Anılarda yolculuk… Pes etmek mi? Asla!!!!

Bugün de “Anılarda yolculuk” deyip sizleri 19 sene önce 14 Aralık 2002 tarihli “Pes etmek mi? Asla” başlıklı yazımla buluşturuyorum:


 ***


“KOPENHAG - Avrupa’nın kalbinin attığı Kopenhag’a giderken umut çıtam çok yüksekti.


Neden çok yüksekti? Çünkü BM’nin Kıbrıs planı, AB ile bağlantılı ele alındığı zaman herkesin kazançlı çıkacağı en uygun dönemdi. Hiçbir zaman çözüm bu kadar ilgili tarafların tümünün çıkarına olmadı.

***


Sonunda Kıbrıs Türkü’nün çıkarı, Kıbrıs Türkü adına siyaset yapanlar tarafından da görülmediği için Kopenhag zirvesinden de umduğumuz kazanımı elde edemedik. Bu noktada Kıbrıs Türkünün siyasi yaşamında egemen olanları eleştirmeyi bile boşuna harcanmış enerji sayarım.


“Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz. Lafla peynir gemisi yürümez.”


Kıbrıs Türkü yıllardır kaybediyor. Kıbrıs Türk nüfusu eriyor. Dün Kopenhag’da ortaya çıkan sonuç insanımızın moralini çok bozdu. Kıbrıs’tan Kopenhag’a ulaşan haberler bunun böyle olduğunu gösteriyor.

***


Yaşam noktadan ziyade virgüllerden oluşur. Her virgül soluk alıp yeni hedeflere yönelmektir. Toplumsal kazanımın koşulu iyi, vizyon sahibi yöneticilere sahip olmaktır. Ne acıdır ki Kıbrıs Türkü bu bakımdan dünyanın en talihsiz toplumlarından biridir.


Başımızı taştan taşa vura vura bugünlere geldik. Çözüm ve Avrupa Birliği hâlâ hedefimizdir. Kopenhag zirvesini iyi değerlendirmiş olsaydık Rauf Denktaş, Klerides’le birlikte Avrupa Birliği’nin aile fotoğrafında yer alacaktı. Denktaş’ın şahsında Kıbrıs Türkü, Avrupalı olacaktı.

***


Dün (13 Aralık 2002) gün boyu neredeyse dünya bizi, Annan Planı çerçevesinde çözümü güvenceye alacak anlaşmaya imza atmamızı bekledi. Danimarka Dışişleri Bakanlığı’nda Kıbrıs Türk tarafı adına Tahsin Ertuğruloğlu boşuna beklendi.


Denktaş, Kıbrıs’ın üyeliğiyle ilgili kararın askıya alınmasını istedi. Bu istek bile tek başına Avrupa Birliği’ni tanımamak, bilmemektir. Bu açıklama bırakın yabancıları Kopenhag’daki Türk basını arasında bile ciddiye alınmadı.

***


Kıbrıs’ın AB üyeliğiyle ilgili kararın kesinlik kazanmasından sonra Rum Yönetimi Sözcüsü Papapetru ile karşılaştım. Rum kesiminde AB üyeliğiyle ilgili kutlama hazırlıklarını anımsattık. Papapetru, “Öyle bir kutlama hazırlığımız yok” dedikten sonra ekledi: “Gerçek kutlamamızı Kıbrıs sorunu çözümlendiği zaman yapacağız”... Ve bir soru daha “Ne zaman?” gülerek yanıt geliyor: “Sen söyle.”


Papapetru’ya 28 Şubat’a kadar geçecek süreçte Rum tarafının BM Planı ile ilgili tavrını soruyorum. Israrla, Rum tarafının görüşmelerin sonuç alınana kadara devamından yana olduğunu söyledi.

***


Papapetru’dan sonra Rum Başsavcı Markides’le de konuştuk. Markides’te ortaya çıkan sonucun kendilerini mutlu etmediğini söyleyip, “Görüşmelere kaldığımız yerden devam edip, sonuç almak istiyoruz” dedi.


Rum Yönetimi Eski Başkanlarından Vasiliu ile basın toplantısı sonrası koridorda karşılaştık. Durup seslenirken, üzgün olduğunun altını çiziyordu.

***


Rum tarafı Kopenhag’da AB üyeliği yolunda elde ettikleri sonuçtan memnundurlar. Ancak göklere uçmuyorlar. Buruk bir sevinçleri var. AKEL Genel Sekreteri ve Rum Meclis Başkanı Hristofyas’ın dediği, “AB üyeliği bizlerin stratejik hedefimiz değildir. Bizim stratejik hedefimiz Kıbrıs sorununun çözümüdür” sözleri aklıma geldi. Karpaz’dan göç eden Rumların örgüt başkanları Nikos Savas’ın da görüşü böyle. Tarafların özümseyeceği bir çözüm olmadan her türlü sevincin geçici olduğunda hemfikir.

***


Kopenhag kilometre taşı da geride kaldı. Bu fırsatı değerlendiremedik. Türkiye’nin üyeliğiyle bağlantısı yok denilse de AB, Kıbrıs sorununun çözümünü istiyor. 28 Şubat’a kadar sağlanacak çözümle birlikte AB’ye yeni Kıbrıs Devleti’nin üye olacağını tüm yetkililer seslendiriyor.


Gün üzülüp, barış, çözüm ve AB üyeliğinden umudu kesme günü değildir. Kıbrıs Türkü kendi geleceğine kendi elleriyle sahip çıkmak için demokratik ve barışçıl yöntemlerle her şeyi yapmalıdır.” (13 Aralık 2002-KIBRIS Gazetesi)

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75