banner6

Vahşice işlenen cinayete 33 yıl

banner37

Gönyeli’de 2 yıl önce 83 yaşındaki Veysi Muslu Akdeniz’i bıçaklayıp, başına çelik tencere ile vurarak ve boğazını sıkarak öldürüp, parasını çalmaktan suçlu bulunan Azat Nurmamedov’un cezası dün açıklandı

Vahşice işlenen cinayete 33 yıl
banner150 banner151 banner143

Emine UYSAL ÇALUDA

Gönyeli-Yenikent bölgesindeki evinde, iki yıl önce 83 yaşındaki Veysi Muslu Akdeniz’i feci şekilde dövdükten sonra bıçaklayarak, başına defalarca çelik tencere ile vurarak ve boğazını sıkarak öldürüp, paralarını çalmaktan geçtiğimiz hafta Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi tarafından suçlu bulunarak mahkum edilen Azat Nurmamedov’un cezası da dün açıklandı ve 33 yıl hapis cezasına çarptırıldı.


Fadıl Aksun’un başkanlığında, Kıdemli Yargıç Şerife Katip ve Yargıç Murat Soytaç’tan oluşan Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin baktığı davanın dünkü karar oturumunda, KKTC Başsavcılığı adına Savcı Atilla Enver Etkin ve sanığın avukatı hazır bulundu.

“Bir kişiye ve yakınlarına verilebilecek en büyük zarar”


Kararı okuyan Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Fadıl Aksun, sanığın mahkum olduğu “Taammüden adam öldürme” suçunun Fasıl 154 Ceza Yasası’nda yer alan en ağır suç olduğuna vurgu yaptı.


Aksun, “Bir kişinin yaşam hakkını elinden alma, ona ve yakınlarına verilebilecek en büyük zarardır. Birçok suç tipinde mağdurların zararı giderilebilecek olsa da, adam öldürme suçlarında bu imkan yoktur. Bir yaşam son bulmuştur ve bunun telafisi söz konusu değildir”  dedi.


Aksun, söz konusu cinayette, sanığın, eşi ile daha önceden yanında çalıştığı maktulün arasında bir cinsel birliktelik olduğu düşüncesi ile eve ses kayıt cihazı yerleştirdiğini ve daha sonra maktulü öldürmeye karar verdiğini kaydeden Aksun, sanığın 83 yaşındaki maktulü önce bıçak darbesi, daha sonra başına çelik tencere ile birden fazla kez vurup son olarak boğazını sıkarak öldürdüğüne dikkat çekti.

“Cinayeti vahşice ve soğukkanlı şekilde işlediğini görürüz”


Fadıl Aksun, davada emare olan ses kayıtlarını incelediklerini ve sanığın bu kanıya varması için hiçbir sebep tespit edebildiğini kaydetti.


Aksun, “Bu durumda sanığın tamamen şahsi sanrıları ile hareket ettiği ve buna kapılarak maktulü öldürmeyi kafasına koyduğu ve suçun işlendiği günde gerekli hazırlıkları yaparak suçu işlediğini görmekteyiz. Sanığın yine maktulü kandırarak evine girdiği daha sonra sanığın maktule önce bıçakla saldırdığı, birinci darbenin ardından bıçağın ağzının eğrilmesi üzerine, amacını gerçekleştirmeden vazgeçmediği ve mutfaktan çelik tencere alarak maktulün kafasına vurup son olarak boğazını sıkarak cinayeti vahşice ve soğukkanlı şekilde işlediğini görüyoruz, bu hususun da sanık aleyhine değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varırız” ifadelerine yer verdi. 


Aksun, cinayetin ardından sanığın öldürdüğü kişinin evinden davada belirtilen paraları da sirkat etmesini sanığın aleyhine değerlendirdiklerini kaydetti.


Aksun, “Sanığın canına kast ettiği kişi eşi ve bir dönem kendisinin de bakımını üstlendiği yaşlı bir kimsedir. Sanığın bu yaşta bir kimseyi sırf kıskançlık duygularına kapılarak öldürmesi hiçbir toplumsal veya ahlaki değerle açıklanabilecek durumda değildir. Sanık kendinden yaşça büyük, fiziksel olarak zayıf bir kişiyi öldürmeye kalkışarak kendisine mukavemet gösteremeyecek bir kişiye karşı bu suçu işlemesini de aleyhine değerlendiririz” ifadelerine yer verdi.

“Misafir ettiğimiz yabancıların ev sahibinin kuralları ile yaşaması gerekir”


Ülkemize birçok noktadan çalışmak ve öğrenim görmek için yabancı uyruklu kişiler geldiğini belirten Aksun, kamu düzenimize aykırılık teşkil ettiği ölçüde bu kişilerin ülkemizde kendi gelenek ve görenekleriyle hareket etmelerinin kabul edilebilir olmadığına vurgu yaptı.


“Bir başka değişle misafir ettiğimiz yabancıların ev sahibinin kuralları ile yaşaması gerekir” diyen Aksun, şunları kaydetti:


“Böylesi suçların işlenmesinde temel zarar katledilen kişiye verilmekle beraber kamu düzenin de zarara uğradığı açıktır. Güpegündüz ve şehir ortasında cinayet işlenen bir ülkede toplumun endişe duyması kaçınılmazdır. Ülkemizde çalışmak için bulunan Sanığın ülkemiz insanlarının huzurunu kaçırma ve onları güvensizliğe sevk etme hakkı yoktur. Buna rağmen işlenen bu cinayet neticesinde ülkemiz insanları, yaşadıkları şehirlerde güven içinde olup olmadıklarını sorgular duruma sokulmuş ve bu durum huzursuzluk ile kaygı veren bir ortam yaratmıştır. Dolayısıyla işlenen bu cinayetin toplum üzerinde yarattığı bu travmatik etkinin de ceza takdirine yansıması gerekmektedir.”


Aksun, sanığın lehine ve aleyhine olan tüm faktörlere değinip, oybirliği ile 33 yıl hapis cezası verdiklerini açıkladı.

YORUM EKLE
banner140
SIRADAKİ HABER

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110