Alman liyakat nişanı ve Pekinel kardeşlerin sanat anlayışları

Anne profesyonel piyanist, baba da başta müzik olmak üzere sanat aşığı bir insan olursa, çocukların yeteneklerini küçük yaşta keşfetmek kuşkusuz ki daha kolay oluyor. Nitekim tek yumurta ikizi olan Pekinel kardeşlerin müziğe olan yetenekleri de ilk hocaları olan anneleri tarafından keşfedilmiş. Anneleri eğitim vermeye devam ederken Ferdi Statzer’in de öğrencisi olmuşlar. İlk konser, ilk sahneye çıkış ve seyirciyle ilk karşılaşma, daha altı yaşındayken Cumhurbaşkanı’nın huzurunda vermiş oldukları konserde Mozart’ın iki piyano konçertosu ile, Debussy ve Ravel çalmalarıyla gerçekleşmiş. 1962 yılında ise, yani 9 yaşına geldiklerinde, Hikmet Şimşek tarafından yönetilen Ankara Filarmoni Orkestrası eşliğinde Ankara Radyosu’ndan naklen yayınlanan ilk orkestra eşliğinde konserlerini vermişler.
   Bütün bu ilk başarılar, henüz gerçek anlamda teorik müzik eğitimine başlamadıkları yıllarda gösterdikleri önemli çıkışlar! Sonrası ver elini müthiş bir müzik eğitimi…1963’te, yani 10 yaşında devlet bursu ile Fransa’ya Paris Konservatuvarı’na gidiş, 2 yıllık bir eğitimden sonra Almanya Frankfurt Yüksek Müzik Okulu’na geçiş, oradan Amerika’ya Philadelphia Curtis Institute of Music’te ve New York’ta Julliard Müzik Okulu’nda aldıkları eğitim ve bu uzun soluklu öğrenimlerini Julliard Müzik Okulu ve Farnkfurt Yüksek Müzik okulunda yaptıkları yüksek lisans çalışmaları ile olgunlaştırmaları. 18 yaşına geldiklerinde iki yıl için müzik eğitiminden uzaklaşmaları ve Süher Pekinel’in Frankfurt Üniversitesi’nde felsefe, Güher Pekinel ise psikoloji okuması…

 
“Devlet Sanatçısı” unvanını almaya ve

dünya çapında bir değer olmaya giden yıllar
 

   Bu yıllar, Pekinel kardeşlerin ikili ve solo piyano alanında dünya çapında birer değer olarak kabul edilmeye başlandığı yıllardır. 2 yıllık aradan sonra dünyaya kendilerini hatırlattıkları ilk 1978’de Almanya adına katıldıkları UNESCO Dünya Müzik Haftası’nda düzenlenen piyano yarışmasında aldıkları birincilik olmuştur. 1984’te ise Herbert von Karajan tarafından keşfedilerek Salzburg Festivali’ne davet edilmeleri Pekinellerin dünyasını gerçekten değiştirmiş ve Berlin Filarmoni, Viyana Filarmoni, New York Filarmoni, İsrail Filarmoni, Londra Filarmoni, Amsterdam Cocertbegow, Los AngalesFlarmoni, Oda Orkestrası, Fransız Ulusal Orkestrası Tokyo Flarmoni Orkestrası Leipzig Flarmoni orkestrası gibi dünyanın en ünlü orkestralarıyla çalarak bir dünya değeri olarak sivrilerek hem solo, hem de ikili ödüller aldılar ve 1991 yılında da “Devlet Sanatçısı” unvanını ve sanat olaylarında öncül bir kurum haline gelmiş bulunan Boğaziçi Üniversitesi’nden “Fahri Doktora” ve İKSV’dan da “Onur Ödülü” almaya hak kazandılar. Karajan’ın yönettiği konseri hiçbir zaman unutamayacaklarını halâ dile getirirken.
   Vermiş ve ödül almış oldukları birçok konserleri Deutsche Grammophon, CBS, Teldec Warner Classics gibi kayıt yapımcılarının kayıtlarına alınan ve piyasaya sunulmuş olan eserlerden Leonard Betrnstein tarafından kendileri için düzenlenen meşhur Batı Yakasının Hikâyesi iki piyano versiyonu yılın plağı seçildi. Tabii son yıllarda vermiş oldukları en önemli konserler, ünlü Şef Zubin Mehda yönetimindeki Viyana Flarmoni Orkestrası ile verdikleri konser ile, İsrail Flarmoni Orkestrası ile yaptığı sekiz şehirlik turne olmuştur. Bu konserlerin de “Güher-Süher Pekinel: Live in Consert” ismiyle DVD olarak yayımlanmıştır. Unutamadıkları diğer bir konser de Zubin Mehda’nın yönetiminde Viyana Flarmoni ile verdikleri konserdir.
   Pekinellerin, bir dünya değeri olarak benimsenmesine yol açan bütün bu başarılı çalışmaları, hatta daha da fazlasını tüm kaynaklarda bulmak mümkündür. Bu nedenle örnekleri daha fazla uzatmaya gerek yoktur. Bunların sayısını arttırmak yerine ünlü ikilinin sanat anlayışları üzerinde durmak daha faydalı olacaktır.

 

Sanat anlayışları
 

   Aslında, Pekinel kardeşlerin sanat anlayışlarını ortaya koyabilmek için uzun boylu araştırmalar yapmaya da gerek yoktur. Zira Alman Federal Cumhuriyeti’nin en yüksek dereceli nişanı ola Federal Almanya Cumhurbaşkanı Walter Steinmeier imzalı “Liyakat Nişanı (Bundesverdienstkreuz)”nı Federal Almanya Başkonsolosu Regenbrecht’en alırken, aslında Almanya’da yapılması plânlanan ama pandemi nedeniyle Konsolosluk’ta yapılan törende, internet üzerinden yaptıkları teşekkür konuşmasında, “sanat” anlayışlarını açık bir şekilde ortaya koymuşlardır. “Müzik bizim için nefes almadır” diyen Pekinel kardeşler, “47 yıldır müzikal dilimizle, profesyonel kariyerimizde müziğin birleştirici, iyileştirici ve paylaştırıcı gücünü kültürlerarası yoğun diyalog yoluyla iletmeye çalışıyoruz” şeklinde açıklamışlardır.
 

1. Sanatlarının çıkış noktası müzik ve

kültür yoluyla toplumların yakınlaşması

   Unutmamak gerekir ki, savaşın yıkıcılığı, bir o kadar da insanları kültürel olarak yakınlaştırır. Ancak insanlık bunu geç anlamıştır. O kadar anlamsız savaşlardan sonra insanoğlu sonunda sanatla, özellikle müzik yoluyla yan yana gelebileceklerini görmüşlerdir. Çünkü müzik duygunun yoludur. Zamanında kemençe sanatçısı Derya Türkân ile Sokratis Sinopoulos Ege Adalarını dolaşarak bu duyguyu güçlendirmeye çalışmamışlar mıydı? Bugün bile KKTC ile GKRY’i arasındaki ilişkilerin yumuşaması için alınan iki güven verici önlemlerin başında iki toplumlu korolar, konserler dans grupları ile yapılan müzikal faaliyetler geldiğini görmüyor muyuz?
 

2. Toplumsal sorumluluk gereği

toplumları yakınlaştırmak için

sosyo/toplumsal çalışmalar yapılması
 

   Pekinel kardeşler, çıkış noktaları olan tek başına müzik yoluyla bu amacın gerçekleşemeyeceğinin bilincidirler. Doğrudur… Farklı milletlerden, farklı dinlerden, farklı kültürlerden gelen insanların beğendikleri havasına girdikleri müzik ile el çırparak dans etmeleri kuşkusuz ki hoşça vakit geçirmelerine ve o anlar için yakınlaşmalarına yol açabilir. Ama bu müziğin, onların söylediği gibi tek başına bu iyileştirmeci ve paylaştırıcı ortamı yaratmaya yeterli değildir. Hele hele bu toplumlar bir çatışma geçirmişlerse. Zira iyileşmek yakınlaşmak isteyene toplumlarda iki sorunlu toplumsal hayat yaşanmaya devam etmektedir. Yapılması gereken toplumsal sorunları çözmektir. Bu yolda, İKSV’nin hazırladığı raporda belirtildiği üzere sanat sadece sınırlı bir rol oynayabilir. Nitekim, Pekinel kardeşler, sanat anlayışı gereği bu çalışmalara da girmişlerdir. Bakın ne diyorlar: “22 yaşımızdan beri, üniversite eğitimiz sırasında yoğun bir şekilde Almanya’daki göç olgusu ve sosyal sorunlarla ilgilenirken kendimize her zaman ne yapabiliriz” diye sorduk”. İnanılmaz bir toplumsal sorumluluk örneği değil mi? İşin ilginç tarafı, Pekinel kardeşlerin anlattıklarına göre, bu sosyo/ toplumsal çalışmalar yeni de değil. Sanmayın ki, Pekinel kardeşler başarılı çalışmaları ve konserleri ile birer “dünya değeri olarak kabul edildiklerinden sonra başlamış. Daha Goethe Üniversitesi’ndeki eğitimleri sırasında sosyal çalışma gruplarına katılarak Alman ve Türk kültürleri içinde yaşayan kişilerin sorunlarıyla ilgilenmişler ve somut sorunlara yine müzikle çözümler üretmeye çalışmışlardır. Özellikle huzurevlerinde, anaokullarında ve özel eğitime muhtaç çocukların yaşamında, müziğin olumlu etkilerini farklı kültürlerin birbiriyle çatışmadan bir arada yaşamaları, birbirlerine saygılı ve hoşgörülü davranmaları için çok uğraşmışlardır.
 

3. Eğitim alanında ürettikleri projeler ve çalışmaları
 

   47 yıllık müzik hayatlarının en anlamlı çalışmalarını ise, çok ama çok önem verdikleri eğitim alanında gerçekleştirdikleri olduğunu söylemek gerekir. Gerçekten, müzik hayatlarının bu müthiş temposu içinde olmalarına rağmen son 15 yıl içinde eğitim alanında muazzam projeler üretmişlerdir. Doğdukları evi bir “sanat eğitim merkezi” olarak nitelendiren Pekineller, hangi alan olursa olsun eğitimin son derece önemli olduğunun ve “sanat yapılmayan bir evden sanatçı çıkmayacağını”, “günlük bir gazetenin muntazaman alıp okunmadığı bir evden de okuyan bir çocuk çıkmayacağını” okumayan bir toplumun merak etmeyeceğini ve hayal kuramayacağını ve dolayısıyla fen bilimlerinin de gelişemeyeceğini çok iyi bilen Pekineller, “ulaştıkları ve minnet duydukları” bu hayatın “önce” sanat içinde büyümelerine daha sonra da aldıkları eğitime borçlu olduklarını her zaman dile getirmişlerdir. Pekineller, bu duygular içinde, yine bir sosyal sorumluluk projesi olarak ilk önce “müzik” eğitiminin ilköğretimden başlayarak ortaöğretim bitene kadar müfredata entegre edilmesi” projesini gerçekleştirmek üzere çalışmaya başlamışlardır. Ancak bu proje, “Üç Müzik Eğitim” projesi haline dönüşerek “Dünya Sahnelerinde Genç Müzisyenler, Güher and Süher Pekinel Anadolu ORFF Müzik Eğitimi” ve “TEVİTOL GS Pekinel Müzik Bölümü” adı altında, reform edilmiştir. Pekineller, üç etapta Anadolu’dan seçilen genç müzisyenlerin dünya standartlarında kariyer yapmak üzere geliştirdikleri projeleri her bakımdan desteklemektedirler.
   Bu satırları okuyanlar, belki de ikili olarak değil, ama solo olarak piyano çalmayı çok kolay sanabilirler. Madem ki çalmayı biliyor tabii ki çalar! Oysa ki bu iş o kadar basit değildir… Sadece piyano için değil, hiçbir enstrüman için basit değildir. Bilmiyorum bu satırları okuyanlar arasında, bu tür büyük sanatçıların, konsere hazırlanırken aynı eseri ve özellikle kendilerini zorlayan pasajları 130-140 defa çaldıklarını saat 10’da girdikleri stüdyolardan gece saat 2’de 3’te çıktıklarını biliyor musunuz. Siz aynı parçayı kaç defa dinleyebilirsiniz? Bir sağ elin baş parmağının do küçük parmağın sol tuşu üzerinde “do-sol, do-sol, do-sol… çalınmasını kaç saat dinleyebilirsiniz? Bunun için müthiş bir eğitim almış olmanız bile yetmez… Eğitim, sevgi, müzik aşkı, sabır ve çalışma, çalışma, çalışma… Pekinel kardeşler de, dünyaca kabul edildikleri halde, günlerce saatlerce çalışıyorlar ve yorumlarının derinleşmesi en büyük motivasyon kaynakları oluyor. “Zubin Mehda’nın bile günde 3-4 saat uyuduğu bir çalışma ortamında yaşıyoruz!” diyorlar, gerisini siz düşünün…


   Ülkemizin en saygın temsilcileri olan müzisyenlerimizi candan tebrik eder, başarılarının devamını dilerim.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75