Yargının sorunları gözler önüne serildi

banner37

Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2018-2019 Adli Yılı kapanış oturumuna katılan yetkililerin kimi cezaevindeki doluluğa, kimi teknolojik yoksunluğa, kimi personel eksikliğine, kimiyse artan suç ve davalara dikkat çekti

Yargının sorunları gözler önüne serildi
banner87

“CEZAEVİNDE 556 TUTUKLU VAR”… Lefkoşa Polis Müdür Vekili Ahmet Soyalan, son 8 ay içerisinde müdürlük olarak 569 yeni suç dosyası açılıp, 966 kişinin tutuklandığını belirtirken, Merkezi Cezaevi Amir Yardımcısı Olgun Özlüoğlu, koğuşların doluluğundan dolayı yeni binalar ekleyip, mevcut odaları da boşaltarak herkese yatak verdiklerini ve şu anda hükümlü ve hükümsüz cezaevinde toplam 556 tutuklu bulunduğuna dikkat çekti.

DENETİMLİ SERBESTLİK VAR DENETİMİ YOK!… Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi’ne bilgi veren Başbakanlık Denetimli Serbestlik Kurulu Üyesi Serkan Fakarı, üç yılda 342 kişinin denetimli serbestlikten yararlanıp 103 kişinin süreci başarı ile tamamladığını aktardı. Fakarı, önemli bir ayrıntıya da dikkat çekerek, denetimli serbestlikten yararlanan kişilerin Barış, Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde uzman psikiyatrist kontrolünde kan ve idrar örneği vermesi gerekirken, laboratuvarda çıkan yangın sonucu bu tahlillerin şu an gerçekleştirilemediğine vurgu yaptı.

Emine UYSAL ÇALUDA

   Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi, 2018-2019 Adli Yılı’nı dün kapattı. Kapanış oturumuna katılarak mahkemeye bilgi veren yetkililerin aktardıkları ise, suçların önlenmesi, suçluların yakalanması, yargılanması ve cezaevindeki koşullarla ilgili birçok sorunu da gözler önüne serdi.

   Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi’nin kapanışında açıklanan suç oranları ürpertirken, Başkan Fadıl Aksun’un sözleri güne damga vurdu.

   Fadıl Aksun’un başkanlığında, Kıdemli Yargıç Alev Ulunay Hüdaverdi ve Yargıç Temay Sağer’den oluşan Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin kapanış oturumunda, KKTC Başsavcılığı adına Aliye Özçınar ve Ergin Atıcı hazır bulundu.

   Savcı Özçınar, Lefkoşa Polis Müdür Vekili Ahmet Soyalan, Merkezi Cezaevi Müdür Yardımcısı Olgun Özlüoğlu ve Denetimli Serbestlik Kurulu üyesi polis memuru Serkan Fakarı’yı tanık olarak dinletti.

8 ayda 569 cürüm dosyası yapıldı

   Lefkoşa Polis Müdür Vekili Ahmet Soyalan, Lefkoşa Polis Müdürlüğü sorumluluk alanı içerisinde 1 Ocak 19 tarihinden 8 Ağustos 19 tarihine kadar 569 adet cürüm dosyası tanzim edildiğine vurgu yaptı.

   Soyalan, “Bu dosyaların 372’si mahkemeye sevk edilirken 197’si tahkikat altındadır. Yine aynı tarihler arasında 477 adet kabahat dosyası tanzim edilmiştir. Bu dosyaların da 311’i mahkemeye sevk edilirken 166’sı tahkikat altındadır” dedi.

   Soyalan, aynı tarihler arasında bin 444 adet trafik dosyası tanzim edildiğine dikkat çekip, bu dosyaların da 725’inin mahkemeye sevk edilip, 719’unun tahkikat altında olduğunu anlattı.

   Soyalan, tahkikat altında olan cürüm ve kabahat dosyalarının sebebinin ise uzmanlık raporu ve etüt olduğunu belirtti. Soyalan, ayrıca 2019 yılı içerisinde 285 kayıtlı emare olduğunu belirtti.

“8 ayda 966 kişi tutuklandı”

   Lefkoşa Polis Müdür Vekili Ahmet Soyalan, Lefkoşa’da 1 Ocak ile 8 Ağustos 2019 tarihleri arasında çeşitli suçlardan dolayı 966 kişinin tutuklandığına dikkat çekti. 3 Ağustos tarihi itibariyle hücrelerde 28 kişinin tutuklu bulunduğuna vurgu yapan Soyalan, ayrıca 8 Ağustos tarihi itibariyle Merkezi Cezaevi’nde hükümsüz olarak 69 hükümsüz tutuklu olup gün tayini almayan toplam 19 adet dosya bulunduğuna işaret etti.

Cezaevinde 556 tutuklu var!

   Merkezi Cezaevi Amir Yardımcısı Olgun Özlüoğlu, cezaevinde dün itibarıyla toplam 556 hükümlü ve tutuklu bulunduğuna dikkat çekti.

   556 tutukludan, 342’sinin hükümlü, 214’ünün ise hükümsüz tutuklu olduğunu belirten Özlüoğlu, Lefkoşa Kaza Mahkemesi ile ilgili olarak hükümsüz tutuklu bulunanların sayısının 69 kişi olduğunu kaydetti.

   Özlüoğlu, şöyle devam etti:

   “Bunların suçlara göre istatistik dağılımı yapılmıştır. Adam öldürme suçu ile ilgili olarak 1 kişi, adam öldürmeye teşebbüs suçundan 2 kişi, ağır yaralama suçundan 1 kişi, başkasının kimliğine bürüne suçundan 1 kişi, cinsel istismar suçundan 2 kişi, cinsel tecavüz suçundan 3 kişi, dükkan açma, ev açma, sirkat suçundan 12 kişi, izinsiz ateşli silah, patlayıcı madde tasarrufu 1 kişi, izinsiz eski eser tasarrufu 1 kişi, KKTC’ye izinsiz giriş suçundan 2 kişi, kasti hasardan 1 kişi, ölüme sebep olma suçundan 2 kişi, sahte banknot tasarrufu tedavüle sürme suçundan 1 kişi, sahte evrak düzenleme suçundan 2 kiși, şiddet tehdidi suçundan 1 kişi, taammüden adam öldürme suçundan 6 kişi, trafik kurallarına uymama suçundan 1 kişi, uyuşturucu madde ile ilgili suçlardan 20 kişi, vahim zarar, yaralama suçundan 8 kişi, insan kaçırma suçundan 1 kişi olmak üzere toplam 69 kişi bulunmaktadır.”

   Başkan Fadıl Aksun, Lefkoşa Kaza Mahkemesi tarafından teminat ile Merkezi Cezaevi’ne gönderilen zanlıların üç ayı dolup da mahkemeye çıkarılmayan tutuklu olup olmadığını sordu.

   Özlüoğlu, olmadığını beyan etti.

   Aksun ayrıca, cezaevinin normal şartlarda kapasitesinin ne olduğunu sordu. Özlüoğlu, “Şu anda 556 kişi, yani mevcut fiziki yapı itibarıyla barındırabiliyoruz. Herkesin yatağı var, yatabiliyor ama koğuş sisteminden kaynaklanan birçok sıkıntılarımız mevcuttur. Zaten koğuş sistemi dünyaca terk edilmiş bir sistem olmasından dolayı bugün yeni cezaevinde 3 kişilik, 5 kişilik odalar yapılıyor. Koğuşların doluluğundan dolayı yeni binalar eklenmesine rağmen şu anda da mevcut odaları boşaltıp, yatak koyup şu andaki kapasiteyi aşmış durumdayız. 450 civarlarında bir kapasitemiz var. Bu normal kapasitemiz ancak bunu mevcut fiziki yapıdaki uygun odaları da koğuşa dönüştürerek bu sorunu gidermeye çalıştık” ifadelerini kullandı.

“Kan tahlili yapılamıyor”

   Kıdemli Savcı Aliye Özçınar, tanık olarak Başbakanlık Denetimli Serbestlik Kurulu Üyesi Serkan Fakarı’yı dinletti.

   Kurulun çalışma şekli hakkında mahkemeye bilgi veren polis memuru Serkan Fakarı, çeşitli uyuşturucu suçlarından dolayı mahkeme tarafından bazı sanıklara bir şans olarak denetimli serbestlik hakkı verildiğini ve kurul olarak bu hakkı kullanacak ve kullanan kişileri takip ettiklerini dile getirdi.

   Denetimli Serbestlik seçeneğini kabul eden kişilerin, Lefkoşa Kaza Mahkemesi’nin direktifiyle 7 gün zarfında Başbakanlık Denetimli Serbestlik Kurulu’na başvurup orda bir form doldurduklarını ve en yakın Polis Müdürlüğü’ne ispat-ı vücut yaptıklarını anlattı.

   Polis memuru Serkan Fakarı, bu şahısların aynı zamanda Barış, Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde uzman psikiyatrist kontrolünde kan ve idrar örneği vermesi gerekirken, laboratuvarda çıkan yangın sonucu bu tahlillerin şu an gerçekleştirilemediğine dikkat çekti.

   Fakarı, bağımlı kişilerin sadece psikiyatrist kontrolünde imza attıklarını ve aynı zamanda en yakın polis karakolunda ispat-ı vücut yaptıklarını belirtti.

   Fakarı, “Süreci tamamlayanlar için Başbakanlık Denetimli Serbestlik Kurulu tarafından mahkemeye yazısı yazılıyor. Başaramayıp mahkeme emrine uymayanlar, aynı suçtan tekrar yakalananlar veya farklı bir suçtan hükümlü olarak cezaevinde bulunanlar süreci tamamlayamazlar” dedi.

“Üç yılda 342 kişi denetimli serbestlikten yararlandı”

   Başbakanlık Denetimli Serbestlik Kurulu Üyesi Serkan Fakarı, kurula 2016 ile 2018 yılları arasında 342 kişinin başvurduğunu ve süreci 103 kişinin başarı ile tamamladığına vurgu yaptı.

    Fakarı, süreci başarı ile tamamlayan 103 kişinin dosyasının kapandığını ve siciline işlenmeyecek şekilde ceza getirilmediğini belirterek, bugüne kadar 61 kişinin çeşitli sebeplerden süreci başaramadığını ve dosyaları iptal edilerek gerekli cezaların verildiğini kaydetti.

   Fakarı, ayrıca sürece devam eden 178 kişi olduğuna dikkat çekti.

Özçınar: 201 dava neticelendi

   Kıdemli Savcı Aliye Özçınar, Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi’nde Eylül 2018 tarihinden bugüne değin toplam 201 adet dava neticelendiğine dikkat çekerek, mahkemenin gündeminde hâlâ 61 dava olduğunu belirtti.

   Başkan Fadıl Aksun, cezaevinin kapasitesini bilgilerle göz önüne alınmasını sağlayan, yine tahkikat altındaki suçların gecikme sebepleri ile ilgili olarak mahkemeye bilgiler verilerek süreçle ilgili olarak aksaklıkların da mahkemece bilinmesini sağladıkları için katılımcılara teşekkür etti.

   Denetimli Serbestlik Kurulu tarafından mahkemeye aktarılan bilgileri oldukça değerli bulduklarını dile getiren Aksun, şu ifadeleri kullandı:

   “Maalesef denetimli serbestlik hakkını tanırken polise ve Barış, Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne yapılan ispat-ı vücutlar yanında bizim için en değerli olan kontrol mekanizması kişilerden uyuşturucu madde kullanmadıklarına dair analize konu edilecek testlerin yapılması idi. Ancak görüyoruz ki laboratuvarla ilgili yaşanan sıkıntılardan ötürü bu testler yapılmamakta, bir başka deyişle Denetimli Serbestlik Kurulu’nun iki ayağından biri çok ciddi şekilde aksamaktadır. Bu da bizim açımızdan üzüntü vericidir. Özellikle devletin yetkili makamları tarafından Denetimli Serbestlik Kurulu’nun laiki veçhile işlevsel hale getirilmesi ve bunu ivedilikle yapılmasını temenni ederiz.”

“201 davanın 99’u uyuşturucu madde suçları ile ilgilidir”

   Başkan Fadıl Aksun, bu yıl 201 adet davayı neticelendirdiklerine ve istatistiklere göre 201 davanın 99’unun uyuşturucu madde suçları ile ilgili olduğuna dikkat çekti.

   Aksun, şöyle devam etti:

   “Bu da %50’ye yakın bir orandır. Bu oranın ciddi bir oran olduğu aşikardır. Yine az önce işlevsellik anlamında tökezlediğini düşündüğümüz denetimli serbestlik yapısı açısından da 33 kişinin, yani 99 uyuşturucu suçundan mahkum olan 33 kişinin, yani 1/3’lük rakamında denetimli serbestliğe bağlandığını görmekteyiz. Bu da bir hayli yüksek bir orandır ve bu yönde bu hakkı sağlayan kişilerin de temel amacı ceza almamalarının yanında uyuşturucu illetinden kurtulmalarıdır. Bunu yapabilmek için de az önce dediğimiz şekildeki testlerin bilfiil yapılması elzemdir.”

“Sanıkların yüzde 34’ü KKTC vatandaşı,  yüzde 66’sı yabancı”

   Başkan Fadıl Aksun, verilere göre mahkum olan sanıkların yüzde 34’ünün KKTC vatandaşı,  yüzde 66’sının ise yabancı uyruklu olduğuna işaret etti.

   Aksun, bu oran hesaplanırken çifte uyruklu kişilerin de KKTC vatandaşı olarak hesaba katıldıklarını vurguladı.

   Aksun, şöyle devam etti:

   “Tabiidir ki her ülkede suç vardır. Suç insanlık tarihi ile modern toplum tarihi ile aynı geçmişe sahiptir. Ancak her toplumdaki suç oranı ve her ülkenin suça karşı yürüttüğü mücadele birbirinden farklıdır. Mahkemeler suçun önlenmesinde rol oynuyor olmakla birlikte bunun en son basamağıdırlar. Suçun önlenmesi açısından sadece kolluk kuvvetlerine değil, genel olarak ülkenin devletin her kademesine yük düşmektedir. Biz ağır ceza deneyimlerimiz boyunca bunu ciddi şekilde gözlemlemiş durumdayız. Suçla mücadelenin mahkemeye, savcılığa veya sadece polise yüklenilerek sağlanması mümkün değildir. Bu yönde bir rahatsızlık teşhisi koyarken bunun sebeplerinin derinden araştırılması, suçlu profillerinin oluşturulması gerekir. Bu sebeple yukarıda vermiş olduğumuz istatistiklerin gerek suç tipi, gerekse suça yönelen kişilerin uyrukları itibarıyla değerlerin bilinmesi bu mücadeleyi yürütecek tüm kurumlar açısından önemli bir bilgidir diye düşünmekteyiz. Umarız ki doğru teşhis ve doğru tedavilerle bu ülkede nüfus oranına göre yüksek değerlendirebilecek suç oranları ilerleyen oranlarda düşer ve Ağır Ceza Mahkemelerinin yükü hafifler. Bunu söylerken geçmişten bugüne kadarki süreçte ülkemizdeki kolluk kuvvetlerinin sayı olarak ciddi şekilde noksanlık yaşadığını gözetlemekteyiz. Tabiidir ki her şey sayı değildir. Ancak polis sayısının toplumdaki nüfusa ve suç oranına uygun hale getirilmesi de elzemdir. Onun için şu an itibarıyla görev yapan tüm polis mensuplarının bu eksikliğe rağmen çok ciddi şekilde ve özveri göstererek hareket ettiklerini görmekteyiz. Umarız ki bu sayı en erken zamanda gerekli miktara çıkarılır.”

“Polis teşkilatının elindeki teknolojik imkanlar artış gösterdi”

   Başkan Fadıl Aksun, Ağır Ceza Mahkemesi olarak oturum yaptıkları süreç boyunca polis teşkilatının elindeki teknolojik imkanların artış gösterdiğini, teknolojiden yararlanma değerinde her geçen yıl daha da artış olduğunu sevinerek gözlemlediklerini dile getirdi.

   Aksun, “Bunun dünya standardına getirilebilmesi, gerek olay yeri inceleme gerekse özel uzmanlık alanı gerektiren birimlerin de yine dünya standardına getirilmesi gerekir. Neden gerekir, çünkü ülkemizdeki suç oranları ve suç tipleri dünya standardındadır. Suç tipleri dünya standardında iken bizim bunlarla mücadelede dünya standardını yakalayamamamız sadece başarısızlık sonucunu doğurur” dedi.

   Aksun, başta heyet üyeleri olmak üzere, birlikte görev yaptıkları savcılara, mahkeme çalışanlarına ve adliye şubesi ekibine teşekkür etti.

   Aksun, heyet olarak bir yıllık süreçte bir gün dahi hastalık izni kullanmadıklarını belirtip, bu hususun kamuda örnek olmasını diledi.

   Aksun, son olarak şunları kaydetti:

   “Suçun önlenebilmesi açısından dünyada birçok çalışma vardır. Benim en çok takdir ettiğim ve doğruluğuna inandığım çalışma 1969 yılında Amerikalı Suç Psikologu Philip Zimbardo tarafından yapılmıştır ve bu deneyin adı Kırık Camlar Teorisi’dir. Kırık Camlar Teorisi’nin temeli şöyledir. Metruk bir bina vardır ve binanın bir camı kırıktır. Bu kırık olan cam orda bırakıldığı müddetçe oradan gelip geçen insanların binanın diğer camlarını da kırmaya başlandığı gözlemlenmiştir. Yapılan gizli takipte bu camları kıranların sadece mevcut ve aklımıza ilk gelen suçlu profilinden ötede toplumun her alanından kişilere sirayet ettiği görülmektedir. Dolayısıyla suç önlenecekse ilk cam kırılmadan, ilk çöp yere atılmadan gerekenin yapılması elzemdir. Cam kırıldıktan, çöp yere düştükten sonra bunun arkasının geleceği bilimsel şekilde ortaya konmuştur. Dolayısıyla tüm ülke olarak bu bilinçle hareket ettiğimiz takdirde ülkemizde suçu önlemenin veya suç oranını düşürmenin ülkemizin coğrafik yapısındaki zorluklara rağmen imkansız olmadığını düşünmekteyiz. Umarız bundan sonraki süreçte Ağır Ceza Mahkemelerimiz daha az suç ve daha az suçlu ile karşılaşırlar. Hepinize geldiğiniz için tekrardan teşekkür eder, 2018-2019 senesi Ağır Ceza Mahkemesi oturumlarını kapatırız.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER