Adaletin gecikmesini istemiyorsak…

11 Ekim’de sandığa gittiğimiz zaman iki oy pusulasına tercihimizi, irademizi yansıtıp, sandığa atacağız.

Oy pusulalarından biri Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgilidir. 11 adaydan hangisi tercih edilirse, o bölümün altındaki kareye EVET mührü vurulacak.

Diğer pusula, Anayasa’daki değişiklikle ilgili.

1985 referandumuyla şekillenen KKTC Anayasası, Yüksek Mahkeme Yargıç sayısını bir başkan ve yedi üyeden oluşacağını, belirtiyor.

Alt mahkemelerde görev yapacak yargıç sayısı, yasa ile belirlendiği için, gereksinime göre düzenlenmesi daha kolay.

Ancak Yüksek Mahkeme yargıç sayısı, Anayasa ile belirlendiği için gereksinim olsa bile ancak Anayasa değişikliğiyle artırılabilir.

Değişiklik Meclis’te onaylansa da, Anayasa’daki ilgili maddenin halk oylamasında da çoğunluk onayı alması şarttır. Tıpkı, şimdi olduğu gibi.

Cumhurbaşkanlığı seçimi, 11 Ekim’de adaylardan biri geçerli oyların yarıdan fazlasını alırsa sonuçlanacak. Aksi halde en çok oy alan iki aday 18 Ekim’deki ikinci turda yeniden yarışacak ve 5 yıl süreyle görev yapacak cumhurbaşkanımız seçilmiş olacak.

Anayasa değişikliğinde, ikinci tur yok.

11 Ekim’de Anayasa değişikliği için EVET diyenler çoğunluktaysa, Yüksek Mahkeme Yargıç sayısı en az 8, en çok 16 olabilecek.

Sayıya, kim karar verecek?

Anayasa’nın ilgili maddesi en az 8, en çok 16 diye değiştiği zaman, Yüksek Adliye Kurulu, gereksinime göre Yüksek Mahkeme Yargıç sayısını belirleyecek.
***

Akla gelecek ilk anahtar soru şu.

Yüksek Mahkeme Yargıç sayısının artırılması, önemli bir gereksinim mi?

Yanıt… Evet, çok önemli bir gereksinim…

Neden?

Nedeni çok açık.

Yüksek Mahkeme, üç isim altında görev yerine getirmektedir.

1. Anayasa Mahkemesi. 2. Yargıtay. 3. Yüksek İdare Mahkemesi.

Yargıtay, alt mahkemede görülüp, karara bağlanan tüm davaların istinafını görür.

Yüksek İdare Mahkemesi, idari konulardan yapılan başvuruları görüşüp, karar verir.

Anayasa Mahkemesi 5, Yargıtay ve Yüksek İdare Mahkemesi 3 Yüksek Mahkeme Yargıcıyla toplanır.

1985’te sekiz Yüksek Mahkeme Yargıcı, yeterli olabilirdi.

Aradan geçen 35 yılda, dava sayısında gerçek anlamda patlama olduğu ortada.

Şu an için Yüksek Mahkeme’de birikmiş dava sayısı 1000’nin, yanlış okumadınız BİN’İN üzerindedir.

Bu dava sayısı artıyor, eksilmiyor.

Yargı sürecinin tamamlanması için, istinaf halinde Yüksek Mahkeme aşamasının da geride kalması şart.
***

Adaletle ilgili sıkça yinelenen bir söz vardır.

GECİKEN ADALET, ADALET DEĞİLDİR.

Mevcut durumda, sekiz Yüksek Mahkeme Yargıcı’yla KKTC’de adaletin gecikmesiz yerine gelmesi mümkün değil.

Bu durumda aklın işareti Yüksek Mahkeme Yargıç sayısının artırılmasıdır. Buna karşı çıkmak, adaletin yerine gelmesine karşı çıkmakla eşittir.

Çok büyük olasılıkla da karşı çıkılmayacaktır.

Cumhurbaşkanlığı’na oyumuzun yönünü son ana kadar değerlendirebiliriz. Ancak Anayasa değişikliğinde, oyumuzu EVET yönünde kullanacağımızı bilerek sandığı gitmek, adalet için bir görev olacaktır.

 

YORUM EKLE

banner75