banner6

3 cana, 3 yıl

banner37

2013’te Kumyalı’daki kazada, eşi ve iki kişinin ölümünden sorumlu tutulan, kendisi de ağır yaralanarak tekerlekli sandalyeye mahkum olan Şefika Avşar, cezaevine yollandı

3 cana, 3 yıl
banner151 banner143

Sedef BOŞNAK

Kumyalı’daki ölüm virajında, 2013’te meydana gelen feci kazada, eşi Hüseyin Avşar, Mehmet Öztürk ve Mehmet Şahin’in ölümüne neden olan ve kaza sonrası leğen ve kaburga kemikleriyle ayakları kırılarak tekerlekli sandalyeye mahkum olan Şefika Avşar ile ilgili beklenen karar dün açıklandı.

Başkan Melek Esendağlı, Yargıç Murat Soytaç ve Yargıç Seran Bensen’den oluşan Gazimağusa Ağır Ceza Mahkemesi’nin oybirliğiyle aldığı kararla, Şefika Avşar 3 yıl hapse gönderildi.

Gözyaşlarını tutamayan Şefika Avşar, karar sonrası isyan etti.

Kaza tarihinden itibaren, 4 yıla yakın bir süredir birçok ameliyat geçirmesine karşın tekerlekli sandalyeden kalkamayan 46 yaşındaki Şefika Avşar, “Bu halde ne yaparım?” diyerek çaresizliğini dile getirdi.

Şefika Avşar, “Cezaevinde bana kim bakacak? Beni kim yatırıp, kaldıracak? Tuvalete nasıl gideceğim? Ağrılarım var, nasıl dayanacağım? Oğlum askere gidecek, 16 yaşındaki kızıma kim bakacak? Ben ne yapacağım?” dedi.

Şefika Avşar, daha sonra, avukatlarıyla yaptığı kısa görüşme sonrası, görevliler tarafından, Lefkoşa Merkezi Cezaevi’ne götürülmek üzere mahkeme hücrelerine yerleştirildi.

“Dikkatsizlik”

Gazimağusa Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin oy birliğiyle aldığı kararı heyet başkanı Melek Esendağlı açıkladı.

Karar oturumunda, İddia Makamı Başsavcılık adına davayı yürüten Kıdemli Savcı Mustafa İldeniz, sanık, sanık adına Avukat Rifat Reis, Avukat Emre Kadri ve Avukat Batur Sağlamer hazır bulundu.

Heyet başkanı Melek Esendağlı, öncelikle Kıdemli Savcı Mustafa İldeniz’in mahkemeye aktardığı olgulara değindi ve 21 Mart 2013’te, Gazimağusa-Karpaz anayolunun 38 ile 39’uncu kilometreleri arasında meydana gelen feci kazayı anımsattı.

Esendağlı, sanığın, yönetimindeki KF 315 plakalı araç ile Gazimağusa-Karpaz anayolu üzerinde Pamuklu istikametinden Kumyalı istikametine doğru seyrettiği esnada, dikkatsizliği eseri yolun sağına geçtiğini ve o esnada karşı yönden gelmekte olan müteveffa Mehmet Öztürk yönetimindeki KD897 plakalı salon aracın ön kısmına, kendi aracının ön kısmıyla çarptığını anlattı.

Esendağlı, kaza neticesinde her iki araçta da hasar meydana geldiği gibi sanığın aracında yolcu olarak bulunan eşi Hüseyin Avşar’ın, karşı araç sürücüsü Mehmet Öztürk’ün ve karşı araçta yolcu olarak bulunan Mehmet Şahin’in kaza esnasında yaşamlarını yitirdiğine vurgu yaptı.

Sanık ve karşı araçta yolcu olarak bulunan Rabia Öztürk’ün de ciddi şekilde yaralandığını anlatan Melek Esendağlı, sanığın her iki ayağında, leğen kemiğinde ve kaburga kemiklerinde kırık meydana geldiğini aktardı.

“Artık yürüyemeyeceksin dediler”

Sanık avukatlarının kişisel durumunu beyan etmek için yemin tahtından şahadet vermek istediğini beyan ettiğini ve bu doğrultuda sanığın yemin ederek şahadet verdiğini kaydeden Melek Esendağlı, sanık Şefika Avşar’ın söylediklerine özetle şu şekilde değindi:

“Sanık yemin ederek, kazayı hatırlamadığını, aracın içerisinde bir an gözlerini açtığında, kaburga ve bacak

kemiklerinin kırık ve açıkta olduğunu gördüğünü, çok ağır ameliyatlar geçirdiğini ve kendisine ‘artık yürüyemeyeceksin’ dediklerini, kazadan bir yıl sonra İzmir’e giderek, protez ameliyatı olduğunu, sağ ayağının

tekrar ameliyata ihtiyacı olduğunu, karın duvarının yırtık olduğundan ameliyat edilerek karnına bir parça

eklendiğini, halen ağır surette ağrı çektiğini, sabaha kadar uyuyamadığını, tekrar ameliyat olması gerektiğini ancak cesaret edemediğini, ağrı ve acılarından uyuyamadığı için uzman psikoloğa başvurduğunu ve kendisine ilaç tedavisi önerdiklerini ancak ilaçlar işe yaramadığından tedaviyi yarım bıraktığını, en son Rum kesiminde fizik tedavi yöntemiyle acılarına az da olsa çare bulduğunu söylemiştir.”

Heyet başkanı, sanığın şahadetinde devamla, kendisine komşusu ve çocuklarının baktığını, biri yardım etmese ihtiyaçlarını karşılayamayacağını ve çok kötü durumda olduğunu, kendi başına çorabını dahi giyemediğinden söz ettiğini aktardı.

Melek Esendağlı ayrıca, sanık avukatının mahkemeye aktardığı hafifletici nedenlerden de söz ederek, kazanın sanık üzerinde ağır tahribata yol açtığına vurgu yapan avukatların, mahkemeden, vicdani kanaati ön plana çıkarmasını istediğini söyledi.

“Suçlu bulduk”

Melek Esendağlı, sanığı itham olduğu 8 davadan da suçlu bulup mahkum ettiklerini açıkladı.

“Şerit ihlali var” diyen başkan, kazanın meydana geliş şekline dair değerlendirme yaptı ve sanığın kullanımındaki araçla, Pamuklu istikametinden Kumyalı istikametine doğru seyrettiği esnadaviraj üzerinde yolun sağına geçtiğini ve o esnada karşı yönden gelen müteveffa Mehmet Öztürk yönetimindeki KD 897 plakalı salon araçla yüz yüze çarpıştığını söyledi.

“Müteveffanın kusuru yok”

Melek Esendağlı, şerit ihlaliyle bir başka aracın önünün tıkanması suretiyle kazanın meydana geldiğine defa defa vurgu yaptı ve bu durumu sanık lehine ağırlatıcı faktör olarak ele aldıklarından söz etti.

Esendağlı, müteveffanın kullandığı KD 897 plakalı aracın seyir istikametine göre sol yanında bariyerler olduğuna vurgu yaparak, “Müteveffanın, karşı şeritten gelen sanığın kullandığı araçla önüne geçmesi anında, kazanın önlenmesi için manevra yapma imkanı yoktu” dedi.

Tespitlere göre, KF 315 plakalı aracın kilometre saatinin 94, KD 897 plakalı aracın kilometre saatinin ise 67 kilometrede takılı kaldığına da dikkat çeken başkan, şöyle devam etti:

“Olay mahallinde sürat tahdidi salon araçlar için 80 kilometre olduğu değerlendirildiğinde sanığın süratli araç kullandığı ve aceleci sürüş yaparak kazaya neden olduğu anlaşılmaktadır. Buna mukabil müteveffa Mehmet Öztürk’ün bu yönde katkısal kusur veya ihmalinin görülmediğini müşahede ederiz. Süratli araç kullanımı hiç şüphesiz, sanık aleyhinde ağırlatıcı bir faktör olarak dikkate alınır.”

Öte yandan, 46 yaşındaki sanığın bugüne kadarki tüm tehir taleplerinin, sanığın sağlık koşullarının olumsuzluğuna binaen yapıldığından da bahseden Melek Esendağlı, sanığın suçlarını kabul ederek, adaletin tecellisine katkı koyduğuna vurgu yaptı.

Kaza sonrası, sanığın ve ailesinin yaşadığı şokun göz ardı edilemeyeceğine değinen başkan, şöyle devam etti:

“Sanığın, hayat arkadaşı ve evlatlarının babasının ölümüne sebebiyet vermekten ötürü vicdan azabı çektiği aşikardır. Bu hususlar meseleye özgü olgulardan, sanığın kaza anından itibaren çekmeye başladığı ve ömür boyu çekeceği psikolojik travmaya delalet olup, ceza takdirinde sanık lehine hesaba katılacak. Sanık, kaza sonucu ciddi şekilde yaralandı. Sanık huzurumuzda şahadet verdi. Buna göre, ameliyat geçiren sanığa destekleyici mahiyette ayağından ve karaciğerinden olmak üzere yeniden ameliyat tavsiye edildi. Öte yandan, sanığın, fizik tedavi ve rehabilitasyon sürecinin halen devam ettiğini görmekteyiz. Dahası, sanığın kaza tarihinden bu yana, 4 yıla yakın bir süre geçmiş olmasına rağmen, kendi günlük ihtiyaçlarını kişisel bakımını, hayat idamesini, destek ve yardım almadan gideremeyecek düzeyde olduğunu gözlemledik. Bu kanaate ulaşırken, sanığın davanın tüm celselerindeki gözleminden tekerlekli sandalyeye mahkum, yürüme ve ayakta durma imkanı olmayan, tekerlekli sandalyede oturmakta olduğu esnada dahi ağrı ve acısı dinmeyen ahvali görüntüsünü de dikkate aldık. Fizik tedavisi devam eden sanığın kati iyileşme takvimi belirtilebilmiş değil. Tüm bunları sanık lehine hafifletici sebep olarak değerlendirdik.”

Melek Esendağlı, psikolojik yıpranma gözlerinden dahi anlaşılıp doktor raporuyla da belirtilen sanığı, tüm tespitleri ışığında, kamu yararı prensiplerine paralel olarak suçlu bulduklarını açıkladı ve sanığı işlediği suçlardan ötürü 3 yıl hapse mahkum etti.

Mahkeme ayrıca, sanığı, bir yıl süreyle araç kullanmaktan men edip bu maksatla sürüş ehliyetine de el koydu.

Güncelleme Tarihi: 19 Ocak 2017, 08:36
YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104