Akıncı’nın giderayak “Ekonomi Danışma Kurulu” oluşturmasını nasıl yorumlamalıyız?

Hepimizin malumudur ki; çok zor günler geçirmekteyiz. Bu zor günlerin geçmişten farkı ise artık hayatımızın da tehlike altında oluşudur.

Kıbrıs Türkü savaş zamanları hariç böyle bir tehlikeyle yüzleşmemiştir. İşte bu nedenledir ki bu günlerde özellikle cumhurbaşkanlığına dönük siyasi avantaj sağlamaya ilişkin tutum sergilenmemesi ve hükümetin yapacağı iyi niyetli doğru işlerin desteklenmesi yönünde genel bir kanaat hakimdir.

Doğrusunu söylemek gerekir ki, bazı muhalefet partileri bu yaklaşımı sergilemekte ve halkın bekasını siyasetin üzerinde tutmaktadır. Onları bu vesile ile kutlamak istiyorum. Ancak,  siyaset uğruna yapılan bazı işlerin sırıttığını da açıkça ifade etmek isterim.

Siyaseten sırıtan ve zamanın ruhuna uymayan davranışların başında Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın “EKONOMİ DANIŞMA KURULU” oluşturması gelmektedir. Böylesi bir davranışı doğru yorumlamak için kanımca aşağıdaki soruların yanıtlanması gerekir.

1. Beş yıllık görev süresince böylesi bir kurul neden oluşturulmadı?

2. Cumhurbaşkanının görev ve sorumlulukları gereği bu kurulun oluşturulası zaruri miydi?

3. Kurulda yer alan kişiler siyasi yakınlık gözetilmeden nesnel ve salt uzmanlığa göre mi seçildi?

4. Akıncı’nın bu kurulu oluşturmasındaki gerçek gayesi nedir?

Yukarıdaki sorulara mantık yoluyla aşağıdaki yanıtları verebiliriz:

1. Cumhurbaşkanı Akıncı tarafından yapılan açıklamaya göre; Koronavirüs salgınının ülkemizdeki ekonomik etkilerini azaltmak amacıyla ivedi olarak alınması gereken bütünlüklü ekonomik ve mali önlemler konusunda tavsiye niteliğinde görüşler iletmek üzere Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Danışma Kurulu oluşturuldu. Cumhurbaşkanının bu gailesini dikkate aldığımızda; 5 yıllık bu sürede böyle bir ilgisi ve endişesi olmadığını görürüz. Üstüne üstlük, seçim döneminde büyük bir akademisyen ve uzman kadro ile çalıştığını ve cumhurbaşkanlığı sırasında iç meselelere de rehberlik yapacağını taahhüt etmesine rağmen böylesi bir kurul oluşturmayı beş yıl boyunca düşünmedi.  Özellikle dörtlü koalisyon döneminde yaşanan ağır kriz karşısında kurul oluşturup bilimsel bir raporu ne hükümet ne de toplumla paylaştı.  Demek ki, Sayın Akıncı’nın ekonomik konularda öneriler geliştirmek gerçek ve samimi niyeti olamaz.

2. Cumhurbaşkanının temayül gereği Kıbrıs sorununda yürüttüğü görüşmecilik rolü dışındaki görev ve sorumlulukları Anayasada belirtilmektedir. KKTC Anayasasının 102. Maddesi Cumhurbaşkanının görev ve sorumluluklarını aşağıdaki gibi sıralamaktadır:

a) Cumhurbaşkanı Devletin başıdır.  Bu sıfatla, Devletin ve toplumun birliğini ve bütünlüğünü temsil eder.

b) Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Anayasasına saygıyı, kamu işlerinin kesintisiz ve düzenle yürütülmesini ve Devletin devamlılığını sağlar.

c) Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisi adına Cumhuriyet Silahlı Kuvvetleri Başkomutanlığını temsil eder.

d) Cumhurbaşkanı, bu Anayasa ve yasalarla kendisine verilen diğer yetkileri kullanır ve görevlerini tarafsız olarak yerine getirir.

Cumhurbaşkanının yetki ve sorumlulukları arsında b) şıkkı dikkati çekmektedir. Şöyle ki, kamu işlerinin kesintisiz ve düzenle yürütülmesi görevi Cumhurbaşkanına verilmiştir. Bu noktadan hareketle, Anayasal sorumluluk gereği Cumhurbaşkanı kamu işlerinin kesintisiz ve düzenli yürütülmesinde tavsiyede bulunmak üzere kamu yönetimi uzmanlarından oluşan bir tavsiye kurulunu göreve gelir gelmez oluştursa doğrusunu yapardı ve yadırganmazdı. Ancak, bunun yerine normal süresinin bitmesine bir ay kala anayasanın yetki ve sorumluluk vermediği bir alanda kurul oluşturması abesle iştigal olarak yorumlanabilir.

3. Cumhurbaşkanın Akıncı’nın “EKONOMİ DANIŞMA KURULU” nu oluştururken ne kadar nesnel, objektif ve tarafsız davrandığı konusundaki yapılacak değerlendirme de Sayın Akıncı’nın gerçek niyeti hakkında bizlere ipucu verebilir. Kurulu oluşturan üyelerin Cumhurbaşkanına ne kadar yakın olduğu veya Cumhurbaşkanına yakın olanlara ne kadar yakın olduğu sorusunun yanıtını okuyuculara bırakmak istiyorum. Elbette bu kurulu oluşturan üyeler arasına eski bir bakan ve halen UBP’ye çok yakın eski bir müsteşarı da katması takdir edilecek stratejik bir yaklaşım olduğunu da belirtmek isterim.

4. Sonuç olarak Cumhurbaşkanının normal görev süresinin bitimine bir ay kala 5 yıl boyunca düşünmediği ve anayasal sorumluluğuna girmeyen bir alanda Kurulu bugün oluşturmasının tek bir nedeni olabilir. Bu da altı ay sonraki Cumhurbaşkanlığı seçimidir. Kurul oluşturma gibi taktikler ile cumhurbaşkanı hiç kuşkusuz kendisini destekleyenleri konsolide etme ve motive etme fırsatı da yakalamaktadır.

YORUM EKLE

banner107

banner75

banner108