Amaç bağcı dövmek değil, üzüm yemek olmalıdır

Yaklaşık 2 aydır ülke bir hükümet krizi yaşıyor. HP’nin hükümetten çekilmesi ile başlayan hükümet krizi, Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında Sn. Tatar’ın cumhurbaşkanı seçilmesi ve Başbakanlık için vekalet verilmemesi neticesinde Bakanlar Kurulu toplanıp, karar üretemiyor.
2 hafta boyunca Sn. Saner’in hükümet kurma çalışmaları sonuç vermemiş ve görev Sn. Erhürman’a verilmişti. Bu bağlamda, yaklaşık 11 gündür, 4’lü koalisyon kurulması için, CTP Başkanı Sn. Erhürman yoğun çalışmalar yürüttü ancak burada da bir sonuca ulaşılamadı.

Kurulacak yeni hükümet, yapılan açıklamalara göre, önümüzdeki Eylül ayına kadar sürecek olan bir seçim hükümeti olacak. İçerisinde konularında uzman teknokratlar da bulunacak.
Hükümet kuruluşu ile ilgili olarak, partilerin madem ki seçim hükümeti olacak, asgari müştereklerde buluşmaları gerekiyor. Sonuçta, yaklaşık 9-10 ay sürecek bir hükümette esas önemli olan, halkın ihtiyaçlarına cevap verecek acil sorunların çözümlenmesidir.

Bahse konu hükümet süresinin zaten 2 ayı da seçim yasakları ile geçeceği için, çok iddialı, hassas ve uzun zaman gerektiren icraatların böylesine kısa dönemde yapılması pek mümkün görülmüyor.
Bu dönemde, öncelikli konulardan biri olan ekonomik sorunların çözümüne yönelik adımların atılması ön plana çıkıyor. Ülkede iflaslar ve işsizlik oldukça artmış durumda. Turizm sektörünün büyük darbe alması, Güney kapılarının kapanması, yaklaşık 37 bin yabancı öğrencinin ülkeye gelmemiş olması, ülkede bulunan işçi sayısının azalması ile birlikte, tüketimin düşmesi ve piyasanın daralması ve büyük bütçe açığı ekonomik anlamda olumsuz bir tabloyu önümüze koyuyor.
İşsiz kalanlara maddi destek sağlanması, kötü durumda olan esnaf ve işletmelere kira, sosyal güvenlik, elektrik ve ücret destekleri ile hibe kaynaklar yaratmak gerekiyor. Geçmiş dönemde taahhüt edilen hibe destekleri ve 1500 TL’lik ücret desteklerinin tümünün ödenmediği bilgisi mevcut. Süratle bu ödemelerin yapılması, uzun zamandır bekleyen insanlarımızın en büyük talebi. Kurulacak yeni hükümet bu konuda mutlaka adım atmalıdır.
Öte yandan, Pandeminin Güney Kıbrıs ve Türkiye’ de oldukça artmış olması da endişe yaratıyor. Karantina uygulamalarından taviz vermeden kontrolleri daha da sıklaştırmalıyız. Özellikle, Güney Kıbrıs ve Türkiye’den gelişlerde azami dikkat gösterilmelidir.
Karantinasız uygulamalarda, çift PCR ile girişlerde sonuçlar belli olmadan, gelen yolcular karantina merkezlerinde bekletilmelidir. Türkiye’de hafta sonları tam kapanma olması ve önümüzün yılbaşı olması nedeniyle, ülkemize yoğun gelişlerin olacağı bilgisi gelmektedir. Bu konuda ek uçak seferleri talebi vardır.
Elbette, otellerimizin çalışmasını, müşteri gelmesini bizde istiyoruz. Zaten, pandemi sürecinde en fazla mağdur olanlar da onlardır. Ancak, gelecek olan turistlerin 3 günlük de olsa mutlaka sıkı denetimden geçirilmesi ve virüs taşımadıkları kesinleştikten sonra otellere gönderilmeleri sağlanmalıdır.
1 Temmuz’dan sonra yaşanılanlar herkese ders olmalı, o günlerdeki gibi yoğun vakalarla karşılaşmak istemiyorsak, gerekli tedbirleri almalı ve bu konuda otellerimiz de sağlık bakanlığına yardımcı olmalıdır. Sağlık ve pandemi konusu da yeni hükümetin en önemli mesai alanlarından biri olacaktır.
Yeni hükümetin yapması gereken, en acil diğer konulardan bazıları da şunlardır; Seçim yasası ile ilgili gerekli düzenlemelerin yapılarak, eksikliklerin giderilmesi ve seçime yeni yasa ile gidilmesi sağlanmalıdır.
Bunun yanında, Kamuya geçici personel alımında dahi, münhal ve sınav sistemini çalıştırarak, eşitlik ve adaleti sağlayacak mekanizmayı kurmak elzemdir. Kamuya alımların kadrolu ve Kamu Hizmeti Komisyonu vasıtasıyla yapılmasına öncelik verilmelidir. Ayrıca, vatandaşlık konusu da, siyasi etkiden çıkarılarak, uluslararası kriterler göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir.
Yazıma son verirken, özellikle şunu vurgulamak istiyorum. Eğer, gerçekten bir hükümet kurulması isteniyorsa, asgari taleplerde, müştereklerde buluşulması şarttır. Seçim hükümeti olacağı için zaman kısıtlıdır. Yapılması gereken işler, öncelikler sıralanmalı ve acil konulara odaklanılmalıdır. Bu süreçte, diğer ortakların kabul edemeyeceği ilkeler, prensipler ve taleplerden kaçınılmalıdır. Her partinin farklı ideolojisi, sorunlara farklı bakış açısı olabilir. Bunları gündeme taşıyıp, ısrar etmek, ben bu hükümette bulunmak istemiyorum demektir.
Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Tüm partiler, farklılıklarını bir tarafa bırakıp, ülkenin ve halkın acil ihtiyaçlarına çare olacak formülleri hayata geçirmek için uğraş vermelidirler. Temel hedef, halka hizmet olarak belirlenmelidir. Amaç, bağcı dövmek değil, üzüm yemek olmalıdır.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104