Alkollü araç kullanımına nasıl tedbir alınacak?

Gazetemizde bir haber vardı dün, “4 sürücüden 3’ü alkollü çıktı” diye...

Haber 4 gün içindeki kazalar için derlendi ama “alkollü araç kullanımı” konusunda genel bir “kurala uymama” hastalığı var.

Alkollü araç kullanımının ne gibi felaketler getirdiği ortadayken, neden ısrarla insanlar böyle yapar?

Alkollü araç kullanarak hem kendisinin hem de başkalarının hayatını neden tehlikeye sokarlar?

Üstelik bunun cezası ağırken, alkollü sürücünün ehliyetine de el konuluyorken insanların bu kurala uymaması tuhaf değil midir?

Bakın, Başkent Lefkoşa’da, Lefkoşa-Girne anayolunda, Girne-Alsancak anayolunda ve İskele-Ercan anayolunda meydana gelen trafik kazalarında 4 sürücüden 3’ü alkollü çıktı.

Sürücülerden birisinin 195, birisinin 175, birisinin de 160 promil alkollü olduğu tespit edildi.

Kazalarda biri ağır 4 kişi yaralandı.

Ülkemizde hiçbir yasaya, kurala uymak istemediğimiz gibi trafik kurallarına da uymuyoruz.

Cezalar nispeten artırılıyor ama sürücüler yine kuralları takmıyor.

Burada birkaç noktaya değinmek lazım...

Öncelikle ortada bir “denetim sorunu” olduğunu düşünüyoruz.

Gerekli denetim olmadığını gören, bilen insanlar, “nasıl olsa beni bulamazlar, göremezler, tespit edemezler” düşüncesinde olabiliyor.

“Her an bir polis çıkabilir ve beni yakalayabilir” korkusu yok demek ki.

Polis çıkmayacağı, onu yakalayamayacağı için de alkollü araç kullanabileceğini düşünüyor.

Daha ilerisi de olabilir; “Yakalansam da bir şey olmaz” düşüncesi…

Evet bu düşüncede olanlar da var...

Nasıl olsa bir dayısının onu kurtarabileceği düşüncesi...

“Bir yerden bir torpil bulur, kurtulurum” diye düşünebilir.

Aslında ilk düşünmesi gereken şey, “Kaza yapıp ölebilirim, birisini öldürebilirim” olmalıdır.

Kendisi ve başkaları için güvenli olan, alkollü araç kullanmamaktır.

İşte bunu düşünebilse, bu ilkeyle hareket edebilse, “alkollü araç kullanma sorunu” olmayacak.

Ancak tam tersi, inatla alkollü araç kullanılıyor.

Halkta o bilinç yok, illa ki kendisini de başkalarını da riske atacak.

Hepsinden yırtarsınız belki ama ya kaza yaparsanız, yaşamınızı yitirirseniz, başkasının canını yitirmesine yol açarsanız ne olacak?

O zaman, eğer hayatta kalırsanız pişman mı olacaksınız?

Peki son pişmanlık fayda getirir mi?

Getirmez tabii ki...

Demek ki mesele gelip “denetime” dayanıyor, hem de sıkı ve sürekli denetime.

Demek ki kişilerin bu konuda torpil yapmaması, bazı yetkililerin bu tip kişileri korumaması gerekiyor.

Başka ülkelerde restoranlar, barlar da “alkollü araç kullanan müşterisinden” sorumlu tutuluyor.

İşletmeden sarhoş çıkan kişi kendi aracını kullanırsa ve polis onu yakalarsa alkol kullandığı yer de ceza yiyor.

İşletme yetkilileri, sarhoş müşterisine taksi tutup göndermek zorunda bırakılıyor, bu görev yasa gereği oluyor.

Hatta bazı ülkelerde alkol almış kişileri evlerine bırakan, paralı hizmet veren servis ağları kuruluyor.

Yalnızca alkol alan kişileri taşıyan, bu konuda eğitimli kişiler var.

Yani dünyada bu işi kafasına takan, formül üreten ve bu suçu işleyene çok büyük, caydırıcı cezalar veren ülkeler var.

Bizim de “alkollü araç kullanımı” için, bilinçlendirme çalışmasından tutun da sıkı denetime, ağır cezaya kadar kendimizi yenilememiz gerekiyor.

Mevcut tedbirler yetersiz kaldığına göre, yenilerini hazırlamak ve bu sorunu çözmek şarttır.

YORUM EKLE