Akdeniz’de sular kaynama noktasına gelmez…

   Çok zor koşullarda kurtuluş savaşı vermek, var oluşla, yok oluş arasında gelgitler yaşamaktır.
   Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde verilen kurtuluş ve de var oluş mücadelesinin, Türk ulusuna armağanı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin çıkarları, uzun yıllar ulusal sınırlar içinde korunmuştur.
   Türkiye’nin bu barışçıl yaklaşımı, en yakın komşularından başlayarak, dünyanın önemli başkentlerinde yanlış algılanıp, yanlış yorumlanmıştır.
   Türkiye, Atina dâhil her yerde ezberlenmiş bir ülke muamelesi görmüştür.
***
   AK Parti iktidarı 2002 yılından beri Türkiye politikasının belirleyici ve yönlendiricisidir.
   Cumhurbaşkanı Erdoğan da politikaların şekillenmesinin devamında en önde gelen uygulayıcısı ve de seslendirenidir.
   Türkiye, ulusal çıkarlarının savunma hattının, ulusal sınırların ötesinde başlaması gerektiğine karar verip, gerekli hamleleri yaptığı zaman, Türkiye ile ilgili ezberler bozulmuştur.
   Ezberin bozulmasının devamında, doğal olarak dengeler de yerinden oynamıştır.
***
   1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, Cumhuriyet tarihinde, Türkiye’nin ulusal çıkarlarını gözeterek gerçekleştirdiği ilk sınır ötesi büyük askeri harekâttır.
   Barış Harekâtı sonrası Türkiye, Kıbrıs’taki askeri varlığını, Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı (KTKA) sayısına çekmedi.
   Adadaki askeri varlığının pazarlığına da izin vermedi.
   Türkiye’nin 1974’teki müdahalesinin yasal zemini Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’na bağlı Garanti ve İttifak Anlaşması’dır.
   Bir anlamda 1974’ten günümüze Türkiye, adada sahip olduğu statü ve statü sınırlarını korudu.
 ***
   Kıbrıs Rum Yönetimi, adanın özellikle Güney, Güney Doğu ve Güney Batısı’nda münhasır ekonomik bölge sınırlarını, komşu ülkelerle belirlerken hem Kıbrıslı Türkleri hem de Türkiye’yi yok saydı.
   Münhasır ekonomik bölgelerde, doğal gaz bulunup bulunmaması bir yere kadar önemlidir.
   Daha önemli ne olabilir?
   Daha önemli olan egemenlik sınırlarının karaların dışında denizlere doğru genişletilmesi ve sınır belirlemesine gidilmesidir.
   Karada sınırlarınız ne kadar önemliyse, havada ve denizdeki sınırlarınız, haklarınız da o kadar önemli ve değerlidir.
   Güney Kıbrıs, komşu ülkelerle, sadece olası doğal zenginliklerin paylaşımını hedeflemiyor.
   Tehlikeli yanı daha da büyük olan, Türkiye’ye karşı ortak cephe yaratma hedefidir.
   Türkiye’yi hedef olan bu proje hayat bulursa, Kıbrıslı Türkler için yaşamsal tehdit demektir.
***
   Türkiye, Ege’de kendi, Doğu Akdeniz’de ise Kıbrıslı Türklerle birlikte… Türkiye çıkarları için kırmızı çizgisini en ilerilerde çizmiş durumdadır.
   Barışçıl çözüm girişimleri devam ettiği için Türkiye, sürece engel olmayacak adımlar atabilir. Ancak, barışçıl adımlar karşılığını bulmazsa, Türkiye’nin kaldığı yerden devam edeceğinden de kimsenin kuşkusu olmamalı.
   Türkiye’nin kararlı duruşu, Doğu Akdeniz’de suların kaynama noktasına gelmesini de önlemektedir.
   Türkiye’nin kararlılığını bilen ülkeler, suların kaynamasına izin vermiyor, kolay kolay da vermeyecek.
  

YORUM EKLE

banner75