Anastasiadis, KKTC'yi tanımaya hazırmış!

Olmayan bir şey üzerinden gerçek dışı ölçüsüz suçlamalarda bulunmak, çok iyi bilinen bir propaganda yöntemidir. Propagandada tekrarlanan ya düpedüz bir yalandır ya da gerçekliğin çarpıtılmış halidir. Olmayanı sık sık tekrarlayarak varmış gibi algılatmaya zorlamak, soğuk savaş yıllarının otoriter siyaset anlayışının örneklerinden biridir.

“Cumhurbaşkanı Akıncı iki devletli çözümü reddediyor” başlıkları ve bu başlıkları gerçekmiş gibi kabul ederek yapılan yorumlar, tam da bu tip propagandanın örneğidir.

Politis Gazetesi’nde yayınlanan mülakatında Cumhurbaşkanı Akıncı’nın böyle bir ifadesi yok. Gazetecilerin sorusu tam olarak şöyle:

“İki kesimli, iki toplumlu federasyon temelinde yeniden birleşmeyi desteklemeniz nedeniyle pek çok Kıbrıslı Rum’un saygı duyduğu bir politikacı olarak, Kıbrıs Rum basınına şahsen konfederasyon ya da iki devlet çözümünü değil de bu çözümü neden istediğinizi izah edebilir misiniz?”

Cumhurbaşkanı’nın cevabı da kelimesi kelimesine şöyle:

“Çünkü, Kıbrıslı Rumlar arasında böyle bir şeyi kabul edecek bir çoğunluğun olduğunu görmüyorum. İki tarafta da bunu isteyen bir çoğunluğun olması halinde, bu bir gün olacak. Fakat, bu seçenekler, uluslararası açıdan iki tanınmış ülke ön görür. KKTC’yi tanıyacak son kişiler olan Kıbrıslı Rumların ilk tanıyacak kişiler olmasını mı bekliyoruz?”

Bu cevabı çarpıtarak “İki devletli çözümü reddediyorum” başlığıyla manşetlerine ve köşe yazılarına taşıyanlar oldu.

Ortada iki devletli çözüm önerisi veya ihtimali var ve “Cumhurbaşkanı Akıncı bunu reddediyor” algısı yaratılmak isteniyor. Sonra da ‘Başında olduğu devletin tanınmasını reddediyor’dan başlayıp, ‘İnanılmaz bir şekilde bu açılıma karşı çıkıyor’, ‘İdeolojik tercihleriyle hareket ediyor’ suçlamasına kadar geniş bir yelpazede uyduruk argümanlarla propaganda yapılıyor.

Cumhurbaşkanı Akıncı, 28 Ocak’taki açıklamasında aynen şu ifadeleri kullanmıştı:

“Şöyle bir algı yaratılmak isteniyor: Sanki Kıbrıs’ta çözüm için birçok seçenek var da benim federasyon ısrarım yüzünden bunlar gerçekleşmiyor. Federasyon dışında nedir bu seçenekler diye baktığımda; karşımıza üniter devlet, AB içinde veya değil iki ayrı devlet, konfederasyon gibi kavramlar çıkıyor. Daha önce defalarca söylediğim gibi üniter bir devlette azınlık haklarına onay verecek bir Kıbrıslı Türk yoktur. Diğer seçeneklerin ise KKTC’nin bağımsız bir devlet olarak tanınması sağlanmadan gerçekleşmesi mümkün değildir. Masa başında Rumların KKTC’yi ayrı devlet olarak tanınmasını içerecek bir formülü benimsemesini beklemek boşunadır. Masa dışında bunu sağlayacak bir konjonktür ise en azından görünür gelecekte söz konusu değildir. Öte yandan statükonun devamını istemediğimizi, çözümün BM çerçevesinde müzakerelerle olacağını da hep birlikte kabul etmekteyiz. Bu açıdan bakıldığında eldeki geçerli seçeneğin geçmiş mutabakatlara bağlı kalarak, BM parametrelerinde federal bir yapılanma olduğu açıktır. Burada karşımızda duran en büyük engel Rum liderliğinin geçmiş mutabakatlardan da geri adım atarak yetkiyi paylaşmakta gösterdiği isteksizliktir.”

Cumhurbaşkanı son günlerde Anastasiadis’in değişik ortamlarda, farklı kişilere farklı mesajlar verdiğini belirterek, bunun netleştirilmesi gerektiğini defalarca tekrarladı. Anastasiadis’in eğer gerçekten yeni fikirler varsa, bunları iyi niyetle değerlendirmeye hazır olduğunu da defalarca kamuoyuna söyledi. 26 Şubat’taki gayrı resmi buluşmada da desantralize federasyon kavramı ile ilgili açıklama beklediğini Rum liderle yaptığı telefon görüşmesinde açıkça söylediği ve Rum liderin bu konuda hazırlıklı geleceğini söylediği de açıklandı.

Anasatasiadis’in gerek Ekim ayındaki son gayrı resmi buluşmada doğrudan Cumhurbaşkanı Akıncı’ya, gerekse New York’ta Genel Sekreter ile yapılan son görüşmede ve Lute ile yaptığı görüşmelerde iki devletli bir formülün söz konusu olmadığını ifade etmesine karşın, Cumhurbaşkanı Akıncı’yı iki devletli çözüm önerisi ve ihtimali varmış ve bunu reddediyormuş gibi gerçek dışı bir iddia ile eleştirenlerin yaptığı apaçık çarpıtmadır, manipülasyondur, kara propagandadır. Kıbrıs Türk halkının iradesi ortadayken yalpalamadan, yan çizmeden ve toplumu maceralara sürükleyecek hayaller peşinde sürüklenmeden, mümkün olanı zorlamak siyasi irade ve tutarlılıktır.

Bazı kişisel ihtiraslar ve ufak siyasi hesaplarla Kıbrıs Türk toplumunu masada kazandığı iki bölgelilik, iki toplumluluk, siyasi eşitlik ve etkin katılım parametrelerini Rum lider yan çiziyor diye çöpe atmak ve yerine kurucusunun dahi başaramadığı tanınmış ayrı devlet talebinin peşinde koşmak, gerçeklikten kopuk ideolojik saplantının en güncel örneğidir.

“Anastasiadis KKTC’yi tanıyacak, iki devletli çözüm kapıda ama Akıncı bunu reddediyor” algısı yaratmak için her şeyi çarpıtmayı siyaset zannedenlerin maceracı ruhları, Kıbrıs Türk toplumunu uçuruma sürüklemeyi maharet sanıyor olabilir ama bu, yok olmaktan direnerek kurtulan ve bu mücadelesi devam eden bir topluma yapılabilecek kötülüklerin en büyüğüdür.

YORUM EKLE