Adaletsizliğin, mazereti olmaz

Adaletin eskisi, yenisi olamaz.
   Yaygın adalet anlayışı içinde, değerlerin önceliğine göre duyarlılığın olduğu bir gerçek. İnsan yaşamı, yani canı koruyan hukuki düzenlemeler önceliklidir. Mal canın, yongasıdır. Bu atasözünün açılımına bakalım:

“Can her şeyden kıymetlidir. Zorluklarla elde edilen mal da cana yakın değer taşır. Malına zarar gelen bir kimse, canına bir zarar geliyormuş gibi üzüntü duyar”.
   Kuzey Kıbrıs’ta var olmak, siyasi varlığımızın kabul görmesi için, kelimenin tam anlamıyla canımızı yeme durumundayız. Ya da öyle olması gerekir. Rum-Yunan tarafı Kuzey Kıbrıs’ta tüm değerlerimizin ‘sahte’ olduğunu söyler. Hukuk düzenimizi de hafife alıp, yok saymayı her fırsatta dener.
   Bizler de Kuzey Kıbrıs’ta hukukun üstünlüğünün geçerli olduğunu ifade eder ve üçüncü ülke yurttaşlarını da burada yaşamaya davet ederiz. Burada, Kuzey Kıbrıs’ta kalıcı yaşamayı tercih edenler, doğal olarak konut sahibi olmak isteyecek. Bundan daha doğal ne olabilir ki?
   Yabancıların konut edinmelerindeki yasal süreç biraz uzun olsa da aşılabilirdir. İnsanlar, projeden başlayarak, çeşitli kademelerde konut sahibi olabilir. En yalın tanımlamayla, konutların karşılığını ödedikleri zaman, kendi sorumluluklarını yerine getirmiş olurlar. Sorumluluklarını yerine getirdiklerine göre, sorun yok demektir…
   Yaşam, dayanışma içinde var olmaktır. Empati yeteneğiniz ne kadar gelişmişse o kadar kolay anlarsınız kendi dışınızdakilerin yaşadıklarını. Hadi hep birlikte kendimizi Greatstone 2 Sitesi’nde konut sahibi olan İngilizlerin yerine koyalım.
   Konut karşılığı olan parayı son kuruşuna ya da İngiliz para birimine göre son peny’sine kadar ödeyin. Koçanlarınızı alıp, çok şükür borçsuz harçsız ev sahibi olmanın huzurunu yaşamaya hazırlanırken, proje sahibinin borçlarıyla ilgili sizin parasını ödediğiniz konutunuz başkalarına satılsın.
   … Ve bu işlem ‘adil’ olarak sunulmaya çalışılsın.
   Hiçbir karar, hiçbir kılıf, adaletsizliği ortadan kaldırmaz.
   KIBRIS Gazetesi, Kıbrıslı Türklerin çıkarlarını içte ve dışta korumak için vardır. KKTC, Kıbrıslı Türklerin, hukukunun adıdır. Kimse, bu topraklarda, yasal boşluklardan dolayı böylesi bir haksızlık, adaletsizlik mağduru olamaz. Bizlere, hukukumuza, kısaca devletimize güvenerek gelmiştir bu insanlar. Böylesi sonuçlar yaratarak, “Bize niye güvendiniz? Güvenmeyeydiniz” mi demek istiyoruz.
   Konut alıp, parasını ödedikten sonra, evsiz kalmakla yüzleşen İngilizlerin sorunu, ayırımsız hepimizin sorunudur ve hepimizin yüzünü kızartması, yüreğini incitmesi gereken, dramatik ötesi bir gelişmedir. Bu kararın, hangi yasal dayanakla verildiği bir yere kadar önemlidir.
   Hiç unutulmasın, yargıda karar üretilirken, kararın sonuçları bakımından kamu yararı, belirleyici etkiye sahiptir. Bir finans kuruluşunun 3-5 milyon alacağı, bizi içte ve dışta zor durumda bırakacak bir gelişmeden daha mı değerlidir? Elbette değil.
   Parası ödenmiş bir taşınmaz malı, başkalarının ihtilafı nedeniyle bir başkasına satmak, insanın canından sonraki en değerli sahipliliğine ağır bir saldırıdır. Böylesi hassas bir konuda, açık artırmaya katılıp, almak ya da almaya teşebbüs etmek, altı çizilecek bencil bir davranış olarak görülebilir. Kimse bu konuda susmamalı.
   Emlak sektörünün meslek kuruluşlarının yöneticileri başta olmak üzere herkes konuşmalı, konuşmadan öte gerekli girişimleri gerçekleştirmeli.
   Yasama organı, geriye dönük adaletsizliklerin önünü almak için de hiç gecikmeden yasal düzenleme yapmalı.
   Yargı, yasalar öyle diyor diye, acele karar alıp, mağduriyetten öte, vicdanlarımızı yaralayacak kararlar almamalı.

Hükümetin, yani yürütmenin başı olan Başbakan Ersin Tatar, dün Meclis kürsüsünden, alkışlanacak bir konuşma yapıp, “Memleket için bundan daha büyük kötülük olamaz. İngilizlerin feryadını gördüğümde içim acıdı. Bu gibi olaylar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin imajını zedelemek, lekelemek için aleyhimize kullanılacak. Birkaç sorumsuzun yüzünden yurt dışından gelip, ülkemize yerleşmiş yabancılar evsiz kaldı. Hiçbir vicdan, bunu kabul etmemeli” dedi.
   Söylemek yetmez… Gereken neyse onu yapınız Sayın Başbakan.
   Bu satırlar, kuvvetler ayrımına saygı bilinciyle ancak kamu yararı için yazılmıştır.
 

YORUM EKLE

banner107

banner75

banner108