2022 KKTC- TC Ekonomik Protokolü

   2022 KKTC-TC İktisadi ve Mali İşbirliği anlaşması ( protokol) geçtiğimiz perşembe günü imzalandı. Bugünkü yazımda, protokolün içeriğini, 2 ülke yetkililerinin yaptıkları açıklamalara göre, ana hatları ile değerlendirmeye çalışacağım.
   Çünkü, yazımın yazıldığı sırada, anlaşmanın içeriği henüz açıklanmadığı için, detayları ile ilgili değerlendirme yapamıyorum. Protokolde, özellikle KKTC’nin ev ödevlerini’ merak ediyorum. Ülkeye sıcak para akışı anlamında atılacak adımları görmek istiyorum.
   Söz konusu anlaşmanın yaklaşık 8 aylık bir süresi kalmıştır. Umarım, KKTC tarafından yerine getirilmesi beklenen eylemler ve taahhütler gerçekleşir ve açıklanan kaynaklar ülkeye zamanında ulaşır.
   Yapılan bu anlaşma, sadece 2022 yılı için geçerlidir. KKTC ve Türkiye arasında toplamda 4.250 milyar  tutarındaki hibe ve kredileri içeren İktisadi ve Mali İş Birliği Anlaşması çerçevesindeki Hibeler  toplamı, 3.2 milyar TL, krediler toplamı da 1milyar 50 milyon TL’dir. Geçen yılki ekonomik protokoldeki toplam rakam ise, yaklaşık 3.25 milyar TL idi.
   İmzalanan bu Anlaşma ile, Türkiye Cumhuriyeti, 2022 yılında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne Hibe olarak, savunma için yaklaşık 940 milyon TL, altyapı projeleri ve Reel sektör harcamaları için yaklaşık 2.164 milyon TL, faaliyet ödenekleri için de 96 milyon TL destekte bulunacaktır.
   Ayrıca, kredi olarak da, Cari bütçe açığına katkı ve diğer kamu harcamaları için de toplam 1 milyar 50 milyon TL tutarında destek sağlanacaktır. Bunun 500 milyonu cari bütçe açığına katkı, 100 milyonu diğer kamu harcamaları için, 450 milyon TL ise reform destek ödeneği olarak ayrılmıştır. Diğer bir deyişle, bahse konu reformlar yapılmadığı zaman, bu ödenek de gelmeyecektir.
   Bütçe açığı ve diğer kamu harcamaları için ayrılan 1 milyar 50 milyon TL tutarındaki katkı, ekonominin daraldığı bu dönemde önemlidir. Ancak, bu rakam geçen seneyle hemen hemen aynıdır. Yaşanan devalüasyon ve enflasyonu dikkate aldığımızda, daha fazla kaynak ayrılabilirdi.
   Bütçe açığına, diğer kamu harcamalarına ve reform destek ödeneğine yapılacak katkı, hibe değil, kredi olarak kullandırılacaktır. Türkiye’nin yaptığı kredi destekleri borç olarak yazılmakta, ama bugüne kadar geri ödenmesi talep edilmemektedir.
   Reel sektör projelerindeki rakamların yeterli olup, olmayacağı ülkemizdeki sektörler tarafından da merak edilmektedir. Ekonominin daraldığı böylesine kriz dönemlerinde,  üretimi ve istihdamı artıracak projelere daha fazla kaynak ayrılması ekonomik akla daha uygun olmaktadır. Özellikle, alt yapı yatırımlarında, yerli müteahhitlerin ve şirketlerin devrede olması, ülke içinde katma değer ve gelir yaratma anlamında olmazsa olmazdır.
   Türkiye’ den gelecek kaynaklarla, küçük esnaf ve işletmelere ihtiyaç duydukları başta hibe olmak üzere diğer katkılar yapılmalıdır. Bunun yanında, özel sektör çalışanlarına ücret desteği katkısı yapılmalı, işsizlik fonları, sosyal güvenlik fonları, desteklenmeli ve reel sektörün ayakta kalması için  elektrik, sosyal güvenlik katkısı gibi benzeri desteklerde bulunulmalıdır.
   TC ve KKTC yetkilileri tarafından yapılan açıklamalara göre, protokolde, Lefkoşa ve Güzelyurt’ a yeni hastaneler yapılması, sağlık alanında teknik cihaz yatırımları, 2 tane mobil elektrik santrali alımı, itfaiye ve karakol binaları yapımı, e- devlet projeleri, belediye altyapılarına katkı, yol projeleri, sanayi bölgelerine alt yapı katkısı, Mesarya ve Güzelyurt ovaları sulama projeleri, çocuk ve gençlik merkezi projeleri, sanayi ve turizm sektörüne proje destekli kısmi hibe destekleri, yeni cumhurbaşkanlığı ve meclis binaları yapımı gibi projelerin finanse edileceği belirtildi.
   Burada özellikle belirtmek istiyorum ki, bu kadar kriz ortamında Cumhurbaşkanlığı ve Meclis binası yapımı acil değildir. Buraya harcanacak kaynak farklı alanlardaki ihtiyaçlarda kullanılabilir. Bizim yetkililerimizden beklentimiz bu konuyu Türkiye yetkilileri ile paylaşmalarıdır.
   Doğrusu, bu binalara harcanacak kaynağın, eğitime, sağlığa, esnafa, çiftçiye, hayvancıya, turizme, işletmelere, işsizlik ve sosyal güvenlik fonlarına, sosyal yardım ve engelli maaşı alanlara katkı olarak harcanmasıdır.
   Netice itibariyle, Ekonominin daraldığı, işsizliğin arttığı, işletmelerin birçoğunun cirosunun düştüğü böylesi bir kriz ortamında, protokole göre gelecek kaynakların ülke ekonomisine dahil olması gerekmektedir. Bunun için Hükümet taahhüt ettiği ev ödevlerini yerine getirmek zorundadır. Aksi halde, bundan hem halk, hem de işletmeler olumsuz etkilenecektir.
   Ekonomik protokolleri imzalamak elbette önemlidir. Ama, daha da önemlisi, protokolde taahhüt edilen eylem ve icraatların her iki tarafça yerine getirilmesi ve gelmesi gereken kaynakların da ülkeye zamanında ve eksiksiz ulaşmasıdır.
   Hatırlanacağı üzere, geçen yılki toplam kaynak, 3,250 milyar TL idi. Ancak toplamda gelen kaynak, 1.833 milyar TL olmuştu. Yani gelmesi gereken kaynağın yaklaşık yüzde 55’i gelmişti. Geçen yıl, protokole yazılan KKTC taahhütlerinin hiçbiri yerine getirilmemişti. Bu bağlamda, protokole yapılabilecek şeyler yazılmalıdır. Yapılamayacak şeyler yazıldığında, hem ülkeye yeterli kaynak gelmemekte, hem de mahcup olunmaktadır.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104