Özgürgün’ün ‘dokunulmazlık’ davası karar için süresiz ertelendi

banner37

DP’nin, eski başbakanlardan UBP milletvekili Hüseyin Özgürgün’ün dokunulmazlığının kaldırılması kararını Anayasa’ya aykırı bularak yargıya taşıdığı dava dün görüşüldü ve karara kaldı

banner87
Özgürgün’ün ‘dokunulmazlık’ davası karar için süresiz ertelendi
banner8

“Özgürgün’ün zararı hiçbir şekilde telafi edilemeyecek”… DP ve Hüseyin Özgürgün adına Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları başvurunun gerekçelerini sunan avukat Serhan Çınar, Cumhuriyet Meclisi’nin aldığı ‘dokunulmazlığın kaldırılması’ kararıyla ilgili yürütmenin durdurulmaması halinde Özgürgün’ün, Lefkoşa Kaza Mahkemesi’nde 17 Şubat’a tayinli ceza davasında tutuklanarak yargılanacağını, iptal davasının da bundan sonra sonuçlanması halinde, Hüseyin Özgürgün’ün içine düşeceği durumu veya zararı hiçbir şekilde telafi edemeyeceğini savundu.

“Özgürgün, herkes gibi gidip yargılanacak”… KKTC Cumhuriyet Meclisi adına davayı yürüten Başsavcı Yardımcısı Muavini İlter Koyuncuoğlu, Hüseyin Özgürgün’ün dokunulmazlığının kaldırılması kararında Anayasa’ya aykırılık olmadığını söyleyerek, “Hüseyin Özgürgün, herkes gibi gidip yargılanacak ve herhangi bir ceza alması durumunda infazı milletvekilliği döneminin sonuna kalacak. Tutuklu kalacağı bir durum yok. Lefkoşa Kaza Mahkemesi’nde yargılanacağından ağır teminat şartları konacağı görüşünde değilim. Eninde sonunda yargılanacak bir kişi neden telafisi imkansız zarara maruz kalsın ki?” diye sorarak, başvurunun ret ve iptalini istedi.

Emine UYSAL ÇALUDA

Demokrat Parti’nin (DP), Cumhuriyet Meclisi’nce, eski başbakanlardan Ulusal Birlik Partisi (UBP) milletvekili Hüseyin Özgürgün’ün dokunulmazlılığının kaldırılması kararını Anayasa’ya aykırı bularak açtığı dava, dün görüşüldü ve karara bağlanmak üzere süresiz ertelendi.

Anayasa Mahkemesi’nde dün sabah saat 09.30’da başlayan duruşma öğlen 12.00’de tamamlandı. Davada Cumhuriyet Meclisi adına Başsavcı Yardımcı Muavini İlter Koyuncuoğlu ile DP ve Hüseyin Özgürgün adına avukatlar Serhan Çınar, Şefik Aşçıoğulları ve Ali Tunçtaşlı hazır bulundu.

Özgürgün, yürütmenin durdurulmasını talep ediyor

Başvurularıyla ilgili gerekçelerini mahkemeye sunan Avukat Serhan Çınar, davacı Hüseyin Özgürgün’ün dosyalamış olduğu istidasında davalının 9.10.2019 tarihinde almış olduğu ve 10.10.2019 tarihli 142 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 48/3/2019 sayılı Ulusal Birlik Partisi Lefkoşa Milletvekili Hüseyin Özgürgün’ün yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin kararının davacının Anayasa Mahkemesi’nde açmış olduğu iptal davasının sonuçlanmasına değin yürütmesinin ve/veya uygulamasının ve/veya icrasının durdurulması ve/veya mezkur karara bağlı olarak başlatılan tüm işlemlerin askıya alınması; ve/veya durdurulması hususunda bir emir talep ettiğini belirtti.

Çınar, yürütmenin durdurulması için bazı kriterlere atıfta bulundu.

Avukat Serhan Çınar, UBP Lefkoşa Milletvekili Hüseyin Özgürgün’ün Cumhuriyet Meclisi tarafından dokunulmazlığının kaldırılması kararının yürütmesinin durdurulmasını talep etti.

Kararın açıkça Anayasa’ya aykırı olduğunu savunan Çınar, birçok karara atıfta bulunup, Meclisin kararının hatalı olduğunu ileri sürdü.

Avukat Serhan Çınar, Cumhuriyet Meclisi’nin kullandığı dil itibariyle Anayasa’nın öngördüğü yetkiyi aşıp, daha geniş bir yetki kullanmasının Anayasa’nın 84’üncü maddesine ve devamda 1 ile 7’nci maddelerine aykırı karar aldığını savundu.

Avukat Çınar, KKTC Başsavcılığının milletvekili Özgürgün’ün aleyhinde açıkça tutuklama ve yargılama talebi olması gerektiğini ve bu talebin olmamasının hatalı olduğunu ileri sürdü.

Çınar, “Karar, Anayasa’ya aykırılığı içermesinin ötesinde sırıtmaktadır. Anayasa’ya aykırılık emri verilmelidir” dedi.

“Emrin verilmemesi halinde Özgürgün’ün

zararı hiçbir şekilde giderilemeyecektir”

Avukat Serhan Çınar, yürütmeyi durdurma kararı verilmemesi halinde giderilemez zarara neden olunacağını savundu.

Çınar, milletvekili Hüseyin Özgürgün’ün aleyhine Lefkoşa Kaza Mahkemesi’nde dosyalanan üç ayrı ceza davası olduğunu ve davaların 17 Şubat 2020 tarihine tayinli olduğuna vurgu yaptı.

Çınar, “Talep edilen dava konusu kararın yürürlüğünün durdurulması kararı verilmemesi halinde ceza davaları dinlenecek, Hüseyin Özgürgün yargılanacak, belki de tutuklanacak ve yargılanacaktır. Bu nedenle iptal davasının beklenmesine tahammül edilemez. Hüseyin Özgürgün tutuklanıp yargılandıktan sonra bu istidanın altında yapıldığı iptal davasının dinlenip karara bağlanması Hüseyin Özgürgün’ün içine düşeceği durumu ve/veya zararı hiçbir şekilde telafi edilemeyecek ve/veya giderilemeyecek duruma sokacaktır. Çok net ve açıktır ki talep edilen emrin verilmemesi halinde Hüseyin Özgürgün’ün zararı hiçbir şekilde giderilemeyecektir. Zaman geriye döndürülemez” ifadelerini kullandı.

“Yürütmenin durdurulması için aciliyet vardır”

Avukat Serhan Çınar, bir başka kriter olarak; yürütmeyi durdurma emri verilmesi için aciliyet var mı? Yani davadaki esas kararı beklemek kamu yararı açısından çok büyük zarara neden olur mu? sorusunu sordu.

Çınar, hitabında şu ifadelere yer verdi:

“Aciliyet vardır çünkü ceza davaları dosyalanmış ve günlenmiştir. Esas davanın dinlenip kararının verilmesine değin ceza davaları dinlenip karara bağlanır ve mahkumiyet halinde cezası bile infaz edilebilir. Yine yargılama süreci içinde verilecek teminat emri ile Hüseyin Özgürgün’ün hürriyeti kısıtlanabilir. Anayasa’ya aykırılığı görülebilen bir normun yürürlüğünün durdurulması daha önce atıfta bulunduğum AYM kararı 13/2016’ya göre kamu yararı açısından uygundur. Adaletin sağlanması için verilecek fırsat ileride telafi edilemeyecek zararı engelleyecek ise bu fırsatın sağlanması kamu yararı gereğidir. Kamu yararı adaletin sağlanması ve adaletin sağlanmasına fırsat verilmesi ile oluşur.”

“Emrin verilmemesi durumunda

tutuklanabilecek ve yargılanabilecektir”

Avukat Serhan Çınar, “Bir kişinin tutuklanması ve yargılanması tartışma konusu iken bu kişinin tartışma konusu ile ilgili mahkemeden kesin sonucu almadan tutuklanması ve yargılanması hiçbir şekilde kamu yararı ile bağdaşmaz” dedi.

Çınar, şöyle devam etti:

“Bizim konumuzda Hüseyin Özgürgün ile ilgili alınan dava konusu kararın ve kararın dayandığı mevzuatın Anayasaya aykırılığı, dolayısı ile iptal davası açılmıştır. Dava sonunda alınan kararın iptal edilmesi halinde Hüseyin Özgürgün Anayasa’nın 84’üncü maddesi kapsamında tutuklanamayacak ve yargılanmayacaktır. Talep edilen yürürlülüğün durdurulması emrinin verilmemesi durumunda tutuklanabilecek ve yargılanabilecektir. İptal davasının kazanılması halinde tutuklanmaması ve yargılanmaması gereken biri tutuklanıp yargılandığı için ona karşı bir haksızlık adaletsizlik yapılmış olacaktır. İptal davasının kaybedilmesi halinde ise Hüseyin Özgürgün, Meclis kararına göre tutuklanabilecek ve yargılanabilecektir. Tutuklamanın ve yargılanmanın iptal davasının sonuna kadar beklemesi hiçbir kayıp veya zarar getirmez iken tutuklanmaması ve yargılanmaması gereken bir kişinin tutuklanıp yargılanması arasındaki denge dikkate alındığında kamu yararı iptali istenen kararın yürürlüğünün durdurulması yönünde olduğu aşikardır. Emrin verilmemesi halinde giderilmesi imkansız zararlar doğacak iken diğer tarafta emrin verilmesi halinde hiçbir zarar doğmayacak ise kamu yararı doğal olarak emrin verilmesi yönünde ağır basar.”

“Yürütmenin durdurulması talebinin

ret ve iptal edilmesini talep ederim”

Başsavcı Yardımcı Muavini İlter Koyuncuoğlu, dün saat 10.45’te başlayan hitabını 12.00’de tamamladı. Koyuncuoğlu, Anayasa’da ayrılık varsa, yürütmenin durdurulması için 4 kriter olduğunu ancak talep edilen emrin verilmesi için bu şartların olmadığını savundu.

Birçok kaynak ve Anayasa Mahkemesi kararlarına atıfta bulunan Koyuncuoğlu, Yasama Dokunulmazlığı kriterlerine değindi.

Koyuncuoğlu, Ulusal Birlik Partisi (UBP) milletvekili Hüseyin Özgürgün’ün dokunulmazlılığının Meclis’te 41 kabul, 2 ret ve 7 milletvekilinin katılmadığı oturumda oy çokluğu ile kaldırıldığını anımsattı.

Koyuncuoğlu, Yasama Dokunulmazlığının amacının milletvekilinin meclis çalışmalarına katılması olduğunu belirterek, “Yasam Dokunulmazlığı kişisel imtiyaz sağlamak için getirilmemiştir” dedi.

Koyuncuoğlu, Hüseyin Özgürgün’ün itham edildiği suçların Kaza Mahkemesi yetkisine giren suçlardan olduğuna değindi.

Başsavcı Yardımcı Muavini İlter Koyuncuoğlu, “Dokunulmazlığın kaldırılması kararının hukuki sonucu bellidir. Anayasa’ya aykırılık olmadığını iddia ederiz” dedi.

Koyuncuoğlu, özetle şunları söyledi:

“Meclis İç Tüzüğü’ne göre Meclis ya bu kararı dönem sonuna bırakacaktı ya da dokunulmazlığı kaldıracaktı. Meclisin aldığı karar bununla sınırlıdır. Özgürgün, herkes gibi gidip yargılanacak ve herhangi bir ceza alması durumunda infazı milletvekilliği döneminin sonuna kalacak. Tutuklu kalacağı bir durum yok. Lefkoşa Kaza Mahkemesi’nde yargılanacağından ağır teminat şartları konacağı görüşünde değilim. Tutuklu kalacağı bir durum yok. Eninde sonunda yargılanacak bir kişinin neden telafisi imkansız zarara maruz kalsın ki? Suç işlediği iddia edilen kişiler arasında eşitsizlik olmaması için bu kararın verilmemesi kamu yararı için çok önemlidir. Bu davada yürütmenin durdurulması talebinin ret ve iptal edilmesini talep ederim.”

Yolsuzluk davası 17 Şubat’ta görüşülecek

Eski başbakan, UBP Milletvekili Hüseyin Özgürgün’le ilgili “3’üncü yolsuzluk” davası 17 Şubat’a tayinli ancak Özgürgün, dokunulmazlığının kaldırılması için tavsiye kararı verildiği günden beri yurtdışında.

26 Eylül 2019 tarihinde eşi İnci Pars’la Ercan Havalimanı’ndan çıkış yapan Hüseyin Özgürgün’e dava tebliğ edilemedi.

Özgürgün’ün başbakanlık yaptığı dönemde Türkiye İş Bankası hesabına 2015-2017 tarihleri arasında 2 milyon 773 bin 800 TL, 252 bin 525 dolar, 325 bin 800 sterlin ve 242 bin Euro yatırmasıyla ilgili aleyhine “Haksız mal edinme” ve “Mal bildiriminde usulsüzlük” olmak üzere üç ayrı ceza davası getirilmişti.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner108