Anılarda yolculuk… Denktaş’ı anlamasına anlıyorum da...

Bu cumartesi anılarda yolculuk yapıp, 5 Şubat 2004 tarihli yazımı sözü uzatmadan size aktarıyorum:
  ***
“Ankara’da Kıbrıs konusundaki zirve sonrasında Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Brüksel’e hareketinden önce Ankara Esenboğa Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını yanıtlıyor.
“...Rauf Denktaş görüşme heyetinin içinde yer alacaktır” diyor.
Bir uyanık gazeteci, hemen bir başka soru yöneltiyor: “Rauf Denktaş, görüşme heyetinin başında mı, içinde mi yer alacak?
Abdullah Gül önce gülümsüyor sonra yanıtını oldukça diplomatik bir dille veriyor:
“Soracak başka soru yok mu? İçinde ya da başında ne farkı var?”
  ***
TC Başbakanlık Konutu’nda KKTC’den Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Mehmet Ali Talat ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ın katıldığı Kıbrıs zirvesinin hemen sonrasında Gül’ün basit gibi görünen bu sözlerinin içinde önemli mesajlar olduğu kesin. Nedir bu mesajlar?
AK Parti hükümeti, Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül ile Rauf Denktaş, Kıbrıs konusunda kesin bir uzlaşıya henüz varmamıştır.
Ankara, Rauf Denktaş’ın görüşme sürecinin dışında olmayacağını söylemesine söylüyor ama isminin önüne güveni dile getiren sıfat ve nitelemeler konulmasından kaçınıyor.
  ***
Rauf Denktaş’ın, dün (4 Şubat 2004) Ankara’ya hareket öncesi Geçitkale Havaalanı’nda yaptığı açıklamalarda ince bir sitem vardı.
Denktaş, Kıbrıs konusundaki son gelişmelerin dışında tutulmaktan ve bunun Ankara tarafından kabul görmesinden rahatsızdır. Konuşmasında kullandığı mişli geçmiş zaman, bu rahatsızlığını ortaya çok açık koyuyordu.
Bu satırların yazarı olarak Rauf Denktaş’ı çok iyi anlıyorum. Anlamam siyasetine onay verdiğim anlamına gelmez.
Şekli ne olursa olsun Rauf Denktaş, Kıbrıs adasında Rumlarla ortak bir devlet yapısını istemiyor.
1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti’ni de kendi inançları nedeniyle benimsememiş, kabullenmemişti.
Kameralar önünde ya da mikrofonlardan yapılan konuşmalar bir yana Rauf Denktaş hem Kıbrıs Türkü’nün, hem de Türkiye’nin AB üyeliğine karşıdır.
Dünyadaki tüm değişimlere karşılık Türkiye’nin yüzünü İslam ülkeleri ve Türki devletlerine dönüp yeni siyasi ve ekonomik birlikteliklerde lider olarak yer almasını istiyor.
Bu durumda gündemdeki çözüm şekillerinin hiçbiri Rauf Denktaş’ın elli yıllık mücadelesiyle örtüşmez.
Rauf Denktaş’ın siyasetine eleştiri yapıyorum ama kendi siyasi mücadelesi ve temel inançlarıyla izlediği siyasetin uyum içinde olduğunu da görmezlikten gelemem.
  ***
Dünkü zirveden sonra yapılan yazılı açıklamada üç esas verildi.
1. Türkiye ve KKTC’nin Kıbrıs’ta ortak hedefi adil ve kalıcı uzlaşmaktır.
2. Türkiye ve KKTC, BM Genel Sekreteri’nin çabalarına yardım edecek, bu doğrultuda müşterek çaba harcanacak.
3. Türkiye ve KKTC işbirliği içinde hareket edecek.
Bu kısa açıklamanın dışında toplantı çıkışında kapsamlı açıklama yapılmadı.
Ancak Rauf Denktaş’ın Geçitkale’de yaptığı konuşmanın içeriğinde yenilik yoktur. Egemenlik ve KKTC’nin tanınmasının altını çizdi. Kıbrıs’ta hiçbir dönemde bir millet olmadığını söyledi.
  ***
Çok olağanüstü bir terslik olmazsa görüşmeler başlayacak. Görüşme masasında bu kez zaman lüksü olmayacak. Ankara’dan gelen duyumlar Erdoğan’ın görüşme sürecinin sonuna kadar ayak sürüyen taraf olmama kararlılığı içinde olduğu yönünde.
Ancak unutmamak gerekir ki görüşme masasında Rauf Denktaş’ın konumu şu an için de önemlidir. Eğer Rauf Denktaş, masadaki etkili ve yetkili görüşmeci konumunu korursa son anda bile süreci sabote edebilir. Eroğlu’nun dün yaptığı açıklama, görüşme sürecinde Kuzey Kıbrıs’ta kitlesel eylemlerin sinyallerini de içeriyordu.
Gelinen noktada akılcı hareket devam ederse, Kıbrıs’a adil ve kalıcı barış gelecek ve bundan önce Kıbrıs’ta yaşayanlar, sonra Türkiye ve Yunanistan yararlanacaktır.
Neredeyse elli yıldır çatışma ortamında yaşadık, bir kez de barışa şans verilsin...” (5 Şubat 2004 KIBRIS)

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75