'Eğer bebek ölü olsaydı anne şahadete gelirdi'

banner37

Kamuoyunda “kürtaj davası” adıyla bilinen, Ada Hospital’de bazı hamileliklerin yasa dışı sonlandırılmasıyla ilgili Girne Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüşülen davada, iddia makamı dün hitabına başladı.

'Eğer bebek ölü olsaydı anne şahadete gelirdi'
banner99

Elmas TOKAY

Girne Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüşülen yasadışı kürtaj davasında, 6 sanık avukatının mahkemeye yaptığı hitapların ardından Başsavcılık adına davayı yürüten Kıdemli Savcı Erdinç Akyener hitabına başladı. Akyener dünkü hitabında özellikle sanık avukatlarının 34 haftalık bebeğin ölü doğduğu yönündeki iddialarına yanıt verdi ve “Eğer bebek ölü doğsaydı, o bebeğin annesi buraya gelir ve mahkemede şahadet verirdi” dedi.

Fatma Şenol’un başkanlığında Yargıç Murat Soytaç ve Yargıç Seran Bensen’den oluşan Girne Ağır Ceza Mahkemesi’nin baktığı Ada Hospital’da bazı hamileliklerin yasa dışı olarak sonlandırılmasıyla ilgili 6 sanıklı davada sona yaklaşırken, Kıdemli Savcı Erdniç Akyener dün başladığı hitabına 22 Şubat 2017 Salı günü devam edecek. Ardından da mahkeme davanın karar gününü açıklayacak.

“Son 30 yılın davası”

Başsavcılık adına davayı yürüten Kıdemli Savcı Erdinç Akyener dünkü hitabının en başında, huzurdaki davanın, gerek sanıkların durumu, gerekse meselenin kapsamı açısından 30 yılın en fazla konuşulan ve en çok ses getiren davası olduğuna dikkat çekti.

Mahkemeye birçok emarenin sunulduğunu, ceza davalarında sanığın itham edilip işlediği suçların kanıtlanmasının iddia makamının omuzlarında olduğunu ifade eden Akyener, iddia makamı tanıklarının şahadetlerini özetledi.

Akyener, olayın 25 Şubat 2016 tarihinde polisin bilgisine geldiğini hatırlatarak, fetüslerin bir kısmının aynı gün bir kısmının ise 27 Şubat'ta bulunduğunu kaydetti.

“Bebek ölü mü? Anomali mi?”

İlk tanık olayın tahkikat memuru Namık Kemal Baz’ın şahadetindeki önemli hususlara değinen Akyener, ardından 34 haftalık bebekle ilgili hususlara değindi. Erdinç Akyener, “Savunma makamı dava boyunca 34 haftalık bebeğin ölü olduğu için alındığını iddia etti. Ancak, sanık Fahri Karagözlü 11 Nisan 2016 tarihinde alt mahkemede verdiği yeminli şahadetinde ‘Eğer böyle bir bebek bulunduysa mutlaka anomalidir’ dedi. Savunma bebeğin ölü mü, yoksa anomali olduğu için mi alındığını iddia ediyor. Hangisi doğrudur?" diye sordu.

Akyener, sanık Fahri Karagözlü’nün, 2014 yılında 5 aylık sağlıklı çocuğunu aldırmak için KKTC’ye gelen ve bu olayın patlak vermesinin ardından mahkemeye çıkarak şahadet veren 5 nolu fetüsün annesi N.D.’yi tanıdığını hatırlattı. Ardından, “Sanık Fahri Karagözlü, 2014 yılında sonlandırma operasyonu yaptığı N.D.’yi mahkemede görünce hatırlıyor ancak, olaydan bir ay önce sonlandırma operasyonuyla 34 haftalık bebeğini aldığı anne adayını bir türlü hatırlamıyor. Sanık Karagözlü kaç tane böyle 34 haftalık ameliyat yaptı ki bunu hatırlamadı? Ben iddia ediyorum ki eğer, 34 haftalık bebek ölü doğum olsaydı. O anne adayı buraya gelirdi ve ‘Bebek ölüydü’ derdi” şekilde konuşan Akyener, bu operasyonların kayıtlı olmama sebebinin yasadışı olmasından kaynakladığını kaydetti.

“Biz kimseyi kötülemedik”

Sanık avukatlarının dava boyunca sanıkların kimlik ve kişilikleri hakkında sürekli beyanda bulunduklarına dikkat çeken Akyener, “Biz iddia makamı olarak kimseyi kötülemeyi değil, suçu işleyip işlemediklerini tartışıyoruz” dedi.

Erdinç Akyener, yaptığı çalışmada İngiltere’de yeminsiz beyanların,  rahatsızlığı ve yemin altında şahadet veremeyecek durumda olan sanıklar tarafından tercih edildiğini tespit ettiğini açıkladı.

İngiltere’deki avukatların müvekkillerinin cahil, soruları anlayamayacak durumda olması halinde yeminsiz beyana başvurduğuna değinen Akyener, ancak bu mahkeme huzurundaki tüm sanıkların çok bilgili,  alanında uzman ve deneyimli olduklarına dikkat çekti.

Akyener, özelikle sanıklar Ayşegül İşbilen, Taner Okburan, Fahri Karagözlü ve Rasiha Serdaroğlu’nun yemin altında mahkemede şahadet vermelerini ve tarafından sorgulanmalarını beklediğini de kaydetti.

Sonlandırmalar kayıt altına alınmadı

Sanık Ayşegül İşbilen’in ilk tutuklandığı zaman polise yaptığı beyanda hastanedeki tüm dosyaların kayıt altında ve düzenli bir şekilde tutulduğunu söylediğini hatırlattı. Ancak, dava sürecinde görüleceği üzere sonlandırma ameliyatlarının hiçbir kaydı bulunmadığına dikkat çeken Akyener, fetüslerden birinin annesi olan ve Türkiye’den gelen N.D.’nin kaydına rastlanmadığını anlattı. Akyener, diğer fetüsün annesi olduğu tespit edilen ve KKTC vatandaşı olan M.A.’nın ise farklı kayıt altında tutulduğuna dikkat çekti.

Birçok defter ve kayıt bilgilerinin mahkeme huzurunda olduğunu ifade eden Akyener, sanık Fahri Karagözlü’nün yeminsiz beyanında bahsettiği ve elinde dosyalarla hastaneye geldiğini söylediğini 34 haftalık bebeği taşıyan kadınla ilgili hiçbir belge bulunmadığını söyledi. Erdinç Akyener, sanık avukatlarının 34 haftalık bebeğin ölü olduğunu iddia ettiğini ancak, bununla ilgili doktor raporu ve ultrasound bilgilerine bir türlü ulaşılamadığını hatırlattı.

“Operasyonlara 4 kişilik ekip girdi”

Erdinç Akyener, hastanede çalışan tüm anestezi uzmanlarının tek tek mahkemeye gelerek şahadet verdiğini, ancak hiçbir sanık avukatının anestezi uzmanlarına, “34 haftalık bebeğin sonlandırma ameliyatında sen vardın” şekilde bir iddiayı ortaya koymadığına dikkat çekti. Bu operasyonları 4 kişilik ekibin yaptığını davanın en başından beri iddia ettiklerini belirten Akyener, bu kişilerin sanıklar Ayşegül İşbilen, Taner Okburan, Fahri Karagözlü ve Rasiha Serdaroğlu olduğunu kaydetti.

banner134

Çıkan şahadete göre yeminsiz beyan yapıldı

İddia makamının mahkemeye dinlettiği tüm tanıkların verdiği şahadetlerinden sonra, sanıkların yeminsiz beyanı hazırladıklarını söyleyen Akyener, yapılan tüm yeminsiz beyanların kağıttan ve daha önceden hazırlanarak yapıldığını ifade etti.

Foto: Arşiv

 

Güncelleme Tarihi: 17 Şubat 2017, 09:48
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75