23 Nisan kutlamaları nasıl çocuk bayramına dönüştü?

Kendimi bildim bileli hem Türkiye’de, hem de Kıbrıs’ta “Çocuk Bayramı” olarak kutlanan bir 23 Nisan’ı daha geride bıraktık. Bizlere öğretilen, 23 Nisan’ın, ulu önder Atatürk tarafından, “Çocuk Bayramı” olarak çocuklara armağan edildiğidir. Nitekim bu nedenledir ki, 23 Nisan’larda, “dünyada çocuklara armağan edilmiş olan tek bayramın ulusumuza ait olduğu” yazılı ve görsel basında sık sık dile getirilir.  Fiilen oluşmuş bulunan bu gerçeğe rağmen, son yıllarda, kendilerine “derin tarihçi”, “öteki tarihçi”, “kayıt dışı tarihçi”, “alternatif tarihçi”  gibi isimler veren ve böyle olduklarına da inanan! bazı kişiler, “Çocuk Bayramı”nın da Atatürk tarafından çocuklara armağan falan edilmediğini, bunun “resmi tarih” tarafından “Türk toplumuna yutturulmaya çalışılan koskoca bir yalan olduğunu” sık sık açıklayarak akılları sıra “Atatürkçü ezberi bozduklarını” iddia etmişlerdir. Dolayısıyla konu üzerinde bir kere daha durulmasında fayda vardır.
   Belli tarihler ancak kanunlar tarafından milli bayram olarak ilan edilebildiklerine göre konuya ilk önce mevzuat açısından bakmak gerekir. Şöyle ki, günümüzdeki adı “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olan bu bayramla ilgili ilk düzenleme 1921 yılında yürürlüğe giren “23 Nisan’ın Milli Bayram Addine Dair Kanun”dur. Adından da anlaşılacağı gibi, bu kanunda “çocuk” ve “ulusal egemenlik” sözcükleri geçmemekte ve kanunun “Çocuk Bayramı” ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Kanun sadece  “TBMM’nin açıldığı tarih olan 23 Nisan’ı “Milli Bayram” olarak ilan etmektedir. 1 Kasım 1922’de saltanat kaldırılınca, 1 Kasım “Milli Hakimiyet Bayramı” olarak kabul edilmiş ve “egemenlik (hakimiyet)”  kavramı konunun içine bu şekilde dahil olmuştur. Ama dikkat edilirse, ortada hâlâ “çocuk” ve “çocuk bayramı” sözcükleri yoktur.

 

Cemiyet çalışmaları


   Pekiyi mevzuatta durum böyleyken, 23 Nisan nasıl “çocuk bayramı” olarak kutlanmaya başlanmıştır? 23 Nisan’ın “Çocuk Günü” veya “Çocuk Bayramı” olarak kutlanmaya başlamasında, aslında, o zamanki adı  “Himaye-i Etfal Cemiyeti” olan ve 1935 yılında “Çocuk Esirgeme Kurumu” adını alan cemiyetin çalışmaları çok önemli bir rol oynamıştır. Şöyle ki;  temel amacı, gazi ve şehitlerin çocukların bakımlarını sağlamak olan bu cemiyet, Meclisin açılmasını izleyen yıllarda, çocuklar için gelir elde etmek amacıyla yoğun faaliyetlere girişmiştir. Bu amaçla, 23 Nisan’da pullar çıkaran, 24 Nisan 1924 tarihinde de çocuklara rozet takılarak bağış yapılmasını isteyen bu cemiyet, 23 Nisan 1926’da ise, “23 Nisan Türklerin Çocuk Günüdür” çağrısıyla, esnafa, o gün elde edeceği gelirin belli bir oranının cemiyete bağışlamaları çağrısında bulunmuştur. Böylelikle, tarihimizde ilk defa 23 Nisan tarihi ile “çocuklar” arasında bir bağ kurulmuş ve söz konusu cemiyet,  kutlama programlarını da daha örgütlü hale getirmiştir. Nitekim, 1927 yılındaki kutlamalar, Mustafa Kemal Paşa’nın himayelerinde gerçekleştirilmiş, Paşa arabalarından birini çocuklara tahsis etmiş ve Cumhurbaşkanlığı bandosunun da, Cemiyet’e ait olan ve “Çocuk Sarayı” adı verilen bir binada konser vermesini sağlamıştır. Daha sonraki yıllarda ise, cemiyet, kutlamaları kır gezileri, çeşitli yarışmalar, çocuklara hediyeler verilmesi, çocuk alaylarının kurulması ve ailelerin de bu kutlamalara katılması yönünde genişletilmiştir. Bütün bu olumlu gelişmelerle beraber, 23 Nisanların bir “Çocuk Bayramı” olarak kutlanması hem çocuklar, hem de aileleri tarafından beklenir olmuştur. Bu yoğun ilgiyi fark eden cemiyet, 1929 yılında aldığı bir kararla, 23-30 Nisan arasındaki günleri “Çocuk Haftası” ve 23 Nisan’ı da “Çocuk Bayramı” olarak kutlayacağını kamuoyuna ilân etmiştir. Nitekim, bundan sonraki bütün kutlamalar Atatürk’ün himayelerinde gerçekleştirilmiştir.1933 yılına gelindiğinde ise, kutlamalar, çocukların ileride sorumluluk alacakları bilincine sahip olmaları yönünde etkinleştirilmiştir. Nitekim çocukları ilk defa 1933’de makamında kabul eden Atatürk, yerinden kalkarak makamına çocukları oturtmuş, onlara sorular ve ileride neler yapmak istediklerini sormuş ve onlarla sohbet etmiştir. Bilindiği gibi, Ulu Önder’den gelen bu uygulama günümüzde de sürdürülmektedir.
 

Çocuklarımızla nice 23 Nisan’lara

 

23 Nisan’ın çocuk bayramı olarak kutlanması 30’lu yılların ortalarına doğru artık olağan bir kutlama haline gelmişse de, 1935 yılının Mayıs ayında çıkartılan  “Milli Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun”  23 Nisan’ı yine sadece “Milli Hakimiyet Bayramı” olarak kabul etmiş ve “Çocuk Bayramı” olarak düzenlememiştir. Ama 23 Nisan, Bayramın resmî isminde yer almamasına rağmen, “Milli Hakimiyet Bayramı” ile beraber, “Çocuk Bayramı” olarak kutlanmaya devam etmiştir. Özellikle, TRT’nin 70’li yıllar içinde yapmış olduğu atılımla uluslararası bir nitelik kazandırılan 23 Nisan, Milli Güvenlik Konseyi’nin 1981 yılında yaptığı kanun değişikliği ile beraber, “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adını almıştır.
   Görüldüğü gibi, Atatürk’ün, “23 Nisan’ı çocuklara bayram olarak armağan ettim!” diye bir sözü yoktur. 23 Nisan’ı “çocuk bayramı” olarak milli bayramlar arasına alan bir kanun da çıkarmamıştır. Ama, “23 Nisanlar”ın  “çocukların bayramı” olarak kutlanması için elinden gelen her şeyi yapmıştır. Yapılan her türlü organizasyonu maddi yönden desteklemiş, gereğinde, devlet imkânlarını bile seferber etmeye çalışmıştır. Manevi açıdan çocukları ve öğretmenlerini hep himaye etmiş, desteklemiştir. Atatürk’ün bütün bu yaptıklarını o zamanlar, “ne gerek var?  Yüzlerce hasta ve aç çocuk varken siz masraf ve kutlama yapıyorsunuz!” diyerek eleştirenler, bugün de  “Atatürkçü küfeyi sırtımızdan atalım!” nidalarıyla 30 Ağustos’ların, 29 Ekim’lerin, 19 Mayıs’ların kutlama şeklini değiştirmiş olsalar da, “23 Nisan” çocuk bayramı olarak kutlanmasını engelleyememişlerdir. Kim ne derse desin, 23 Nisan Çocuk Bayramı, Atatürk tarafından çocuklara armağan edilmiş olan bir bayram olarak toplumsal hafızamıza kazanmıştır ve öyle de kalacaktır. Açık bir ifadesiyle olmasa da, “23 Nisan’ın” Atatürk tarafından bir çocuk bayramı olarak çocuklarımıza armağan edildiğini ve çocuklarımız tarafından ne kadar büyük bir coşkuyla kutlandığını en duygulu bir biçimde her 23 Nisan’da Anıtkabir’de görmek mümkündür. Önemsediğimiz, önemsediğimizi hissettirmek zorunda olduğumuz, güvendiğimiz, saygı ve sorumluluk duygusu aşılamak için eğittiğimiz çocuklarımızın, her 23 Nisan’da Anıtkabir’de Atalarının huzurunda sergiledikleri tablo gerçekten bizleri mutlu kılan ve gözlerimizi yaşartan bir tablodur. Çocuklarımızla nice 23 Nisanlara.

 

YORUM EKLE