Ama ben değerliyim

Toplum kurallarının etkisiyle yaşanmış bir hayat... Çevre ne der ve dul kadın baskısının güçlü etkisi... Yaşadığı şiddet döngüsünde çaresiz hisseden bir kadın...

Bu yaşanmış hikayemizde yaşadığı psikolojik, cinsel ve fiziksel şiddeti bizimle paylaşan direnişçi bir kadın var. Yazımızda gerçek isimleri değil rumuz kullandığımızdan, hikayesini bizlerle paylaşan kişiden “Münüre” olarak bahsedeceğiz…
   Toplum kurallarına ve çevrenin beklentisine göre kadın olarak evlenmesi ve çocuk doğurması gerektiğini düşünen Münevver, iki evliliğinde de şiddet yaşadı. Geriye dönüp baktığında, boşanmama ve yaşadığı şiddeti anlatamama noktasında dul kadın baskısı ve kadınlara yönelik suçlamaların etkili olduğunu fark eden Münüre’nin yaşadıklarını gelin kendi ağzından dinleyelim:

 

Toplum kuralları önemliydi
 

Geleneksel bir ailenin, en küçük kızı olarak dünyaya geldim. Maddi durumumuz iyiydi, genelde isteklerimiz yerine getirilirdi, özellikle babam kızlarına çok düşkündü. Annem ise daha çok oğluna düşkündü ve otoriter bir kişiydi. Özellikle biz kızlarının eğitiminde disiplin ve toplum kuralları çok önemliydi. Sürekli olarak “El alem ne der” sözünü işitirdik. Ve bu şekilde büyüdük…
   Liseyi bitirdikten sonra eğitime devam etmedim. Sevdiğim ve ilgi duyduğum bir alanda meslek edinme şansı yakaladığımdan, hemen iş hayatına atılmak istiyordum. Ailem de bu konuda çok destekleyiciydi ve bu konudaki seçimime saygı duyuyorlardı. İstersem özel üniversitede eğitimime devam edebileceğimi de söylemişlerdi. Ama benim gönlüm istediğim alanda kısa zamanda iş hayatına atılmaktı.

 

Psikolojik ve fiziksel şiddet
 

Dikkat çeken ve beğenilen bir kadın olduğumdan, taliplerim oluyordu. Çalışmaya başladığım dönem iyi diye bildiğimiz, tanıdık bir ailenin oğlu beni istedi. Eğitimli, evi, işi olan, niyeti ciddi bir kişiydi. Olaylar hızla gelişti, özellikle ailem bu kişiyi çok beğendiğinden ve bana uygun gördüklerinden işler hızla ilerledi ve yüzükler takıldı.
   Ailemin düşünceleri benim için çok önemliydi ve aldığım eğitimden dolayı onların düşüncelerine çok önem veriyor ve benim için en doğrusu olduğunu düşünüyordum.
   Evlendikten sonra aslında ne kadar da yanıldıklarını anlayacaktım ama artık çok geçti. Eşim hem psikolojik, hem de cinsel şiddet uygulamaya başladı. O dönem genç olduğumdan eşimdeki sorunun tam ne olduğunu anlayamıyordum. Sanki cinsellikle aklını bozmuş gibiydi. Bunu takip eden aşırı bir kıskançlığı vardı. Neredeyse evden çıkmamı bile istemiyordu.

 

Köle gibi hissediyordum
 

İşten ayrılmak zorundan kaldım daha doğrusu eşimin baskısı yüzünden bıraktım. Artık sürekli evdeydim ve onun isteklerini yerine getirmem gerekiyordu. Kendimi köle gibi hissediyordum ve psikolojik olarak çökmeye başlamıştım. Aileme de durumu anlatmaya utanıyordum. Onunla iletişim kurmaya çalışıyordum ama bir türlü olmuyordu. Sanki benim kişi olarak varlığımın bir önemi yok gibiydi. Yalnızca onu mutlu etmesi gereken bir nesne gibiydim.
   Son yaptığı şeyden sonra evden kaçmaya karar verdim ve ailemin yanına sığındım. Psikolojik olarak tamamen çökmüş durumdaydım ve aileme gerçekte neler yaşadığımı anlattığımda bana hak verdiler ve boşanmamı onayladılar.

 

Ailemin desteği
 

Boşandıktan sonra yeni bir hayata başladım. Özellikle ailemin desteğini hissetmek, beni kollamaları ve destek olmaları toparlanmamda çok etkili oldu. İnsanın çevresinde güvenebileceği, zor zamanında destek olacak, sahip çıkacak kişilerin olmasının ne kadar önemli olduğunu çok iyi anladım.
   Toparlandıktan sonra iş hayatıma geri döndüm. Yeniden doğmuş gibiydim. İşe gidip geliyor, sosyalleşiyor, yeni günlere umutla bakıyordum. İlk evliliğimde yaşadığım kötü deneyimleri unutmaya başlamıştım. Yeni bir hayat kurmak ve evlenmek, mutlu bir yuvam olsun istiyordum. Şimdi düşününce, bu isteğimin toplumsal yetiştirilmemle ilgili olduğunu anlıyorum.

 

Bir kadının kâbusu
 

İlla ki evlenmem ve çocuk doğurmam gerekiyordu. Kadın olarak bunları yapmam ve genç yaşta yapmam bekleniyordu. Yoksa hoş olmayan şekilde yakıştırmalara maruz kalacaktım. Hele belli bir yaşa gelip de evlenmemek bir kadının kâbusu olmalıydı. Derinlere yerleşmiş bu düşüncelerin etkisiyle, bu sefer mutlu olacağım umuduyla ikinci evliliğimi yaptım. Ailemin de onayladığı ve istediği bu kişiyle başlarda her şey çok güzeldi.
   Evlilik için genel olarak bakılan kriterlere göre kocam efendi, iyi bir aileden gelen, işi olan, evi olan bir kişi olarak ideal bir damattı. Toplumsal olarak bakılan özellikler bunlardı ve bu şartlarda mutlu olmak için bir kadın daha ne isteyebilirdi ki? Bunlar varsa şikayet etmeniz, sıkıntı yaşamanız bile tuhaf karşılanıyordu. Bu nedenle uzun yıllar eşimden gördüğüm fiziksel şiddeti aileme dahi söylemedim.

 

Söylemeye utanıyordum
 

Bu evliliğimde de eşimden dayak yiyordum ama iki çocuğumuz olduğundan ve ne yapmam gerektiğini bilmediğimden katlanıyordum. Aynı zamanda bunu söylemeye de utanıyordum; kocam bana vuruyor, canımı acıtıyor demek kolay değildi benim için. Üstelik ikinci evliliğimi de yapmıştım ve sanki benim başarısızlığımmış gibi algılanmasından korkuyordum.
   Boşanırsam çevrem tarafından eleştirileceğimi ve dışlanacağımı düşünüyordum. Bu yüzden boşanma konusunda da korkuyordum. Çocuklu ve dul kadınlara yönelik eleştiriler ve aşağılamalar kolay hazmedilecek şeyler değil sonuçta. Özellikle hemcinslerimden olanlar.

 

Çocuklara yansıyınca
 

Şiddet dayanılamayacak bir noktaya geldiğinde ve küçük çocuğum da buna şahit olduğunda artık bu durumla baş edemeyecek durumdaydım. Yaşadıklarımı, sanki utanması gereken benmişim gibi, kimseye anlatmıyor, kendime saklıyordum. Fakat yaşadığım şiddet çocuklarıma da yansımaya başlayınca avukat arkadaşımla konuşmaya karar verdim.
   Avukatla görüştükten sonra ailemin yanına taşındım. İlk başlarda boşanmam konusunda çok destekleyici değillerdi fakat çocukların özellikle küçük çocuğumun davranışları ve bozulan psikolojisi bu konuda onları da ikna etti. Boşanma düşündüğümden uzun sürdü fakat sonunda bitti ve kurtuldum.

 

Köle pazarından alınmıyor
 

Şimdi geriye dönüp baktığımda boşanma kararını daha erken zamanda alamamamda, şiddete boyun eğmemde toplumsal öğretilerin de önemli bir etkisi olduğunu görüyorum. Özellikle kadın için hele bir de çocukları varsa, maalesef kadın dul kadın baskısı yaşıyor sanki değersizmiş gibi hissettiriliyor. Ama dönem değişti, kadınlar köle pazarından alınmıyor artık. Bu yüzden düşüncelerin ve yaklaşımların da değişmesi lazım. Hemcinslerimizin de eleştirmek yerine, kızkardeşlerine sahip çıkması ve yardımcı olması gerekir. Kadın olarak değerli olduğumuzu kabul etmeliyiz önce. Ki böylelikle şiddetle savaşmak daha kolay olsun.
 

**

ÖNERİ KÖŞESİ

Akova Kadınlar Derneği


   Bu hafta Mesarya’da kurulmuş olan Akova Kadınlar Derneği ile ilgili Dernek Başkanı Aysel Bodi çalışmaları ile ilgili bizlere bilgi veriyor:
   Akova Kadın Derneği kâr amacı gütmeyen bir organizasyondur. 2000 yılında yerel futbol kulübü için para toplama amacıyla bir dizi kadın bir araya geldi. Kısa süre sonra, kırsal kesimde özellikle kadınları ve gençleri etkileyen eğitim, kültür ve spor tesisleri için bir boşluk olduğu ortaya çıktı. Sonuç olarak, bu birlik, kırsal kesimde bulunan eğitimsel ve kültürel açıdan kısıtlı vatandaşların uyanmasına katkıda bulunmak ve bu ihtiyaçları karşılamak amacıyla dernek kurmaya karar verdi.
   Derneğimiz kırsal kesimde, genelde halka, özelde kadınlara; danışmanlık, kültür, eğitim ve spor alanlarında eşit fırsatlar ve imkânlar sağlamak için hizmetler sunmaktadır. Kurulduğu yıldan itibaren, dernek çatısı altında çeşitli alanlarda eğitimler verdik, halkın gelişmesine katkı koyduk, kırsal kesimde halkın katılımını sağladık ve kültürel etkinlikleri köye getirdik. Köyde yaptığımız çeşitli şölenlerle, ilgili kurumlara tehdit oluşturabilecek konuları dile getirdik. İngilizce, bilgisayar ve okuma – yazma kursları düzenledik. Çocuklara yönelik olarak, oyun grupları oluşturduk. Satranç, yüzme, aerobik kursları düzenledik ve kütüphane açtık. Ayrıca başka derneklere de öncülük yaptık.
   Faaliyetlerimize Akova’da yaşayanlarla birlikte Serdarlı, Tuzla, Akdoğan, Vadili, İskele, Geçitkale, Yıldırım, Alaniçi, Çamlıca, Gönendere ve birçok farklı civar yerlerden katılım olmaktadır. Farklı bölgelerdeki kadınlara dernek kurma konusunda yardım etmek ve yaşlıları daha aktif olmaları için motive etmekte yardımcı olmaktayız. Kendi organizasyonumuzu güçlendirmenin yanı sıra başkalarını bilgilendirmek ve motive etmek için Stratejik Planlama ve Toplumsal Cinsiyet Kaynaştırma Eğitimini de içeren eğitim programları düzenledik.
   Şiddet gören kadınlara danışmanlık hizmeti de vermekteyiz. Şiddet yaşayan kadınların ihtiyaçlarına göre doğru kaynaklara ve kişilere yönlendirmekteyiz. Bu noktada sıkıntı yaşayan, şiddet gören, kendini çaresiz hisseden kadınlar doğru şekilde bilgi almak için bizlere başvurabilirler.
   İhtiyaç duyulan konularda farkındalığı artırmak için çeşitli eğitimler verdik, vermeye de devam edeceğiz. Önümüzdeki dönem aile içi şiddet konusunda eğitim verilmesi planlanmaktadır. Gerek eğitimler, gerek şiddet yaşanması durumunda bizlere aşağıdaki iletişim adreslerinden ulaşılabilir.
   0392 373 4363 AKOVA Kadınlar Derneği
   0392 373 4073 Aysel Bodi – Dernek Başkanı (ev)
   0542 851 5774 GSM Aysel Bodi
   Email:akovakadinlardernegi@gmail.com
    ayselbodi@hotmail.com
   www.akovakadinlardernegi.com
   ve AKOVA Kadınlar Derneği facebook sayfası.

 

YORUM EKLE

banner107

banner96

banner108