Anastasiadis Rejimi’nin Militarist Serüveni

   Korona’nın zalim pençesi Güney Kıbrıs’taki askeri kışlalara uzandı… Bu konudaki ayrıntılı haberler medyada…
   Yunan, İngiliz, ABD, Fransız, İsrail, İtalya gibi ülkeleri yakından ilgilendirmesi gereken bir gelişmedir bu… Çünkü saydığım bu ülkelerin askeri güçleri hep Güney Kıbrıs'ta ve Rum askeri varlığıyla dirsek temasında... Aynı zamanda Kıbrıs’ın üç garantöründen biri olan İngiltere Londra ve Zürih Antlaşmaları gereği Kıbrıs’ın güneyinde nükleer donanımlı iki askeri üs bulundurmaktadır… Egemen üslerdir bunlar, Birleşik Krallığın Kıbrıs’taki uzantıları gibi… Koronavirüsü bu üslerde de görüldü… Bu İngiliz üslerinin tarihleri boyunca barışçı amaçlar için kullanıldıkları hiç görülmedi… İngiltere’nin ve kimi zaman da ABD’nin Doğu Akdeniz’deki ve Ortadoğu’daki çıkarları için pür silah devrededirler… Çeşitli askeri operasyonlarda vurucu üslere dönüştükleri de bir sır değildir bunların…
   Yunanistan da Kıbrıs’ın garantörü… Ama Kıbrıs Cumhuriyeti Garanti ve İttifak Antlaşmasının öngördüğü miktardan çok fazla Yunan askeri var Güney Kıbrıs’ta… Yıllardır gündemde olan bir gerçektir bu… Kıbrıs Ortaklık Cumhuriyeti Anayasası çiğnenerek oluşturulan Rum Milli Muhafız Ordusu’nun bünyesinde bulunan paralı askerler lejyonu da genellikle özel komando eğitimli Yunan askerlerinden oluşmaktadır…
                                                               ***
   Gelgelelim, tüm bu durumlar Anastasiadis Rejimi için tatmin edici değildir… Güney Kıbrıs’ı daha bir militarize edebilme adına hazırlanan projeler ve bu projelerin gereği olan aşırı silahlanmalar aralıksız sürüyor… Yapılan askeri ittifaklar çerçevesinde çeşitli ulustan yabancı askerin Güney Kıbrıs’a akışı sürecektir… Ta uzaklardaki Ermenistan'la bile askeri ittifak yaptılar... Bir kombinezon altında Ermeni askerleri de Kıbrıs’a getirilirse hiç şaşırmayalım…
   Yapılan tüm bu cüretli ittifaklar Türkiye'ye ve KKTC'ye karşı ortak bir cephe oluşturulması stratejisinden kaynaklanır... Bizim içimizde de bulunan kimileri Güney Kıbrıs’taki bu militarist yığılma ve yığınakların nedenini Türkiye korkusuna bağlamaktadırlar… Oysa güvence ve güvenlik için en iyi çare çeşitli ülkelerin askerlerini Kıbrıs’a yığmak ve boyuna silahlanmak değildir… Ya nedir?.. Korkulduğu öne sürülen o bölgesel güç Türkiye ile uzlaşma ve barış yollarını aramaktır… Uzlaşma ve barış fırsatlarını Türkiye karşı tarafa çok vermiştir… Hâlâ da vermektedir… Bunun yığınla örneği vardır… En tarihi örnek, Türk askerinin aşamalı olarak Kıbrıs’tan çekilmesini öngören Annan Planı’nı bile küçümsenemeyecek bir oy oranı ile reddetmiş olmalarıdır…Yüzde 75 ret!..
   Anastasiadis Rejimi Türkiye’nin sunduğu bu barışçıl fırsatlardan yararlanma ve bu fırsatları yaşama geçirme yerine militarist bir serüveni ısrarla yeğlemektedir… Bu tercih şekli, hem kendilerinin, hem Kıbrıs’ın ve hem de bölgemizin başına korkunç işler getirme potansiyelini çok ciddi şekilde barındırmaktadır… Beklenmeyen konjonktürel gelişmeler ve taktik evrilmeler karşısında Kıbrıs’a ve Kıbrıs’ın çevresine yığılan bu askeri güçlerin gün gele kendi aralarında da çatışmaya girme olasılığı asla göz ardı edilmemelidir...
                                                               ***
   Askeri uyum adına Anastasidis Rejimi'nin askerleri Güney'deki bu yabancı askerlerle tatbikat üstüne tatbikat yapmaktadır... İsrail komandolarının Trodos Dağları’nda canlı mermilerle düzenlemekte oldukları seri tatbikatların silah sesleri neredeyse bizim taraftan da duyulacak...
   Paradoksa bakar mısınız: Güney Kıbrıs'ın her karış toprağı değişik askeri güçlere peşkeş çekilmekte... Sonra da KKTC'deki garantör Türkiye'nin meşru askerinin çekip gitmesi istenmektedir!.. Öyle ya; Kıbrıs'ta fazla olan bir tek o meşru garantör askerdir!.. Ada bir askeri güç mozaiğinin ortasında kalmışken…
                                                               ***
   Çok tuhaf bir edilgenlik durumunun altını da burada bir kez daha çizmek isterim: Tüm Kıbrıs üzerinde hak sahibi olduğumuzu iddia eden bizim Birleşik Kıbrısçılarımız vardır… Kendilerini çeşitli eylemler, etkinlikler ve söylemlerle fark ettirmeye çalışırlar… Ama gelin görün ki, onlardan da Kıbrıs’ı parselleyen ve tehlikeye sürükleyen bu militarist serüven konusunda hiçbir “tık” yok!... Onların düşünce, tepki ve eylem programlarının Güney'deki kuşkulu mihraklar tarafından düzenlendiği iddialarını doğrulayan bir durumdur bu şaşırtıcı edilgenlik... Nitekim “United Cyprus Now”ın Güney ayağından da aşırı silahlanmaya ve militarizme karşı hiçbir tepki gelmiyor…
                                                               ***        
   Kimileri tüm bu oluşum ve manzaralar karşısında "Kıbrıs'ta son noktayı Kıbrıs’ta yaşayanlar  koyacak" diye dursunlar!.. Bu askersel güç kokteyli içinde Kıbrıs’ta yaşayanlar o son noktayı nasıl koyabilecekler peki?.. Durum ve gidişat işte ortada… Kıbrıs’ta yaşayanlar vardır, ama onların yanı sıra Kıbrıs’ta gözler önünde yaşananlar da vardır… Kıbrıs’ta yaşayanlar açısından irade elden gitmiş durumda...

 

YORUM EKLE

banner107

banner75

banner108