8 Mart Kadınlar Günü’nde bir cana kıymak

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde ülkemizde maalesef bir kadın katledildi. Elif Lort kardeşimiz, Girne’de sokak ortasında eski nişanlısı olduğu iddia edilen saldırgan tarafından hunharca bıçaklanarak öldürüldü. Bu nasıl bir kin ve nefrettir. Nasıl bir ruh hali ve psikolojidir ki böylesine bir soğukkanlılıkla sokak ortasında bir insan bilerek ve isteyerek vahşice katlediliyor.
   Emekçi Kadınlar Günü bütün ülkede birçok etkinlik ve organizasyonlarla kutlandı. Ülkemizde tüm kamusal alanlarda kadınların eşit olmasına dönük mesajlar verilirken ve kadına yönelik erkek şiddetinden dem vurulurken, böylesi bir günün gecesinde bir kadın cinayetinin gerçekleşmesi korkunç bir trajedi oldu.
   Kadınlar Günü dolayısıyla açıklama yapan KTÖS son 15 ayda KKTC’de 1344 kadına yönelik erkek şiddeti olayı gerçekleştiğini belirtti. Üstelik verilen bu rakam resmi olup, polis kayıtlarına geçmiştir. Düşünün ki, polis kayıtlarına geçmeyen belki de pek çok olay da mevcut olabilir. Bu rakamlar bize gösteriyor ki, ülkemizde toplumsal cinsiyet eşitliğinde ve kadına şiddette sorunlar büyük, bu uğurda yoğun mücadeleye ihtiyaç bulunuyor.
   Kadına yönelik şiddetle mücadelede, taleplerde ısrarın şart olduğu ve soruna daha profesyonel şekilde eğilinmesi gerektiği gün gibi ortada. Bu konu ile ilgili özel günlerde popülist açıklamalar, günün anlam ve önemine binaen verilen demeçler havada kalıyor.
   Şiddete maruz kalan kadınları korumak, devletlerin en önemli görevlerinden biridir. Bu yönde ciddi adımlar atılmalı, yapılan ihbarlar dikkate alınmalı ve kadınlar, devletin koruyuculuğunu hissetmelidir. Kadına sözlü veya fiili şiddet uygulayan, yaralayan ve öldürenlere en ağır cezalar verilmelidir. Bu işin şakası yoktur. Cezalar caydırıcı olmazsa ve caydırıcı olmadığı bilinirse bu suçların azalması beklenmemelidir.
   Geçen gün işlenen kadın cinayetinin başka bir üzücü boyutu daha vardır. Kadına saldırı gerçekleştirilirken aynı bölgede oturan bazı kişilerin olayları cep telefonuna kaydetmesidir. Halbuki, olayı kaydetmek yerine, kalabalık halinde zanlının üstüne yürüyüp, onu korkutup kaçırabilirlerdi. Olay anını birçok kişi kaydetmeyi bilirken, saldırıya uğrayan bir insana yardım etme ve onu kurtarma maalesef nedense kimsenin aklına gelmemiş. Bir akıl tutulması yaşanmış, insanlar donmuş ve kimse yardıma gidememiş. Büyük bir duyarsızlık ve vurdumduymazlık yaşanmış. Gerçekten, üzerinde düşünülmesi ve ders alınması gereken trajik bir olay da budur. Bu kayıtsızlık, üzüntümüzü daha da artırmıştır.
   Bir başka konuda, kadına şiddetin önlenmesine yönelik olarak ihtiyaç duyulan ve ülkede bulunmayan tüm mevzuatın da süratle uygulamaya girmesi gerekmektedir. Caydırıcı cezalarda bu bağlamda eş zamanlı yürürlüğe girmelidir.
   Kadına yönelik şiddeti ve saldırıları önlemek çerçevesinde, toplumsal cinsiyet eşitliğinin, eğitimle çocuk yaşlardan itibaren bireylere aktarılması gerekmektedir. Kadınlara evlerde ve işyerlerinde şiddetin önüne geçilmesi de eğitimli bireyleri çoğaltmakla olacaktır. Bu bağlamda, insan hakları ve eşitliği temel alan eğitim müfredatları da süratle uygulamaya konmalıdır.
   Şiddet gören kadınları korumak ve kollamak için modern sığınma evleri mutlaka çoğaltılmalıdır. Çalışan kadınlara yönelik ücretsiz kreşlerin devreye alınması, özel sektörde hamile kadınların işten durdurulmaması, doğum izinlerinin uzatılması gibi gelişmeler çalışan kadınların hayatını bir nebze olsun kolaylaştıracaktır.
   Kadını toplum içinde korumak ve desteklemek amacıyla sağlık ve hukuki güvenliğini sağlamak en önceliklidir. Bunun yanında, kadınların toplumsal cinsiyet eşitliğini geliştirmek için sosyal, ekonomik ve kültürel hayattaki pozisyonlarına güçlendirmek gerekmektedir. Kadınların sosyal ve ekonomik hayata etkin bir şekilde katılımlarını gerçekleştirmek için, çağdaş aile yapısının güçlendirilmesi de olmazsa olmazdır.
   Kadına şiddetin önlenmesi amacıyla Çalışma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Belediyeler, Üniversiteler, Sosyal Hizmetler Dairesi, Polis Genel Müdürlüğü ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi işbirliği, koordinasyon içinde çalışmalı, gereken tedbirleri almalıdır.
   Sözlerime son verirken, ülkemizdeki kadınların eşit bireyler olarak haklarını tam olarak kullanabilmelerini temenni ediyorum. Öte yandan, ihtiyaçlara tam olarak cevap verebilen, tam teşekküllü sığınma evleri de ülkemizde bir an önce hayata geçirilmelidir.
   Cinayete kurban giden Elif kardeşimize Tanrı’dan rahmet, ailesine ve arkadaşlarına sabırlar diliyorum. Tüm halkımızın başı sağ olsun. Umarım, böyle üzücü olaylarla ülke olarak bir daha karşılaşmayız.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104