Kürtaj Davası: Ortada suç olmadığını ileri sürdüler

banner37

Girne Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden ‘Kürtaj Davası’nın dünkü oturumunda, Fahri Karagözlü’nün avukatı Güneş Menteş ve Ayşegül İşbilen ile Taner Okburan’ın avukatı Emre Kadri hitaplarını tamamladı

Kürtaj Davası: Ortada suç olmadığını ileri sürdüler
banner8

Elmas TOKAY

Girne Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden ve halk arasında “Kürtaj davası” adıyla da bilinen, Ada Hospital’da bazı hamileliklerin yasa dışı olarak sonlandırılmasıyla ilgili 6 sanıklı davada, avukatlar hitaplarını yapmaya dün de devam etti. Avukatlar müvekkillerinin beraatını talep etti.

Davanın dünkü celsesinde, sanık Fahri Karagözlü’nün avukatı Güneş Menteş ve sanıklar Ayşegül İşbilen ile Taner Okburan’ın avukatı Emre Kadri hitaplarını tamamladı. Her iki avukat da iddia makamının davayı ispatlayacak yeterli şahadet sunamadığını ileri sürdü.

Fatma Şenol’un başkanlığında Yargıç Murat Soytaç ve Yargıç Seran Bensen’den oluşan Girne Ağır Ceza Mahkemesi iki avukatın hitabının ardından, sanık 2 Verda Tunçbilek adına hitap yapacak olan Avukat Mustafa Şener’i dinlemek üzere davayı 14 Şubat 2017 (bugün) tarihine tehir etti.

‘Ya tutarsa’ mantığı

Girne Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüşülen davada dünkü ilk hitap, sanık Fahri Karagözlü’nün avukatı Güneş Menteş tarafından yapıldı. Menteş, iddia makamının davasını ispatlayamadığını savunarak, bu konudaki gerekçelerini başlıklar altında mahkemeye beyan etti.

Hitabının ilk bölümünde sanığın itham edildiği davalarıyla ilgili yasal durumları inceleyen Menteş, iddia makamının sunulan şahadette somut tespit yapamadığını,  ‘ya tutarsa’ mantığıyla hareket ettiğini ve davayı tam ispat edecek emare sunmadığını ileri sürdü.

7 numaralı fetüse (34 haftalık bebek) değinen Menteş,  iddia makamının, bu fetüsün canlı olarak doğduğuna dair bir emare sunmadığını savundu. Menteş, davada savunmanın tanığı olarak dinlenen Prof. Abdullah Coşkun Yorulmaz’ın, bu vakanın canlı doğduğuna dair bir otopsi bulgusu olmadığını savunduğuna işaret etti. Menteş, Coşkun Yorulmaz’ın mahkemede vermiş olduğu şahadetine değindi.

Adli Tıp Uzmanı Dr. İdris Deniz’in şahadetine de değinen Avukat Menteş, doktorun bulgularına dikkat çekti.

Tanık olarak dinlenen hemşire Z.N’in, avukatların kendisini sorgulaması sırasında sarsıldığını ve çelişkili cevaplar verdiğini beyan eden Menteş, bu tanık hemşirenin özellikle mahkemede şahadet veren tüm adli tıp uzmanlarının şahadetlerine ters düşmekte olduğunu belirtti.

Ameliyatlar kötü niyetle yapılmadı

Avukat Menteş, bu ameliyatların kötü niyetle yapıldığına dair bir şahadet bulunmadığına vurgu yaparak, bu ameliyatların kötü niyetle yapıldığı için suç unsuru olamayacağına dikkat çekti. Menteş, İngiltere ve Avustralya’daki yasaların da aynı olduğunu söyledi.

Güneş Menteş, “iddia makamı sunmuş olduğu emarelerden görüldüğü üzere sanık Fahri Karagözlü’nün gerçekleştirmiş olduğu tüm ameliyatları; gebeliğin annenin hayatını tehdit ettiğinin ve/veya doğacak çocuğun fiziki ve akli sakatlık tehlikesinin varlığını düşündü. Karagözlü, tüm ameliyatları, hayat boyu sürecek tedavi, olanaksız kalıtsal veya bulaşıcı bir hastalığın saptanması veya fetüsün hali hazırda ölü olması üzerine gerçekleşmiştir. Ve bunun aksine de mahkeme huzurunda iddia makamı tarafından sunulmuş herhangi bir şahadet ve emare mevcut değildir" dedi.

KKTC’de Sağlık Müdürlüğü yok

banner134
Mahkeme huzurundaki şahadetlerde, kürtaj veya sonlandırma operasyonların, Sağlık Müdürlüğü’ne bildirilmesi gerektiğini kaydeden Menteş, ancak, ülkede böyle bir kurum ve kuruluşun olmadığına dikkat çekti. Menteş, iş bu dava gündeme gelene kadar kürtaj veya sonlandırma operasyonlarına dair hiçbir bildirimin, herhangi bir kuruluş, hastane veya klinik tarafından gerçekleşmediğini dile getirdi. Sağlık Müdürlüğü’ne ilişkin bu hususun İddia Makamı’nın tanığı Katayan Kubat tarafından da bahsedildiğini anlatan Menteş, böyle bir müdürlüğün olmadığının söylediğini aktardı.

Müvekkilime dava getirilemez

Avukat Güneş Menteş, Adli Tıp Kurumu tarafından dava konu fetüslerle ilgili yapılan incelemeler ve bulgular neticesinde sanık Karagözlü’ye bu hususlarla ilgili hiçbir dava getirilemeyeceğini çünkü Adli Tıp Uzmanı Elif Kara’nın da “çürüme dışında bir şey yok zaten” dediğini belirtti. Menteş, sonuç olarak tüm hukuki noktalar ve müvekkili aleyhine getirilen davaların nevi ve unsurları ile ilgili yapılmış olan araştırmalarıyla belli şahadetleri dikkate alarak, iddia makamının birçok tanığının şahadetleri ve emarelerin, müvekkilinin lehine birçok hususlarda şüphe yarattığını söyledi.

Ayrıca, iddia makamının şahitlerinin şahadetindeki tutarsızlıklar ve dengesizliklerin olduğunu savunan Menteş, Fahri Karagözlü aleyhindeki davaların makul şüpheden ari olarak ispat edilemediğinin ortada olduğunu aktardı. Menteş, bu nedenle özellikle ispat külfetine ve davadaki şahadetine ilişkin bazı ceza kararlarına binaen Fahri Karagözlü aleyhine getirilen tüm davalardan beraat etmesini talep etti.

Avukat Kadri, “tahkikat eksik yapıldı”

Güneş Menteş’in ardından sanıklar Ayşegül İşbilen ve Taner Okburan’ın avukatı Emre Kadri hitabını yaptı. Emre Kadri, başlıklar altında topladığı hitabında, hukuki prensiplere değinerek, davayla ilgili tahkikatın eksik yapıldığını ve bununla ilgili bulguları aktardı.

9 başlık altında topladı

Tahkikattaki eksikleri 9 başlık altında toplayan Kadri, şunları savundu: “1- otopsi raporunun sonuç kısmında ‘fetüste canlı doğup doğmadığı hususunda bir değerlendirme yapılamadığı, kesin ölüm nedeninin ve göbek kordonuna ilaç enjekte edilip edilmediği hususlarında, İhtisas Dairesi’nden görüş alınması gerektiğini bildirir rapordur’ denmesine rağmen ilgili daireden görüş temin edilmemesi. 2- Olay Yeri İnceleme gibi tahkikatın bilimsel yönünden hiçbir şekilde faydalanılmaması. 3- Propofol kalıntısı içeren kullanılmış şırınga aranmaması ve tespit edilmemesi. 4- Davadaki fetüsleri taşıyan hamile kadınlar ikisi hariç hiçbirinin tespit edilmemesi. 5- Tanık N.D.’in taşıdığı fetüsün sağlıklı ve problemsiz bir fetüs olduğu iddialarını destekleyecek hiçbir doktor raporu veya evrak sunulmaması. 6- 34 haftalık bebek ile ilgili açıldığı ve Ayşegül İşbilen tarafından kayıtların düşüldüğü hasta dosyası tespit edilmemesi. 7- 34 haftalık bebeği taşıyan kadının kim olduğu, nereli olduğu, hastanede operasyon geçirmezden evvel başka bir hastanede operasyon geçirip geçirmediğinin araştırılmaması ve/veya tespit edilmemesi. 8- DNA testleriyle sadece biyolojik annelik testi yapılıp, anomali taraması yapılmaması. 9- Tahkikat memurunun davanın özünü oluşturan tıbbi terimlerin en basitine dahi hakim olmaması."

Tanıkların ifadesine değindi

Avukat Emre Kadri, tanıkların ifadesine değinerek, hemşire Z.N.’nin 34 haftalık bebeğe göbeğinden propofol enjekte edildiğini ilk kez mahkemede söylediğini belirterek, adli tıp uzmanların şahadetlerinde bu bebeğe göbeğinden iğne enjekte edildiğine dair bir ifade olmadığına dikkat çekti. Kadri, 34 haftalık bebek ile N.D.’ye ait olan 5 numaralı fetüs hariç diğer fetüslerin tahliyelerin indiksüyon ile mi yapıldığı yoksa sezaryen ile mi yapıldığı hususunda, mahkeme huzurunda herhangi bir tespit veya belirleyici bir şahadet olmadığını aktardı.

Tıbbı malzeme araştırılmadı

Kadri, polisin soruşturma kapsamında Ada Hospital’de poropofol kalıntısı içeren şırınga gibi tıbbi malzemeleri araştırmadığını ve herhangi bir tespit bulunmadığını da söyledi.

Sanıklar Ayşegül İşbilen ve Taner Okburan’ın bir doktoru sınayacak bilgiden yoksun olmalarına değinen Kadri, herhangi bir müdahale ile ilgili bilgisizliği ve işlendiği iddia edilen suçlarda icrai hareketleri bulunmadığını savundu. Kadri, “tahkikat memuru Taner Okburan’ın gayri yasal olduğunu bildiği bir ameliyata girdiği yönünde bir ifade temin etti mi? Etmedi... Ayşegül İşbilen ve Taner Okburan’ın bu fetüslerden herhangi bir tanesinin anneden tahliyesinde gayri yasal bir işlem yaptıysa bile bunu bilerek bu ameliyatlara girdiklerini gösteren hiçbir şahadet yoktur” dedi.

Avukat Emre Kadri şöyle devam etti:

“İğne ile hem anneye hem de bebeğin göbeğine ayrı ayrı propofol enjekte edildiği iddia edilen bir meselede, iki ayrı boş propofol ampulu bulunması ya da aranması gerekirdi. Olayda kullanıldığı iddia edilen şırınga ve ucunda iğnesi propofol kalıntısı bulunması ya da en azından bulunması için ciddi bir tahkikatın yapıldığının ortaya konması gerekir. Bulunacak olan şırıngada Taner Okburan’ın ve Rasiha Serdaroğlu’nun birbirleriyle iç içe geçmiş parmak izi aranmalıydı. Sanıkların parmak izi alınmalıydı. Bulunacak olan iğnede bebeğin DNA’sı aranmalıydı. Bir an için iğne yapılmış olduğunu kabul edersek, Ayşegül İşbilen ne mesafede idi bu olaya, iğne yapıldığını gördü mü? Ayşegül ile tanık Z.N’nin ne farkı var? Öte yandan, Fahri bey gibi işinin ehli uzman bir doktorun sezaryen ameliyatı gibi ciddi bir müdahalede çalışmak için tercih ettiği bir ekip, bir grup profesyonelin olmasından daha doğal ne olabilir ki? Herkes istediği ile çalışmakta serbest değil mi? Bu sanıklar arasında herhangi bir zamanda suç işlemek için bir anlaşma bir ittifak olduğuna iddia makamı tarafından bu yönde bir şahadet sunulmadan bulgu yapılabilir mi? Kanaatimce yapmaması gerekir” dedi.

Avukat Emre Kadri hitabının sonunda, mahkumiyet için makul şüphenin ötesinde ispat kelimeleri yerine önerilen kullanım, iddia makamının sanığın suçlu olduğunu ispat ettiğinden emin olma kriteri olduğunu vurguladı. Kadri, “kanaatimce bırakın suçun işlendiğinden emin olmayı, huzurunuzdaki şahadet suçun işlenmediğinden emin olabileceğimiz mahiyettedir. Bu nedenle sanıkların aleyhlerine getirilen davalardan beraat ettirilmeleri gerekir” şeklinde hitabını tamamladı.

Güncelleme Tarihi: 14 Şubat 2017, 08:59
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75