiyordu. Kesiyorken de acıtıyordu. Başta Turizm ve Çevre Bakanımız Sn. Fikri Ataoğlu ve ekiplerimize herkese derdimizi ve çaresizliğimizi anlatıyordu... Kuzey Kıbrıs Adli makamları kararını çoktan vermişti “Dipkarpaz'daki kaçak yapılan (ancak 20 seneden fazla yaşam süren ve bölge insanımızın geçim kaynağı olan bu ahşap bungalow ve konaklama yerler) yıkılacaktı. Verilen süre de doldu ve yine hoş olmayan görüntüler ve olaylar zinciri birbirini izledi. Daha önce de belirttiğim gibi yapacak çok bir şey yoktu yıkılacaklardı. Öyle de oldu ve bu yerler yıkılmaya ve mühürlenmeye başladı.

Turistler konaklarken ters oldu

Başta mahkeme ve karar mekanizmaları verilen boşaltma ve tahliye işlemlerini en baştan itibaren en azından sezon çıkmadan önce verebilirlerdi. Kimse bu son karar zaten 75 gün önceydi demesin. 75 gün önce de turizm sezonu girmişti ve biz bakanlık olarak bu alınan kararın en azından sezon sonunda fiiliyata geçmesi için çok uğraştık ama başaramadık.

Bugünlerde televizyon ekranlarından bakıyorum herkes bilinçli veya bilinçsizce konuşuyor, bazı bilgiler verilerek halkımız şaşırtılmaya veya kafası bulandırılmaya çalışılıyor. Doğru değil bunlar açıkçası. Emeğinin karşılığını kazanmaya çalışan bu bölge insanının da mağduriyetini anlamak insanlık ve vicdan meselesidir.

Hiçbir kurum veya kuruluş bu olaydan direk ve tek başına suçlu değildir. Bir de daha önce üst düzey turizm yetkilileri de ekranlara çıkıp da Turizm Bakanlığı nerede demezler mi? Popülizm olur da bu kadar da olmaz açıkçası. Siz bu kadar yıl neden bu halkın haklarını savunmadınız veya savunamadınız? Neden bir arpa boyu siyaset üretmediniz? Böyle olacağı belli değil miydi? Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi açıkçası. En azından üstümüze düşen vazife gereği, bu bölgedeki halkımız ve işletmecilerle doğrudan temas ederek kendilerine uzun süren çalışma ve harcanan mesailerden sonra alternatif alanlar üreterek, bu kişilere artık yeni yaşam ve iş mekânları üretmeye başarabildik.

Ara başlığa dönecek olursam; en fazla canımı acıtan olaylardan bir tanesi; geçen yıl da olduğu gibi tekrardan odalarından zorla çıkarılan hem yerli, hem de yabancı turistler oldu.

Kim ne isterse söylesin; bu tamamıyla turizm adına doğru bir olay değildir. Bakanlığımızın ve diğer bakanlıkların (iç işleri) hakikaten eli kolu bağlandı. Ne yapabilirdik? Yargıya karşı gelip alınan mahkeme kararına karşı mı gelseydik? İşte bu aşamada da oradaki işletmecilerimize hak vermiyorum. Halk, devlet ve turistler karşı karşıya getirilmeyecekti.

Geçen yıldan verilen çabaların devletimiz tarafından ne kadar çok sonuçsuz kaldığını bizzat yaşamış birisiyim. En son yaklaşık bir ay önce yaptığımız bu bölgemizdeki işletmecilere “sakın rezervasyon almayın sonra herkes zorda kalacak” dediğimizi hatırlatmak isterim.

En başa dönecek olursak, böyle bir tatil hayalini kuruyorsunuz, doğa ile baş başa, sessizce, kafa dinleyeyim derken bir anda karşınızda çok farklı bir senaryo yaşanıyor ve sonunda kurban oluyorsunuz. Kurban; tatil imkânları ellerinden alınan (istedikleri bölgede) tatilciler... Bu mağduriyet “Kesinlikle odalarından çıkarılan turistlere alternatif yerler gösterilerek tatil yapmalarına imkân sağlanacak ve mağduriyetleri önlenecek” diyen Turizm ve Çevre Bakanımız Sn. Fikri Ataoğlu devletin üzerindeki yükü bir anlamda azaltmıştır.

Bu aşamada büyük resmî yakalamak lâzım diye düşünmekteyim. Karpaz bölgesi için başlattığımız yeni emirname değişiklikleri ve planlama stratejileri gerçekten bölge halkımız ve hedeflenen yapılaşma ÖÇKB (Özel Çevre Koruma Bölgesi), turizm gelişimi için büyük bir önem taşıyor. Tam anlamıyla ne zaman hayat bulur bu yapılacak olanlar? En kısa zamanda... Çok mu kolay? Hayır değil ama başlamak bitirmenin yarısı ise, biz de en azından onu yapıyoruz. Aldığımız karar gereği iki bölgemizde turizm çalıştayları iki bölgemizde süratle hayat bulacak.

Temmuz sonuna doğru 26-27 günlerinde önce Batı bölgemizde, bakanlık yetkililerimiz, bölgenin sivil toplum kuruluşları, sivil toplum örgütlerimiz, bölgedeki üniversitelerimizin temsilcileri bir araya geliyoruz. Lefke-Güzelyurt kıyı şeridi ve köylerini içine alan çok kapsamlı hareket başlatıyoruz. Köy köy bölgelerimizin mukayeseli avantajları ve turizm ürünleri konuşulacak, devlet siyasetini bölgelerimize yaymaya çalışacağız. Yapılacak olan bu model stratejik hamlelerle artık halkımızın bilinçlenmesi de sağlanacaktır. Neyin bilinci? Turizm sektöründen nasıl ekmek yiyebilirim bilinci ve anlayışı... Devlet gerekirse bu bölgelerdeki fonksiyonunu artırarak (birimler, ofisler açarak) sürekli tanıtım materyalleri, bölgede turizmden kazanç sağlayan kişiler ile istişareler içerisinde kalınarak her atılan adımın sonuç odaklı olması sağlanacaktır.

Çok iyi hatırlıyorum yaklaşık altı yıl önce benzer önerilerimi dönemin Turizm Bakanlığı yetkilileriyle paylaşmıştım ama “Kıbrıs çok küçük buna gerek yok” denilmişti. Neden gerek olmasın ki? Bölge turizm ofislerimiz fonksiyonlarını artırarak sürekli halk ile iç içe olacak ve onların sorunlarına anlık çözüm bulabilmek adına gerekli her şey yapılacak... Böylelikle; sürekli esnafımız kendini anlatma imkânına kavuşacak. Güzelyurt - Lefke bölgelerimizden sonra hiç zaman kaybetmeden Karpaz bölgemiz için de aynı kurultayı gerçekleştireceğiz.

Karpaz bölgesi pansiyoncuları ve çare

Hepsi pırıl pırıl, ekmeğinin peşinde olan kişiler. Yıllar önce Kalkınma Bankası2ndan borç almışlar, şimdilerde ise çoğu pişman. Hiçbir bilirkişinin kendilerini doğru yönlendirmediğinden şikâyetçiler. Bakanlığa çağırdık ve soruyorum “siz bu kredileri alırken en azından attığınız imzalarınızın üzerinde ne yazıyor okumadınız mı?” İçlerinden bazıları öz eleştiri yapıyor... ‘Bize öyle anlattılar ki bu eko köy pansiyonculuğu ile zengin olacağız dediler biz de hiç düşünmeden imzaladık’... Hem üzüldüm hem de canım sıkıldı açıkçası. Bugünlerde bu kişilere tekrardan kredi ve faiz destekli borçlandırma imkânını yaratacağız. Değişik ticari bankalarla toplantılarımızı sonlandırdık ve en yakın zamanda projelerini sunma karşılığında bu kişilere tekrardan yeniden yapılanma hakkı vereceğiz.

Açıkçası TC Kıbrıs Kalkınma Ofisi’nce bize verilen maddi imkânlar çerçevesinde adımlarımızı atıyoruz. Bu imkânları sunan TC yetkililerimize de çok teşekkür ederim. En azından hep birlikte bu kişilere tekrardan ümit veriyor olacağız işlerini devam ettirebilmek adına...

Altı aylık istatistiklerimizde (otel konaklamalarında)  0’luk bir artış olduğunu tüm kamuoyuna bu satırlardan belirtmek isterim. Tüm veriler, gelen yolcu, gelen turist, konaklama oranları, doluluklar, vs zirveye taşındı. Emeği geçen herkese saygı ve sevgilerimi sunarım. Kuzey Kıbrıs turizmi adına çalışmaya devam edeceğiz.

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.