Ağaçlandırma politikamız olmalı…

KIBRIS Gazetesi’nin 31. Kuruluş Yıldönümü nedeniyle dün Alsancak Milli Parkı’na meyve ağacı dikimi yaptık.

KIBRIS Medya Grubu’na ayrılan bölüme, farklı farklı 50 meyve fidanı dikildi.

Büyük bir aileyiz.

Bir koruluğu ormana dönüştüren gücümüz de var.

Ancak, Alsancak Milli Parkı ve meyve ağacı dikim tercihimiz kendi bünyemizde katılımcı bir anlayışla üretilmiş karardır.

***

Ağaçlandırmanın da bir politikası olmalı.

KKTC sınırları içindeki toprak sınırlıdır.

Bu sınırlı toprağı önemli bir bölümünü, en başta kapalı alanlar için kullanıyoruz. Konutlar, işyerleri, hayvan barınakları ve benzeri kapalı alanlar.

Ardından ekonomik niteliği olan tarımsal alanlarımız olacak.

Yeşili olabildiğince çok tutmak, ortak arzudur.

Yeşili elimize fırçaları alıp olabildiğince çok yüzeyi yeşile boyayarak elde edemeyiz.

Bahçemizde çiçeğimiz olacak.

Yine bahçemizde geleneksel kültürümüzün parçası olarak limon ağacından başlayarak sınırlı sayıda da olsa, elimizi uzattığımız zaman keseceğimiz meyvesi olan ağaçlarımızın olması için tercihlerimizi hayata geçireceğiz.

Yerleşim merkezlerinde, yeşili çoğaltacak ağaçlar yol boylarına, ortak alanlara ekilecek. Kentlerin yeşilliğini sağlayacak ağaçların, erken büyüyen, iklimimize uygun, çok su istemeyen ağaçlar olmasına özen gösterilecek.

Bu listelemeyi daha da sürdürmek olası…

***

Orman alanlarının ağaçları, belli olabilir.

Şu şu ağaçlar orman ağacıdır, denilebilir de…

Ancak ‘orman alanı olarak tanımlanan alanlar, kademeli olarak meyvesiyle ekonomik yanı olan ağaç ekimi için de neden değerlendirilmesin?’, sorusunu sorup yanıt arayışında yarar var.

Zeytin ve harup ağaçları, tarihin derinliklerinden gelen bu soruya yanıt olabilecek ağaçlardır.

Acı ama gerçek, hem zeytin hem de harup ağaçlarına yönelik, koruyup geliştirici politikalarımız bir türlü olmadı.

Meyvesi olan ağaçların ortak alanlara, ormanlık alanlara ekilmesi ciddi bir proje olabilir.

Bu tür ağaçların, insanlara aitliği de sağlanabilir.

***

KIBRIS ailesi dünkü meyve fidanı ekimi yaparken, bu konuları da konuştu.

Bu satırlar, o konuşmalardan esinlenerek yazılıyor.

Ormanlarımız yanıyor.

Yanandan fazla fidan ekileceği açıklanır.

Belki ekilir de…

Önemli olan ormanın, dokusuyla birlikte yeniden var olmasıdır. Bu da sanıldığında çok uzun zaman ister.

Konunun uzmanlarına göre, ağacı, toprağı, kurdu, kuşu, yılanı, böceğiyle bir ormanın oluşması için yüz yıla gereksinim var.

Bu da çok kolay değil.

Yanan ormanlık alanların bir kısmı, ulaşıp yeni fidan ekilemeyen yüksek, sarp yerler. Oralara hava araçlarıyla tohum serperek ekim yapmayı neden düşünmeyelim…

***

Biz Alsancak Milli Parkı’na fidanlarımızı dikerken bunlar aklımızdan geçti.

Daha örgütlü, bilimsel zeminde düşünülse çok yeni ve işe yarar düşüncelerin ortaya çıkacağı kesin.


 

YORUM EKLE

banner75