Acıdan inleyen Dede, yardım çığlığı atıyordu!

banner37

Nijeryalı Kennedy Taomwabwa Dede’nin dövülerek öldürülmesi olayının tek görgü tanığı olan Burcu Çelik, dün mahkemede tanık kürsüsüne çıktı:

Acıdan inleyen Dede, yardım çığlığı atıyordu!
banner90

“YETER VURMAYIN DEDİM, SUSTURDULAR”… İki araçla gittikleri gölette, Aydan Kızıltaş’ın baygın vaziyette, Zekeriya Kurucu’nun ise kendisiyle beraber araçların yanında olduğunu anlatan Burcu Çelik, 4 sanığın, Dede’yi, tekme, tokat, yumruk, taş ve elektro şok cihazıyla darp ettiğini anlattı. Dede’nin acı acı inlemesine dayanamadığını ifade eden Burcu Çelik, “Ozan’ı telefonla aradım. ‘Lütfen, yeter be yeter artık’ dedim. Ozan, ‘Sus’ deyip telefonu suratıma kapattı” dedi.

Sedef BOŞNAK

Gazimağusa Ağır Ceza Mahkemesi, Ocak 2018’de, zorla evinden kaçırılıp Çanakkale Göleti’nde dövülerek öldürülen Nijeryalı Kennedy Taomwabwa Dede’nin ölümüyle ilgili yargılanan 5 sanığın cinayet duruşmasında, olayın tek görgü tanığı olan Burcu Çelik, dün davanın 42’nci tanığı olarak dinlendi.

Başkan Fatma Şenol, Kıdemli Yargıç Ayşen Toroslu ve Yargıç Hazan Aksun’dan oluşan Gazimağusa Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin baktığı davanın dünkü celsesinde, İddia Makamı Başsavcılık adına davayı yürüten Kıdemli Savcı Mustafa İldeniz, cinayetin tek görgü tanığı olan Burcu Çelik’i tanık kürsüsüne çağırdı.

Gördüklerini, duyduklarını ve yaşadıklarını, yeniden yaşar gibi anlatan Burcu Çelik, maktulün ölmeden önce aldığı darbeler sonucu acıdan inleyip, “Help me, help me lütfen” diye yardım çığlığı attığını anlattı.

Burcu Çelik, yaşadıklarından ötürü psikolojik sorunlar yaşadığını, bir süre evden çıkamadığını, 40 gün soruşturma maksatlı poliste tutuklu kaldığını belirttikten sonra, korktuğunu, panik olduğunu, bulunduğu göletten kaçmayı düşündüğünü ancak kaçamadığını söyledi.

Öte yandan Burcu Çelik’in yemin altında verdiği şahadetinde telefon konuşmalarıyla ilgili söyledikleri, mahkemeye dinletilen emare telefon ses kayıtlarınca da teyit edildi.

“Sanıklardan 4’ü Dede’yi darp etti”

İki araçla gittikleri gölette, Aydan Kızıltaş’ın baygın vaziyette, Zekeriya Kurucu’nun ise kendisiyle beraber araçların yanında olduğunu anlatan Burcu Çelik, 4 sanığın, Dede’yi, tekme, tokat, yumruk, taş ve elektro şok cihazıyla darp ettiğini anlattı.

Burcu Çelik, şok cihazının kullanıldığında ses çıkartıp, yıldırımın etrafa yaydığı ışık gibi ışık yaydığını belirtti ve maktulün darp edildiği sırada, sinir krizi geçirdiğini, maktulün acı çekişini duymak istemediğini, oradan kaçmak istediğini belirtti.

Bir avukatın istemi üzerine çalıştırılan elektro şok cihazının sesiyle, korkudan hıçkırarak ağlayan Burcu Çelik, verilen kısa aradan sonra sakinleşip, şahadetine kaldığı yerden devam etti.

“Beş çocuklu bir ailenin en küçüğüyüm. 10’uncu sınıfta okulu bıraktım. Ortaokul mezunuyum. 18 yaşındayım. Simge arkadaşımdı. Diğer sanıkları da, ergenlik sorunları nedeniyle ailemle tartıştıktan sonra Simge’nin evinde kalmaya başladıktan sonra tanıdım. Olay gününden 4-5 gün öncesi Simge’de kalmaya başladım. Simge’de Onur da kalırdı, ben Simge’nin odasında yerde yatardım. Olay günü Simge’nin doğum günüydü. Sabah kalktık, akşam için hazırlıklar yapmaya başladık. Kahvaltı faslı sonrası, Simge’nin anne ve babası pasta alıp geldi. Kutladık. Onur’a telefon geldi ve bana Nido’nun 4-5 kişi tarafından dövüleceğini ve onun yanına gideceğimizi söyledi. Daha sonra lavabodan Simge geldi ve benden Zekeriya’yı aradı. Konuştular, hazırlandık. Zekeriya 10 dakika sonra geldi, bizi aldı ve Ekor’un oradan Ozan’ı alıp, Kali Land’da bir apartman altına götürdü. Oradan da Nidai yanımıza geldi ve ‘Kızlar arabadan insin’ dedi. Aydan, Nidai’nin sevgilisiydi. ‘Aydan’a bakın’ dedi ve gitti. Aydan aşırı derecede kötüydü. Camları yumruklardı. İlk başta bir şey anlamadım, kapıyı açtım, açar açmaz ayaklarımın dibine düştü. Kusardı, ağlardı ve ‘Kurtarın’ beni diye bağırırdı. Kendisini Nidai’den kurtarmamızı isterdi. Gözü çok şiş ve mordu, boynunda da kızarıklıklar vardı. Aydan bağırırken, karşı apartmandan bir adam çıkıp baktı ve o esnada Nidai’ler geldi. Ozan telaşla ‘arabaya binin’ dedi. Aydan yerde burada bırakamayız dedim. O sırada, Nidai, Aydan’ı arabaya bindirdi. Ozan arabayı sürdü, biz de Simge ile arkaya oturduk. Nidai’ler araçla çıktı, biz de onları takip ettik. Nereye gittiğimizi bilmezdim, araçların arasında 10 metre vardı. Çukur gibi bir yere indik. Önde Zekeriya’nın arabası vardı. Nidai geldi arabanın yanına. Ozan’ın kapısının yanından Simge’ye dövecek misiniz diye sordu, Simge evet deyip indi. Simge evet deyince, ben de onun arkasından indim ve koştum. Sonra, Simge bana, ‘Telefonları al git, sen dayanamazsın’ dedi. Kafamı çevirip baktığımda, Onur siyahi bir şahsı arkasından tutardı, kaçmasın diye. Etrafta su vardı. Zekeriya’nın arabasının ışığı açıktı, net olarak gördüm. Görünce bağırdım, Nidai yanıma geldi. Elinde elektroşok cihazı vardı. Simge’yle konuştuğum sırada, Nidai, elektroşok cihazıyla adama zarar veriyordu. Vurup, elektro şok basıyordu. Yumruk attığını gördüm. Adam yere düştü, Nidai, iki elini birleştirip adamın üzerine atladı.”

“Nidai, beni tehdit etti”

Gördüklerinden ötürü bağırmaya başladığını anlatan Burcu Çelik, Nidai Şanlı’nın yanına gelip, kendisini elektro şok cihazıyla, “Sen de vuracaksın” diyerek tehdit ettiğini anlattı ve “Simge geldi, ‘O dayanamaz, rüyalarına girer. O daha önce böyle bir şeyle karşılaşmadı’ dedi” diye konuştu.

Burcu Çelik, arkasını dönüp kaçmaya çalıştığını, Zekeriya’nın yanına gelip gitmemesini söylediğini dile getirdikten sonra, şöyle devam etti:

“16 yaşındaydım. Çok korkardım. Şu an bile olsa ne tepki veririm bilmem. Yere oturdum, sesleri, adamın yardım çığlıklarını duymamak için, kulaklığımı taktım, müzik açtım. Ağlıyordum. Zekeriya’nın arabasının ışığı sönmüştü. Zekeriya yanıma geldi, ‘Burcu, burada en çok ikimiz üzülüyoruz, baksana Simge bile vuruyor’ dedi ve baktığımda Simge’nin taş attığını gördüm. O sırada Ozan’ı aradım, ağlıyordum ve ‘Lütfen, yeter be yeter artık’ dedim. Ozan da bana sus deyip, telefonu suratıma kapattı. Adam, bağırıyordu. Dayanamıyordum. Hemen sonra Ozan yanıma geldi, koluma dokundu, kafamı çevirdim sonra. Ozan’ın yine gittiğini gördüm. Zekeriya da ağlardı yanımda. Daha sonra Nidai’nin arabasına bindiler. Aydan baygındı. Biz de, Zekeriya, Ozan, ben diğer arabaya bindik. Ben arkadaydım, ayrı yollardan gittik. Zekeriya nereye gidiyoruz dedi. Ozan, Nidai’nin evine dedi. Ben gitmek istemiyorum dedim. Gittik. Nidai, Aydan’ı kucağına alıp eve taşıdıktan sonra yanıma geldi, ‘o adam benim bin dolarımı çaldı’ dedi. Nerede? dedim. O da orada bıraktık. ‘Ya ölürse’ dedim. O da ‘ölmeyecek, üç günü daha var. Paramı vermezse, ölecek’ dedi ve beni içeriye götürdü.”

“Zekeriya vurmadı diye alay ettiler”

Olay sonrası Nidai’nin evinde, maktulü döven sanıkların yaptıklarını keyifle anlattığını dile getiren Burcu Çelik, Simge Dağdur’un, maktule vurmayıp, çocuk gibi ağlayan Zekeriya ile alay ettiğini söyledi.

Zekeriya dışındaki tüm sanıkların, ıslak ve çamurlu olan kıyafet ve ayakkabılarını değiştirdiğinden söz eden Burcu Çelik, Nidai’nin kendisine, olaydan kimseye bahsetmemesi gerektiğini söylediğini belirtti.

Mutfakta otururken, Zekeriya ve Ozan’ın hiç konuşmadığını anlatan Burcu Çelik, sanıkların olay sonrası yaptığı kan donduran yorumları da mahkemeye aktardı:

“Nidai, Simge’ye adamın ayağını niçin kırmadın? diye sordu, Simge de ‘Denedim ama kıramadım’. O benim sevgilimin ayağını incitti, ben de onun ayağını kıracaktım, hak etmişti’ dedi. Sonra Simge, elini yumuk yapıp, ‘Gamze’nin suratını hayal edip suratına yumruk attım’ dedi. Arada, Nidai’nin adamın poposuna elini soktuğunu söyleyip, gülerlerdi. Sonra, pizza çağırıp yediler.”

“Nidai’nin, yumruk atmaktan eli şişmişti”

Nida’nin sağ ayağının, elinin şiştiğini, ara ara topalladığını aktaran Burcu Çelik, Nidai’nin telefonda biriyle konuştuğunu, konuştuğu kişiye adamı dövdüğünü söylediğini, üç gün sonra, parasını almazsa yine döveceğini söylediğini anlattı.

Burcu Çelik, Nidai’nin yumruk atmaktan elinin şiştiğini dile getirdiğini belirttikten sonra, olayın ertesi gününde Simge ve Onur’un sürekli başında durduğunu ifade ederek, bir bahaneyle çıktığı evden internete girip, göletteki cinayet haberini gördüğünü, şok olup çok korktuğunu dile getirdi.

Haberin ekran fotoğrafını, interneti olan Ozan’a mesaj olarak attığını, Simge’nin telefonu açıp, bilgisi olduğunu söyleyip, kendisinden haberin ekran fotoğrafını gönderdiği kayıtları silmesini söylediğini kaydeden Çelik, daha sonra Simge ve Ozan’ın gelip kendisini aldıklarını, bir apartmana Ozan’ın çamurlu kıyafetlerini bıraktıklarını, daha sonra Aydan’ı aldıklarını ve Rum tarafına gideceklerini söylediklerini anlattı.

Burcu Çelik, kendisinin Rum tarafında yapamayacağını söyledikten sonra, araçtan inip, Simge’nin evinden eşyalarını almaya gittiğinde gördüğü polislere bildiği her şeyi anlattığını dile getirdi.

Nidai Şanlı’nın avukatı Ulaş Sabancı, suç ortakları olan Ozan Körkurt ve Onur Körkurt’un avukatı Özkul Özdevrim, Simge Dağdur’un avukatı İbrahim Öztürk ve Zekeriya Kurucu’nun avukatı Mustafa Kocatürk, tanığı sorguladı.

Avukatların sorularına ve “Kurgunu anlatıyorsun, doğruları söylemiyorsun’ iddialarına, net cevaplar veren Burcu Çelik, “Maktulün bulunduğu yeri, baktığımda net görebiliyordum. Darp edilip yere düştüğünde su sıçrıyordu. Suyun içinde boğuşuyorlardı. Her izlediğimde görüyordum. Yarım saat boyunca dövdüler. Görmediğim, duymadığım, yapmadığım hiçbir şeyi anlatmadım. Birinin elinde elektro şok olan, 3 erkek 1 kıza tek başıma engel olamazdım. Sanıkların 4’ü adamı darp etti, Zekeriya gölete, adamın yanına inmedi” şeklinde cevaplar verdi.

Heyet, huzurundaki davayı, kaldığı yerden devam edilmek üzere, 25 Kasım’a tehir etti. Kıdemli Savcı Mustafa İldeniz, sıradaki tanığının olayı soruşturan müfettiş muavini Erkan Yahat olduğunu belirtti.

Güncelleme Tarihi: 22 Kasım 2019, 09:03
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner96

banner108