37. yıldönümünde Erdoğan’lı Maraş’ın simgelerine dikkat!..

 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) kuruluşunun 37’inci yıldönümü çeşitli etkinliklerle coşkuyla kutlanıyor. Bugün aynı zamanda Geçitkale-Boğaziçi çarpışmalarının 53’üncü yıldönümü… Yarım asır önce her iki köyümüze ‘aç kurtlar’ gibi saldıran Rum-Yunan birlikleri 24 Türkü şehit etmişlerdi. EOKA Lideri Grivas’ın komutasında Yunan askerlerinin de desteğiyle o dönemde Lefkoşa-Limasol anayolu üzerinde tek Türk köyü olan Geçitkale yakılıp yıkılmış ve Türk uçakları ihtar uçuşu yapmak zorunda kalmıştı. Dönemin Türkiye Hükümeti Başbakanı Süleyman Demirel’in, Yunanistan’a ilettiği sert bir nota ile Grivas ve saldırgan Yunan kuvvetleri Ada’dan çekilmişti…

   Özetle Kıbrıs Türk halkı, devlet sahibi olabilme sürecinde çok acı ve ıstıraplar çekti, yüzlerce şehit verdi. Silah zoruyla 103 köyden kovuldu, göçmen hayatı yaşadı. Utanç barikatlarında horlandı, sineye çekti. ‘Mücahitler mevzi yapabilir’ gerekçesiyle çimento, demir, kereste ve hatta çivi bile çivi bile verilmedi. Tek elini uzatan, yardım eden, direnişimiz için katkı koyan Anavatan Türkiye oldu. Halen devam etmekte olan insanlık dışı ambargolar, aslında 1964 yılı başından itibaren uygulanmaya başlamıştı. O günlerden bu yana Rum liderliği ile aynı zurnayı üfleyen içimizdeki bir grup ‘manda sevdalısı’ bunları da biliyor mu?

   Gelelim günümüze… 15 Kasım 1983’te Cumhuriyetin ilanı kararı oybirliğiyle alındı ve dönemin Cumhurbaşkanı merhum Rauf Denktaş tarafından dünyaya duyuruldu. Dr. Küçük, Rauf Denktaş ve Osman Örek el ele vererek, kol kola girerek halkı selamladı ve mahşeri kalabalık cumhuriyetin kurulmasını coşkuyla alkışladı. Türlü sorunlarımız olmasına rağmen, bugün de aynı coşkuyu yaşıyoruz. Başta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere; Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve birçok davetliler de törene katılıyorlar. KKTC’nin 37’inci kuruluş yıldönümü, bir başka anlam ifade ediyor ki, o da Maraş açılımıdır. Türkiye ve KKTC Cumhurbaşkanları Recep Tayyip Erdoğan ile Ersin Tatar ve konuklar,’Hayalet Kent’ damgasını üzerinden atmakta olan Maraş’ı da ziyaret edecekler.

   Maraş konusunda bugüne dek çok yazılar yazdık, televizyonda programlar yaptık. Yazıları toplasak kalın bir kitap olur. Bu arada Milli Arşiv’in kurucusu ve ilk müdürü, vakıflar uzmanı Mustafa Haşim Altan’ın, adadaki Türk vakıfları ve Maraş’la ilgili röportajları, Osmanlı döneminden başlayarak, günümüze kadar vakıfların durumunu ve geçirdiği aşamaları tarihi belgelere dayanarak irdelemesi, Kıbrıs Türk halkını bilinçlendirmesi büyük önem taşımaktadır. Tarihi belgelerde, bir süreden beri bazı ülkelerin de odak noktasını teşkil eden     Maraş’ın yüzde yüze yakınının vakıf toprağı olduğu kanıtlanmış bulunmaktadır. Hatta Maraş’ı ele geçiren   Osmanlı birliklerinin komutanlarından Pertev Paşa’nın türbesi halen yerindedir. Maraş ve çevresinde önemli vakıf toprağına sahip olan Bilal Ağa adına zamanında inşa edilen Bilal Ağa Mescidi halen yerinde durmaktadır.   Maraş Camisi olarak da bilinmektedir. Rumlar zamanında Bilal Ağa Mescidi’ne ait arsanın içine kilise de yapmışlardı…

   Maraş’ın yanı başındaki Derinya’da Lala Mustafa Paşa vakfının içinde ‘Tekkeli Çiftliği’ vardı. Rumlar buna ‘Tekkelika’ adıyla hitap ediyorlardı. Çiftlikte üretilenlerden elde edilen gelir hayır maksatları için kullanılırdı.  Osmanlılar, adayı fethederken, Venediklilere, bir başka deyişle gayri Müslimlerden oluşan ve Papa’nın emrinde olan haçlı askerlerine karşı savaşıyordu… Ancak Kıbrıs, Osmanlı İdaresi’nden İngiltere’ye geçtikten sonra, vakıf arazileri Rumlara ve yabancılara peşkeş çekildi. Ada’nın her yanında olduğu gibi, Maraş’ta da Türk eserlerine karşı her türlü kepazeliği yapmaktan geri kalmadılar. Bir dönem Mağusa’nın (Maraş) Belediye Başkanı Ermeni asıllı biriydi. O yıllarda Pertev Paşa türbesinin yanında da şehit mezarları vardı. Hepsini de yerle yeksan ettiler ve oraya Elektrik Dairesi kurdular. Pertev Paşa Türbesi devamlı surette Türkler tarafından ziyaretçi akınına uğradığından, çok istedikleri halde onu ortadan kaldıramadılar, ancak bulunduğu araziyi ‘yol geçirilecek, direk dikilecek’ gibi kasıtlı bahanelerle küçülttükçe küçülttüler ve Osmanlı Komutanı Pertev Paşa’nın yattığı bu yeri bir türlü hazmedemediler.

   İşte bunlar ve tarihten gelen daha nice eserler, Maraş’ın vakıf toprağı, Türk arazisi olduğunun simgeleridir, sembolleridir. Maraş açılımıyla birlikte bu simgelerin hak ettikleri ve layık oldukları konuma getirilmesi KKTC’nin olduğu kadar, Türkiye’nin de görevidir. Bu konuda kolları sıvayan Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Benter sadece bir işaret beklemektedir. 46 yıl önceki dönemde yüksek binalara yerleştirilen ağır makineli silahların, uçaksavarların Mağusa Türklerine kan kusturduğu Maraş’ı 46 yıl sonra, insanlığın hizmetine sunma aşamasında, kentteki Türklük simgelerini unutmayalım.

   Maraş açılımıyla daha da güçlenen KKTC için daha nice yıllara diyerek yazımızı noktalarken, herkese sağlık ve mutluluklar dileriz.    

                                                                                  ***

Cenker Kaya son yolculuğuna uğurlandı

   Bulgaristan Türkleri Kültür Derneği Başkanı Binnaz Kaya’nın değerli eşi Cenker Kaya dün sabah Lefkoşa’da son yolculuğuna uğurlandı. Derin üzüntü içerisinde olduklarını ifade eden değerli eşi Binnaz Hanım, kızı Melis Kaya, kayınvalidesi Müjgan Yılmaz, kayınpederi Beytullah Yılmaz, annesi ve babası Cemaliye-Ahmet Kaya, kardeşleri Taner-Özer Kaya, tüm dost, akraba ve sevenlerini üzüntü ile bilgilendirdiler, iyi insan Cenker Kaya için “Seni hep yüzündeki tebessümle hatırlayacağız. Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun” dediler. Bulgaristan Türkleri Kültür Derneği de, Cenker Kaya’ya Allah’tan rahmet, yaslı ailesine başsağlığı ve sabır diledi.

   Bu arada Yüksekbaş Ailesi, çok yakın dostları ve herkes tarafından sevilip sayılan iyi insan Mehmet Kaplan’a Tanrı’dan rahmet, acılı ailesi ve tüm sevenlerine başsağlığı diledi.

YORUM EKLE

banner75