2020 yılı hayat pahalılığı ve maaş artışları

KKTC de 2020 yılı,12 aylık toplam hayat pahalılığı (enflasyon oranı)  yüzde 15.03 olarak gerçekleşti.

Geçen yılki toplam enflasyon oranı ise yüzde 11.66 idi. Görüldüğü üzere, bu yılki toplam enflasyon oranı, (15.03))  geçen yılki oranın yüzde 3.37 üstündedir. Bunun en önemli nedeni, döviz kurlarında yaşanan yükselme ve bunun piyasa fiyatlarına yansımasıdır. Bizim enflasyon endeksimiz ve mal ve hizmetlerin ağırlıkları döviz kurlarına oldukça duyarlıdır.

Türkiye’de ise, 2020 yılı 12 aylık toplam enflasyon oranına baktığımız zaman ise, yüzde 14.60 olarak gerçekleşmiştir. İki Ülkeyi karşılaştırdığımızda, bu yıl KKTC deki 12 aylık toplam enflasyonunun, az bir farkla Türkiye den yüzde 0.46 fazla çıktığını görüyoruz. Nerdeyse oranlar birbirine çok yakın çıkmıştır.

Pandemi krizi nedeniyle açıklanan ilk ekonomik pakette, 6 aylık enflasyon oranının yani yüzde 4.38’ in sadece ilk 2 ayı olan yüzde 2.33 oranında kamu çalışanları ve emekliler maaş artışı almış, asgari ücretliler ise hiç artış almamıştı.

Geçtiğimiz günlerde yapılan yüzde 11-12 oranındaki devlet harçları zammı da, ülkede pahalılığı artıracak ve dar gelirlilerin satın alma gücünü düşürecektir. Bu zamlar, her yılbaşı enflasyon oranında artırılıyor denebilir ama bu yıl pandemi koşulları var ve birçok kişi işsiz kalmış ya da maaşı düşmüş durumdadır. Bu konunun dikkate alınması gerekiyordu. Devletin de gelire ihtiyacı var ama bu koşullarda ya hiç zam yapılmaz veya çok daha az oranda zam yapılabilirdi.

Bir başka konu da, Emlak vergileri metre kare başına 2 TL den, 3 TL ye çıkarıldı. Emlak vergilerini Belediye’ler topladığı için, onlar için bir katkıdır. Ayrıca, yerel gelirlerde yeterli artış olmadığı için, Belediyelere yeterli katkı yapılmamaktadır. Ancak, bu artış oranı pandemi koşullarında fazladır. Hükümetin, dar gelirliler için hayatı ucuzlatacağız, söylemleri yapılan bu zamlarla çelişmektedir.

Öte yandan, Emlak vergileri veya diğer başka vergileri artırmak için, yasa yapılması gerekmektedir. Bu zamların Kanun Hükmünde Kararname ile Bakanlar Kurulu tarafından yapılması doğru değildir. Anayasa’ ya göre vergi artırılması veya yeni vergi konması için yasa yapılması gerekmektedir. Bu yüzden, emlak vergilerindeki bu artış yasa yapılmadığı takdirde, Anayasa’ ya aykırı olacaktır.

Yazıma son verirken, Konuya, ekonominin geneli açısından da bakmak istiyorum. Ülkemiz ekonomisi içinde oldukça fazla ağırlığı olan devlet ve yerel yönetimlerde çalışan veya emekli olan büyük kitlenin maaşlarında bu yılın ikinci 6 ayı için gerçekleşecek yüzde 10. 65 maaşartışı, ilk 6 aya göre, daha yüksektir. Ayrıca, özel sektörde durumu iyi olan, işletmelerin de çalışanlarına maaş artışı yapması, özel sektörde çalışanları da bir nebze olsun rahatlatacaktır. Özel sektör çalışanları da, ağır ekonomik şartlardan ve pahalılıktan dolayı çok zor durumdadır.

Asgari ücret cephesinde de, çalışanlar iyileştirme beklemektedir. Yaklaşık 1 yıldır asgari ücrete artış yapılmamıştır. Dövizin artması ile birlikte, ülkede pahalılığın daartması, dar gelirlileri perişan etmiştir.Net Asgari ücret, şu anda yaklaşık 3600 TL olan açlık sınırının altında kalmıştır.

Gerçekleşen 1 yıllık yüzde 15 enflasyon oranının (Hayat Pahalılığı) asgari ücrete yansıtılması gerekiyor. Ancak, asgari ücrete yapılacak zammı, ekonomik durumu bozulduğu için,  uygulayamayacak olan küçük işletme ve esnafa devletin kira, elektrik, sosyal güvenlik prim desteği ve ücret desteği sağlaması büyük önem taşımaktadır. Yoksa bu durumda olan işverenler bu desteği almazlarsa, ya asgari ücreti artırmayacaklar ya da işçi çıkarma yoluna gidebileceklerdir.

Öte yandan, Pandemi krizi nedeniyle, ülkede işini kaybetmiş veya maaşı çok fazla azalmış binlerce kişi de bulunmaktadır. Bu kitleye de işsizlik ödeneği veya ücret katkısı sağlanmalıdır.

Küçük işletmelere ve esnaflara yönelik, cazip kredi ve yeterli hibe desteklerinin verilmemesi, işlerin kötü gitmesi, onların borçlarını da artırmaktadır. Birçok sektörde işlerin bozulması, işsizlik ve iflasları artırmakta, fakirleşmeyi büyütmekte, zincirleme etkisi ile ekonominin bütününü etkisi altına almaktadır. Bu arada, ekonominin daralması ve talebin düşmesi de devletin vergi, fon gibi yerel gelirlerini de azaltacaktır. Bu durumda, hem piyasa hemde devlet büyük sıkıntı yaşayacaktır.

Beklentimiz, Dünyada ve Türkiye de, ekonomideki, siyasetteki ve sağlıktaki gelişmelerin,  döviz kurları ve petrol fiyatlarını daha fazla artırmaması ve Covid-19 aşısının süratle uygulanmaya başlamasıdır. Aksi halde, virüs tehditinin devam etmesi, döviz ve petrol fiyatlarının artması, ekonomimizi ve halkımızı büyük sıkıntıya sokacaktır.

YORUM EKLE

banner75