1958'de, Yunanistan'ın bir propaganda pulu:

Daha önce çeşitli yazı ve konferanslarımızda Yunanlıların propagandayı çok iyi bildiklerini, biz Türklerin ise bunu beceremediğini ileri sürmüştüm.

Bu aslında iki ulus arasındaki karakter-mizac farkından ileri geliyordu. 1870’te İstanbul adlı kitabında İtalyan yazar ve gezgin Edmondo de Amicis, İstanbul Rumları ile Türkleri anlatırken; Rumların her an kendini göstermeye çalışan, ben buradayım diyen, hareketli, şımarık, Türklerin ise içine kapanık, düşünceye dalmış ve gösteriş yapmayan tipler olduklarını anlatmıştı. Bu doğal olarak o milletlerin politikasına da yansıyordu.

Rum-Yunan ikilisinin kendini haklı göstermek için ileri atılan, her türlü propaganda malzemesini kullanan, yaygaracı özelliklerde bulunurken, Türkler savunmada, propagandayı tam beceremeyen, anlık tepki gösteren veya sessiz kalan yapıya sahipti.

Türklerin propagandayı bilmeyişlerinin bir kanıtı da bu sözcüğün Türkçe türetilmiş biçiminin bulunmayışı, İtalyanca-Fransızca dillerinden alınmasıdır. O şeyi bilmiyorsanız veya sizde yoksa, sözcüğü de bulunmaz, üretenden, yapandan alırsınız.

Yunanistan’ın her türlü alanda ve özellikle siyasette yürüttüğü propagandanın temeli daha çok Türk ve Türkiye karşıtlığına dayanır.

Yunan kilisesi de bunu destekler. Yunanistan’dan Türk-Türkiye karşıtlığını ve kilise propagandasını çıkarsanız, Yunanlılık çöker.

Bizde ise baskın ve doğrudan özel bir Yunan karşıtlığı siyaseti yoktur. Siyasal gelişmelere göre verilen anlık, dönemlik tepkiler vardır.

Türk edebiyatında Yunan imgesini inceleyen Yunanlı Herkül Milas, Türk edebiyatında Yunan imgesinin gergin ve savaş dönemlerinde kötü, normal dönemlerde iyi veya her türlü biçiminin görülebildiğini, Yunan edebiyatında ise Türk imgesinin hep siyah-kötü şekillendiği/şekillendirildiğini kaydeder.

Geçenlerde arşivimde bulunan ufak bir dergide, 1 Ekim 1958 tarihli Pul Mecmuası’nda bir haber dikkatimi çekti. Haberin başlığı şuydu: “Niçin? / Her Saniye Yüreğimizi Titreten Kıbrıs İçin Neden Bir Pul Çıkarmıyoruz?” Bu başlığı atmanın sebebini verilen haberi okuyunca anlıyoruz.

Yine bir Yunan propagandası söz konusu. Konu şu: 1958’de Kıbrıs’taki olaylarla ilgili bir rapor hazırlanır ve İngiltere parlamentosu bu raporu inceleyip Yunanlıların istediği şekilde kabul etmez. Buna çıldıran Yunanistan işi yaygara ve propagandaya döker.

Yunanistan Posta İdaresi hemen bir pul basar. Pula, İngiliz parlamentosunun kendi hoşlarına gitmeyen resmi raporunu koyar ve raporun üzerine çamur atılmış şekilde bir fotoğraf yerleştirir. Böylece raporu kabul etmediklerini ve İngiltere’yi protesto ettiklerini, zamanın en çok kullanılan aracı posta puluna yerleştirerek kamuoyunu etkiler.

Bu propaganda kuralları içinde akıllıca ve kurnazca hazırlanmış, iyi bir propaganda malzemesidir. Fakat buna karşılık Türkiye’de herhangi bir karşıt propaganda ürünü üretilmemiştir. İşte Pul Mecmuası idaresi de bunun üzerine,“biz niye bir Kıbrıs pulu basmıyoruz?” diye, Türkiye Posta İdaresi’ne soru sorar. Hatta pulun içeriğini, şeklini bile tavsiye eder. 1958’de Kıbrıs’ta kullanılan Kıbrıs haritalı pulların benzerini Türkiye’de basmayı ve pulun sol tarafına Türk bayrağı, sağ tarafına ise Atatürk’ün portresini koymayı önerir.

Bildiğim kadarıyla o dönem bizlerce böyle bir pul basılmadı. Yani o zamanki Yunan propagandasına cevap verilemedi. Yunanlılar ve Rumlar özellikle Barış Harekatı’nın ardından böyle pullar bastılar.

Prof. Dr. Ulvi Keser’in hem bu konuda, hem de Kıbrıs Türk postası konusunda kıymetli çalışmaları mevcut ve onlara bakılabilir. Benim burada son sözüm, 2014’te Barış Harekatı’nın kırkıncı (40) yılında pul veya başka ürünlerde doğru düzgün tanıtıcı üretim, propaganda malzemesi basamayışımız olacaktır.

YORUM EKLE