Açılım sürecinde çekiç ve motor seslerini duyabilmek

Dünyada birçok ülke ile KKTC de açılımı sürdürüyor. Öğrencilerin gelmeye başlaması açılımın en belirgin örneği. Turizm ve eğitim adası olarak bilinen Kıbrıs’ın her iki yakasında da üniversite öğrencilerinin ekonomiye olan katkıları da bilinmektedir. Özellikle Ada’nın kuzeyinde huzurlu ve güvenli bir ortamda öğrenimlerini sürdüren öğrencilerin memnuniyet ifade etmeleri dikkat çekicidir. Elbette herkes gibi, onların da bir takım sorunları olabilir. Bu da gayet doğaldır. Ancak başta ilgili bakanlık olmak üzere, hükümetin ve üniversite yönetimlerinin, hangi ülkeden olursa olsun, onların sorunlarına sessiz kalması söz konusu değildir.

Bir başka iç açıcı durum da esnafın dükkânlarını açması, üreticinin daha iştahlı bir şekilde işine dört elle sarılması, sanayide çekiç ve motor seslerinin yükselmesi, uzun bir sürecin ardından çalışmanın şevkiyle yüzlerin gülmesidir.

Her zaman vurguladığımız gibi, bu toplum çalışkandır, üretkendir. En zor ve en karanlık günlerde bile üretimden kopmamaya özen göstermiş, ekonomik zorlukların üstesinden gelmesini bilmiştir. Pandemi olayı halkımıza da çok şeyler öğretmiş bulunuyor. Tehlike henüz geçmediğine göre, çalışırken, üretirken bundan böyle de kurallara uyarak yola devam etmeliyiz. Koronavirüs çeşitli ülkelerde ve özellikle açılma kararları alan Avrupa’da zigzaglar çizmekte, aniden azalıp aniden çoğalmaktadır. Herhalde bunun temel nedeni de öngörülen tedbirlere gerekli uyumun sağlanamamasıdır.

KKTC makamlarının da çevremizdeki ve dünyadaki Covid-19 salgını ile ilgili gelişmeleri yakından takip ettiğinin bilincindeyiz. Küçük bir ülke olmamız hasebiyle uzmanların tavsiyelerine kulak vererek, adımlarımızı dikkatli atmamız durumunda, bu badireyi en az hasarla atlatacağımıza inanıyoruz. Ancak her zaman vurguladığımız gibi, rehavete kapılmamak esastır. Özellikle de bu açılım döneminde! Geride bırakılan zaman diliminde çok insanın fakirleştiği, sofrasına doğru dürüst yemek koyamadığı, tencerelerin boş kaldığı gerçeğini yaşadık. Bu durumda olan insanımıza el uzatılması gerektiğini dile getirdik. Devletin yanı sıra, bazı kurum ve kuruluşlar, hatta şahıslar olanakları ölçüsünde el uzatmaktan geri kalmadılar. Her şeye karşın toplumda bir dayanışma örneği verildi. Katkı koyanlara burada bir kez daha teşekkür etmek gerek.

Bu arada Başbakan Hamza Ersan Saner’in, Türkiye Cumhuriyeti ile 2021yılı İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması için yapılan görüşmeleri sonlandırmak ve imza töreni için yarın Ankara’ya yapacağı ziyaret, kendisinin de ifade ettiği gibi büyük önem arz etmektedir. Temennimiz pandemi sürecinden sonra atılacak olan adımların ülke ekonomisinde meydana gelen boşlukları kısa sürede doldurması, kalkınma ve gelişme yönünde amaca uygun olarak kullanılmasıdır. KKTC’nin çok eksiklikleri olmasına rağmen, Türkiye ile KKTC arasında giderek artan işbirliğinin, söz konusu eksikliklerin de giderilmesinde etken olacağına kuşku yoktur.

***

Soyluethem, Sevgi Atabek ve Gara Mustafa Lefkoşa’da,

Kahraman, Mağusa’da: Kutrafalı da Lefke’de defnedildi

Doktor Erdinç İnan ve kıymetli meslektaşımız Erdal Gökhan’dan sonra nice değerlerimiz de son yolculuklarına uğurlandılar. Aslen Akaça’lı olup, Zümrütköy’de ikamet eden, Hasan Soyluethem’in eşi, çevresinde sevilen bir kişi olan Cemaliye Soyluethem dün Lefkoşa’da defnedildi. Eşinin yanı sıra, oğulları Mehmet ve Turhan Soyluethem, gelinleri Nurten ve Mine Soyluethem, torunları Cansu, Gülcan, Hasan ve Gülten Soyluethem, torun çocuğu Güneş Soyluethem, acılarının sonsuz olduğunu ifade ederek, tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyurdular, nur içinde yatması ve mekânının cennet olmasını dilediler.

Atabek ailesinin kıymetli büyüğü, herkes tarafından sevilip sayılan yardımsever iyi insan Sevgi Atabek de dün Lefkoşa’da son yolculuğuna uğurlandı. Eşi Erdoğan Atabek, onun için “Bizleri sonsuz acılar içerisinde bırakıp aramızdan ayrılan sevgili eşim, can yoldaşım” ifadelerini kullandı. Erdoğan Atabek ile evlatları İbrahim-Bircan Atabek, Yaşar-Yeşim Atabek, torunları Verda ve Süeda Atabek, onu her zaman kalplerinde yaşatacaklarını belirterek, ‘Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun’ dediler.

Ortaköy sakinlerinden, Güçlü ailesinin direği, çevresinde sevilen insan Mustafa Kemal Güçlü, namı diğer ‘Gara Mustafa’ dün Lefkoşa’da toprağa verildi. Kıymetli eşi Zehra Hanım, çocukları Zarif-Asaf Onbaşı, Gülcan-Kamil Ateş, Urgun-Ülfet Güçlü, Nurcan-Osman Göktaş ve Atakan Ömer, torunları Mustafa, Selmin, Gürcan, Gürkan, Zehra, Turan, Deniz ve Turan, derin üzüntülerini tüm akraba, dost ve sevenleriyle paylaştılar, nur içinde yatması ve mekânının cennet olmasını temenni ettiler.

Aslen Büyükkonuk köyünden olup, uzun zamandan beri Gazimağusa’da yaşayan Boltaşlı sakinlerinden Meryem Kahraman ise dün Gazimağusa’da defnedildi. Sevgili eşi emekli polis Erol Çavuş, evlatları Ercan-Emel Kahraman, Eda-İmer Çavuşoğlu, Efkan-Havva Kahraman, Erdinç-Şaziye Kahraman, Elçin-Özkan Özpar, Makbule-Hakan Çavuş, Halil-Yıldız Kahraman, Remise-Mehmet Sarpoğlu, ayrıca torunları ve bakıcısı, derin üzüntülerini herkesle paylaşırken, nur içinde yatması ve mekânının cennet olmasını dilediler.

Öte yandan Lefke’nin tanınmış simalarından, 1932 doğumlu koca bir çınar olan Cahit Kutrafalı önceki gün Lefke’de son yolculuğuna uğurlandı. Sevgili eşi Ayfer Hanım, evlatları Şengül-Hüseyin Kutrafalı, Refika-Mustafa Kutrafalı, torunları Ceren-Cahit Kutrafalı, Çağın Bardak-İrem Kutrafalı, Fuat Kutrafalı, Gizem-Behiç Derya, torun çocukları Ada Kutrafalı ve İzzet Derya, iyi insan Cahit Kutrafalı’yı ömür boyu unutmayacaklarını ifadeyle, nur içinde yatması ve mekânının cennet olmasını temenni ettiler.

 

YORUM EKLE

banner111

banner75