Altınbaşlar teminatla serbest

banner37

Girne’de “Resmi evrak sahteleme”, “Sahte resmi evrakı tedavüle sürme” ve “Sahte davranışla kayıt temini” suçlarından tutuklanan işadamı Vakkas Altınbaş ile diğer 4 zanlı teminatla serbest kaldı

Altınbaşlar teminatla serbest
banner90

AĞIR TEMİNAT ŞARTLARINA BAĞLANDILAR… Adları “3 milyon 50 bin sterlinlik yolsuzluk” olayına karışan Vakkas Altınbaş, Mehmet Altınbaş, Ahmet Bayraktar, Refet Uzun ve Kemal Yorgancıoğlu, aleyhlerindeki soruşturmaya etki edebilecekleri kısım tamamlandığı için dün mahkemeye çıkarılarak ağır teminat şartlarına bağlandı ve serbest bırakıldı. Zanlıların işlendiği iddia edilen suça bağlantılarına göre karar verilmesi gerektiğini belirten Yargıç Meltem Dündar, Mehmet Altınbaş, Refet Uzun ve Kemal Yorgancıoğlu’nun iki kefilin imza edeceği 200’er bin TL’lik kefalet senedi, Vakkas Altınbaş ile Ahmet Bayraktar’ın ise iki kefilin 400’er bin TL’lik kefalet senedi imzalamasına, yurt dışına çıkışlarının yasaklanmasına ve haftada 1 kez polise ispat-ı vücutta bulunmaları koşuluyla tutuksuz yargılanmalarına emir verdi.

“BU BİR PARA ALMA OYUNU VE OPERASYONUDUR”… Teminatla serbest bırakılmalarının ardından basının karşısına geçen Vakkas Altınbaş, tamamıyla iftira olan basit bir olay için gözaltına alındıklarını söyleyerek, söz konusu malların sahibi olan ve vefat eden kişinin tereke kuramayan yakınlarının ‘bir para alma oyunu ve operasyonu’ olduğunu savundu. Altınbaş, “Kıbrıs halkı beni biliyor; bizler 45 yıldan beri KKTC’ye inanmış, yatırım yapmış, bugüne kadar bir gün bile polislik işi olmayan ve bir malı alıp satarken mutlaka helalliğine dikkat eden bir kardeşiniz olarak artık bu malı verseler dahi böyle lanetli, böyle uğursuz bir malı almayacağımı belirtmek istiyorum. Ne halleri varsa görsünler!” dedi.

Ahmet KARAGÖZLÜ

Girne’de 3 Ekim 2016 tarihinde “Resmi evrak sahteleme”, “Sahte resmi evrakı tedavüle sürme” ve “Sahte davranışla kayıt temini” suçlarından tutuklanan işadamı Vakkas Altınbaş’ın da yer aldığı toplam 5 kişi dün tutukluluk sürelerinin dolması üzerine yeniden mahkemeye çıkarıldı.

Adları “3 milyon 50 bin sterlinlik yolsuzluk” olayına karışan Vakkas Altınbaş, Mehmet Altınbaş, Ahmet Bayraktar, avukat Refet Uzun ile Kemal Yorgancıoğlu’nun davasının dünkü celsesinde, zanlıların tahkikata etki edebileceği kısmın tamamlandığı belirtildi ve tüm zanlılar, ileride görüşülecek davalarında hazır olabilmeleri için çok ağır teminatlar karşılığında serbest bırakıldı.

İşadamı Vakkas Altınbaş, teminatla serbest kalmalarının ardından basının karşısına geçerek, ‘olayın bir para alma oyunu ve operasyonu’ olduğunu söyleyerek, artık söz konusu malları almayacağını, tek dertlerinin paralarını kurtarmak olduğunu dile getirdi.

Girne Kaza Mahkemesi Ceza Davaları Yargıcı Meltem Dündar’ın huzurunda görüşülen dünkü teminat duruşmasında, İddia Makamı Başsavcılık adına Savcı Emine Taşkın ve savunma avukatları Tahir Seroydaş, Ünver Bedevi ve Oktay Çınar hazır bulundu.

“Sahte satış belgesini tedavüle sürdüler”

İddia Makamı adına Savcı Emine Taşkın, Girne Polis Müdürlüğü’ne bağlı Adli Şube’de görev yapan polis memuru Yalgı Döşenci’yi tanık kürsüsüne davet etti.

Polis memuru Döşenci, yeminli şahadet verdikten sonra zanlıların 3 Ekim 2016 tarihinde Girne’de meydana gelen “Resmi evrak sahteleme”, “Sahte resmi evrakı tedavüle sürme” ve “Sahte davranışla kayıt temini” suçlarından methaldar olduklarını söyledi.

Döşenci, zanlıların şu an yurtdışında olan Orkun Altınbaş ile birlikte, vefat eden Hüseyin Cahit Lido’nun adına kayıtlı 18 ayrı koçanlı malı toplam 3 milyon 50 bin sterlin karşılığında satın aldıklarına dair sahte bir satış sözleşmesi düzenledikten sonra Hüseyin Cahit’in vekili Ahmet Bayraktar’ın konu sözleşmeyi imza ederek Girne Kaza Mahkemesi’nde tedavüle sürdüklerini anımsattı.

“Hüseyin Cahit vefat edince ödeme yapılmadı”

Hüseyin Cahit Lido’nun vefat etmeden önce 29 Ağustos 2016 tarihinde 6601 koçan numaralı harita ile 1808 numaralı parseldeki malını 7 milyon 50 bin sterline Vakkas Altınbaş’a sattığını dile getiren Döşenci, bu bedelin 4 milyon sterlinlik tutarının satış günü ödendiğini hatırlattı.

Döşenci, geriye kalan 3 milyon 50 bin sterlinlik meblağ içinse Vakkas Altınbaş’ın Hüseyin Cahit’e biri 31 Ekim 2017, diğeri de 31 Ekim 2018 tarihli iki adet 1 milyon 525 bin sterlinlik çek yazdığını anlattı.

Hüseyin Cahit’in 9 Ağustos 2017 tarihinde vefat etmesinin ardından zanlıların Girne Kaza Mahkemesi’nden ara emri almak için istida dosyaladıklarını belirten Döşenci, Orkun Altınbaş’ın ise Hüseyin Cahit’e ait 18 ayrı koçanlı malın kendilerine devrinin olmadığı gerekçesiyle 1 milyon 525 bin sterlinlik çeklerin ödemesinin durdurulmasını talep ettiğini söyledi.

“Vakkas Altınbaş rüşvet teklif etti”

Polis memuru Döşenci, 6 Kasım tarihinde meseleyle ilgili olarak zanlı Ahmet Bayraktar’ın şubeye celp edildiğini ve sorgusu sırasında Bayraktar’ın polise gönüllü ifade vermek istediğini söylediğini dile getirdi.

Zanlının gönüllü ifadesinde Hüseyin Cahit’in vefatından yaklaşık 2 ay sonra Vakkas Altınbaş’ın kendisine Hüseyin Cahit’in Girne bölgesinde bulunan 18 ayrı koçanlı malını satın aldıklarına dair sahte bir sözleşme hazırlayacaklarını ve rahmetlinin vekili olarak bu sözleşmeye imza atması durumunda kendisine 1 milyon sterlin rüşvet teklif ettiğine vurgu yaptı.

Döşenci, zanlının kendisine teklif edilen rüşveti kabul ettiğini, bunun üzerine Avukat Refet Uzun’un da sahte sözleşmeyi hazırlayıp kendisine getirdiğini söylediğini anımsattı.

“Sahte vekalet hazırladıklarını itiraf etti”

Polis memuru Döşenci, zanlı Ahmet Bayraktar’ın daha sonra alıcı durumunda olan Orkun Altınbaş ve Mehmet Altınbaş’la birlikte sahte sözleşmeye imza attığını ve imza atıldığı sırada da herhangi bir tasdik memurunun bulunmadığını söylediğini dile getirdi.

Döşenci, Ahmet Bayraktar’ın daha sonra kendisini yetkili vekil olarak göstermek için 16 Haziran 2017 tarihinde Mehmet Ormancıoğlu ile birlikte geriye dönük bir sahte vekalet hazırladıklarını itiraf ettiğine vurgu yaptı.

“Sözleşmeyi ‘buradaymış’ gibi tasdik ettiler”

Döşenci, soruşturma kapsamında 2 bilgisayarın emare alındığını ve söz konusu emarelerin ilk olarak Polis Genel Müdürlüğü’nde yer alan data incelemeye, ardından da Türkiye’ye gönderildiğini belirterek, halen raporun gelmesini beklediklerini söyledi.

Zanlıların aleyhinde 11 Kasım’da 1 gün, 12 Kasım tarihinde ise 3 günlük tutukluluk emrinin temin edildiğini belirten Döşenci, zanlıların tutuklu kaldığı süre boyunca yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Döşenci, zanlıların tutukluluk süresinde zanlı Vakkas Altınbaş ile Mehmet Altınbaş’ın şu anda burada bulunmayan Orkun Altınbaş’la birlikte 3 Ekim 2016 tarihinde yapılan sözleşmeyi tasdik memuru ‘oradaymış’ gibi tasdik ettirdiklerini, ancak yapılan muhaceret kontrolünde zanlılar Vakkas Altınbaş, Mehmet Altınbaş ve Orkun Altınbaş’n ülkede olmadıklarının belirlendiğine işaret etti.

“15 kişi sorgulandı; 10’undan ifade alındı”

Polis memuru Döşenci, tutukluluk süresi zarfında 15 kişinin sorgulandığını, 10 kişiden ifade alındığını ve bunların 2’sinin bahse konu sözleşmeden haberdar olduklarını anlattığını kaydetti.

Döşenci, söz konusu 2 tanığın, Hüseyin Cahit Lido ile Vakkas Altınbaş arasındaki ‘7 milyon 50 bin sterlinlik’ satış sözleşmesinin sadece Cahit’in Girne Mete Adanır Caddesi’nde bulunan taşınmaz mülkünü kapsadığını ve sözleşmenin Cahit’e ait diğer 18 mülkün satışını kapsamadığını beyan ettiğini söyledi.

“Tahkikatta zanlıların etki edebileceği kısım tamamlandı”

Meseleyle ilgili yürütülen soruşturmanın devam ettiğini, ancak zanlıların soruşturmaya etki edebileceği kısmın tamamlandığını belirten Döşenci, teminat talep etti.

Döşenci, zanlılar Vakkas Altınbaş, Mehmet Altınbaş, Refet Uzun ve Kemal Yorgancıoğlu’nun benzeri suçtan sabıkalarının olmadığını, ancak Ahmet Bayraktar’ın daha önce sahte belge düzenlemekten 3 bin TL, sahte belgeyi tedavüle sürmekten de 2 bin TL para cezasına çarptırıldığını ifade etti.

banner9
Zanlı Ahmet Bayraktar’ın ‘sahte belgeyi tedavüle sürme’ suçundan askıda bir başka davasının daha olduğunu belirten Döşenci, zanlının zaten şu anda bu suçtan teminata bağlandığını ve mahkemenin teminat şartlarını düşünürken bunları da göz önünde bulundurması talebinde bulundu.

Avukatlar ‘yurtdışı yasağı’ konmamasını istedi

Savunma avukatları, polis şahadetinin ardından müvekkillerine getirilecek teminat şartlarında yurt dışına çıkma yasağı getirilmemesini talep etti.

Zanlı Refet Uzun ve Kemal Yorgancığolu’nun avukatı Oktay Çınar, müvekkillerinin avukat olduğunu belirttikten sonra meslekleri gereği her gün mahkemelere geldiklerini söyledi.

Çınar, müvekkillerinin işle ilgili yurtdışı bağlantılı konulara da baktıklarını, bu yüzden yurtdışına çıkış yapmalarının da gerektiğini dile getirdi.

Müvekkillerinin diğer tüm teminat şartlarını karşılayabileceğini belirten Çınar, mahkemenin bu hususu değerlendirdikten sonra alternatif bir çözüm üretmesini talep etti.

“Çok ağır teminat şartını karşılayabiliriz”

Zanlı Vakkas Altınbaş ile Mehmet Altınbaş’ın avukatı Tahir Seroydaş, müvekkillerinin yargılanmaktan kaçma gibi bir durumlarının olmadığını belirtti.

Seroydaş, müvekkillerinin uluslararası düzeyde namları olan ‘Altınbaş Holding’, ‘Altınbaş Kuyumculuk’ ve ‘Alpet’in hissedarlarından olduğunu ve iş gereği sıkça yurtdışına çıktıklarını söyledi.

Müvekkillerinin çok ağır teminat şartlarını bile karşılayabileceğini belirten Seroydaş, müvekkillerine yurtdışı yasağının getirilmemesini talep etti.

“Teminat cezaya dönüşmemeli”

Zanlı Ahmet Bayraktar’ın avukatı Ünver Bedevi ise müvekkillinin hem olayla ilgili tutuklanmadan önce hem de sonra polise detaylı bir ifade verdiğine dikkat çekerek, mahkemenin müvekkilinin tutuklu yargılanmasına yönelik bir karar üretmemesini istediklerini kaydetti.

Bedevi, müvekkilinin her gün ispat-ı vücutta bulunmayı dahi taahhüt ettiğini belirterek, müvekkilinin ileride yargılanmaya hazır olmasını ‘cezaya dönüştürmeyecek’ bir şekilde teminata bağlanmasını talep etti.

“Aynı statüde olmayan tek kişi Bayraktar”

Yargıç Meltem Dündar, iddia makamının teminat talebinde bulunduğunu, savunma avukatlarının ise bu talebe itirazlarının olmadığına işaret etti.

Dündar, zanlılar Vakkas Altınbaş, Mehmet Altınbaş, Refet Uzun ve Kemal Yorgancıoğlu’nun yurtdışına çıkışla, zanlı Bayraktar’ın ise ‘cezalandırıcı bir koşul’ olmamasına yönelik bir taleplerinin olduğunu söyledi.

Zanlıların işlediği iddia edilen suçla ilgili tahkikatın halen devam ettiğinin, ancak bu safhada zanlıların etki edebileceği kısmın tamamlandığının belirtildiğini dile getiren Dündar, Türkiye’den gelmesi beklenen uzmanlık raporunun da halen temin edilemediğine dikkat çekti.

Zanlılar arasında aynı statüde olmayan tek kişinin Ahmet Bayraktar olduğunu belirten Dündar, Bayraktar’ın hem benzer suçtan sabıkasının olduğunu, hem de halihazırda aynı suçtan askıda davasının bulunduğuna dikkat çekti.

Teminatla serbest bırakıldılar

Meseleyle ilgili iki kişinin daha önce teminatla serbest bırakıldığını belirten Dündar, teminat koşulları bakımından zanlılar arasında bir ayrım yapılmaması gerektiğini söyledi.

Teminat koşullarını değerlendirirken zanlıların işlendiği iddia edilen suça bağlantılarına göre karar verilmesi gerektiğine işaret eden Dündar, zanlı Mehmet Altınbaş, Refet Uzun ve Kemal Yorgancıoğlu’nun KKTC vatandaşı iki kefilin imza edeceği 200’er bin TL’lik kefalet senedi imzalaması, zanlılar Vakkas Altınbaş ile Ahmet Bayraktar’ın ise KKTC vatandaşı iki kefilin 400’er bin TL’lik kefalet senedi imzalamasına ve tüm zanlıların kimlik ve seyahat belgelerine el konularak yurt dışına çıkışlarının yasaklanmasına ve haftada 1 kez en yakın polis karakolunda ispat-ı vücutta bulunmaları koşuluyla tutuksuz yargılanmalarına emir verdi.

“Bir para alma oyunu ve operasyonu”

Vakkas Altınbaş, ileride yargılanmak üzere teminatla serbest bırakıldıktan sonra mahkeme avlusunda basın açıklaması yaptı.

Altınbaş, şu ifadeleri kullandı:

“Dört günden beri çok basit, tamamıyla ilgisi ve alakası olmayan ve tamamıyla bir iftira olan bir olay için gözaltına alındık ve bugün (dün) burada serbest bırakıldık.

Ben şuna inanıyorum ki; benim inanmadığım gibi KKTC halkı da bu olaya inanmamıştır. Biz tamamıyla bir dolandırılmaya kurban gidiyorduk…

İki seneden beri takip edilen bir konu, sanki de yeni bir şeymiş gibi gündeme getirildi. Bu olay tamamıyla düzmece ve yanlıştır. Bizim böyle olayların içerisinde olmamız mümkün değildir.

Biz tapumuzu alacağız diye paramızı verdik, adam rahmetli olunca alamadık. Daha sonra çeklerimizi kurtaralım derken verasetçiler ortaya çıktı.

Biz artık onların mallarını istemiyoruz, sadece paramızı kurtarmak istiyoruz. Çekle ilgili mahkememiz ara emrini verdi, bu dava da 18 aydan beri devam ediyor.

Bugün böyle bir olayın olması ve bizim gözaltına alınmamız; tamamıyla ‘bir para alma oyunu ve operasyonudur’. Onun için kamuoyundan ve tüm halkımızdan özür diliyorum…”

“Bu malı verseler dahi almayacağım”

“Kıbrıs halkı beni biliyor; bizler 45 yıldan beri KKTC’ye inanmış, yatırım yapmış kişileriz. Bugüne kadar bir gün bile polislik işi olmayan ve bir malı alıp satarken mutlaka helalliğine dikkat eden bir kardeşiniz olarak artık bu malı verseler dahi böyle lanetli, böyle uğursuz bir malı almayacağımı belirtmek istiyorum. Ne halleri varsa görsünler!

Bundan sonra mallarını kime isterlerse versinler. Bu itibar bozucu olay başımıza geldikten sonra, gerçi ben itibarımın bozulduğuna inanmıyorum, daha da güçlendiğine inanıyorum… Ahmet Bayraktar’la da herhangi bir ilişkim yok, o karşı tarafın emlakçısıdır.

Onlar, ‘biz böyle bir şey yaparsak Altınbaş bu işi kabul edecek ve parayı alacak’ diye düşünüyor. Ama öyle bir şey yok. Biz oyuna geliyorduk, dolandırılıyorduk.

Bizim KKTC için yatırımlarımız devam edecek, çünkü burası bizim vatanımız.”

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ali gundi
Ali gundi - 3 hafta Önce

Cok laf yalansiz cok mal haramsiz olmazmis

SIRADAKİ HABER

banner107

banner96

banner108