Dede’yi kesinlikle uyuşturucu öldürmedi

banner37

Evinden kaçırıldıktan sonra dövülerek öldürülen Kennedy Taomwabwa Dede’nin otopsisini yapan Adli Tıp Uzmanı İdris Deniz, savunmanın ‘yoğunluktan dolayı otopsiyi baştan savma yaptınız’ suçlamasını, “işimi tam yaparım” diyerek reddetti:

banner87
Dede’yi kesinlikle uyuşturucu öldürmedi
banner90
banner99

“TEK OLUŞUM, EKSİK YAPTIĞIM ANLAMINA GELMEZ”… Avukat Ulaş Sabancı, İdris Deniz’i tek uzman olduğu ve iş yükü nedeniyle yoğun olduğu için, otopsiyi laikiyle yapmamakla suçlarken, Dede’nin canlıyken aldığı yüksek doz uyuşturucunun etkisinden öldüğünü savundu ve uzmana “Göz ardı ettin, otopsiyi baştan savdın” dedi. Deneyimli uzman ise, ülkede tek uzman oluşunun işini eksik yaptığı anlamına gelmediğini net bir dille ifade edip, “Ben taraf değilim. İşimi yaparım. Dede’yi kesinlikle uyuşturucu öldürmedi” diye yanıt verdi.

Sedef BOŞNAK

Gazimağusa’da, Nijeryalı Kennedy Taomwabwa Dede’nin Ocak 2018’de, bin TL alacak için, zorla evinden kaçırılıp Çanakkale Göleti’nde dövülerek öldürülmesiyle ilgili cinayet davasının duruşmaları devam ediyor.

Başkan Fatma Şenol, Kıdemli Yargıç Ayşen Toroslu ve Yargıç Hazan Aksun’dan oluşan Gazimağusa Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin baktığı davanın dünkü celsesinde, sanık avukatları, İddia Makamı Başsavcılık adına davayı yürüten Kıdemli Savcı Mustafa İldeniz’in tanığı olan, deneyimli Adli Tıp Uzmanı İdris Deniz’i sorguladı.

Olayın azmettiricisi Nidai Şanlı’yı avukat Ulaş Sabancı, Ozan Körkurt’u avukat Özkul Özdevrim, Onur Körkurt’u avukat Ahmet Katar, Simge Dağdur’u avukat İbrahim Demirtaş ve Zekeriya Kurucu’yu avukat Mustafa Kocatürk savunuyor.

Avukat Ulaş Sabancı, İdris Deniz’i tek uzman olduğu ve iş yükü nedeniyle yoğun olduğu için, otopsiyi laikiyle yapmamakla suçlarken, Dede’nin canlıyken aldığı yüksek doz uyuşturucunun etkisinden öldüğünü savundu ve uzmana “Göz ardı ettin, otopsiyi baştan savdın” iddiasını koydu.

Deneyimli uzman ise iddiaları yanıtladı ve ülkede tek uzman oluşunun işini eksik yaptığı anlamına gelmediğini net bir dille ifade edip, “Ben taraf değilim. İşimi yaparım. Dede’yi kesinlikle uyuşturucu öldürmedi” dedi.

İdris Deniz, Türkiye’deki uzman tekniklerinden dahi bir adım önce çalıştığını ileri sürerek, “Türkiye’de cesede tomografi çektirilmez. Ben çektiririm. Bu yöntem Türkiye’den bir adım öndedir. İşimi tam yaparım. MR çektirmemiş olmam sonucu değiştirmez. MR, yumuşak dokularda bilgi verir” dedi

Genital bölgesine elektro şok kullanıldı iddiası

Avukat Özkul Özdevrim,  cesedin yarı çıplak tespit edildiğini anımsatarak, “Mahkemede şahadet veren tanıklar, olayda elektro şok kullanıldığını tespit etti. İddiam odur ki, bu alet kişinin genital ve meme ucu bölgesine kullanıldı” dedi.

Avukat Ahmet Katar, Dede’nin cesedine MR çektirilseydi, maktulün, vücudunda elektrik ve ısı etkisine rastlayabileceğini iddia etti.

Avukat İbrahim Demirtaş, tanığa ceset üzerinde taş kullanılıp kullanılmadığını sordu ve olay yerinde çekilen fotoğrafları göstererek, bahse konu taşların kullanılması halinde ceset üzerinde çizik izlerinin oluşacağını ileri sürdü.

Avukat Mustafa Kocatürk ise, uzmana olay yerinde inceleme yapmış olsaydı, Dede’nin ölüm saatiyle ilgili net bir saat verebileceğini belirterek, Dede’nin ölümüne, Nidai Şanlı tarafından uygulanan elektro şok cihazının, aracılık edip etmediğini sordu.

İdris Deniz, iddialara şu yanıtları verdi:

“Dede’nin otopsinin başlama saati 09.40. Yani, bu saat, dikkate alındığında, ölüm saati otopsiden 32-36 saat öncedir. Olay yerine gitseydim, ölüm saatiyle ilgili daha net bilgi verebilirdim. Kişiye bir değil, birden fazla travma etkisi uygulandı. Baş, yüz, boyun, şakak ve göğüs bölgesinde birçok travma var. Travmanın şiddetine bağlı olarak beyni kanadı. Her travma kanamayı artırdı. Her darbe, kemik kıracak diye bir kural yok. Ancak fotoğraftaki taş kullanılmış olsaydı, kemik kırığı olmasını beklerdim.

Kişide 2 ölüm sebebi var. Uyuşturucu olamaz. Dede’yi, künt, kafa ve göğüs travması sonucu gelişen beyin kanaması ile pnömotoraksın müşterek etkisi öldürdü.  Her biri ayrı ayrı ölüm sebebidir, ayrım yapamam. Maktul, çok ciddi darbeler aldı, beyni sarsıldı. Kaçırıldığı andan itibaren aldığı ilk darbeden de ölebilir. Bilemem. Başı açtım, tüm sahalarda kanama ve ekimoz vardı. Kişi suda olduğundan, kullanıldığı ileri sürülen elektro şok cihazının izleri görülmedi. Gözle de taradım, görmedim. Ben şüpheli gördüğüm noktalardan örnek aldım, özellikle de detaylı kontrol ettim ancak yapılan tetkiklere, kişide elektrik ısı etkisine rastlanmadı. Şok cihazına en dirençli doku deridir. Direncinden dolayı lezyonlar oluşur. Eğer ıslak zeminden vücuda geçmişse, giriş izi görülmez. Elektro şok cihazı, kişinin kaslarında anlık felce sebep olabilir. Şok cihazı kişiyi kolay kontrol edebilmek için kullanılmış olabilir. Suda olduğundan ize rastlamadık. Kişiye ciddi manada travma uygulandı. Beyinde yoğun kanama vardı. Kanama çok netti. Burada, travmanın etkili şekilde isabet ettiği görüldü. Göğüs bölgesine uygulanan şiddetli travma, akciğerine hasar verdi. Bu hasar, göğüs boşluğuna serbest hava çıkmasına neden oldu. Beyin boşluklarındaki kanama ve pnömotoraksın birlikte cereyan etmesi, ölümü hızlandırdı.”

Mahkeme, huzurundaki davayı, kaldığı yerden dinlemek üzere, 14 Ocak’ta saat 10.30’a erteledi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner75

banner108