Anlaşılan kentlerimiz kışa hazır değil

Sel baskınları ya da su baskınları dünyanın her yerinde olur.

Hatta bazen çağdaş, düzenli kentleri de sel sularının bastığını görebiliyoruz.

Yani doğanın gücüne hiçbir şey dayanamaz.

Doğanın dengesinin bozulduğu, ya da doğanın gücünün hafife alındığı yerlerde felaketler kaçınılmazdır.

Bunların tümünü kabul ediyoruz ve zaten dünya haberlerinde de sıkça görüyoruz.

Dünyanın sakin bir bölgesinde yaşıyoruz, çok büyük doğal felaketlerin olmadığı bir bölgede…

Biraz daha itina göstersek, doğanın dengesini bozmayacak işler yapsak, dereleri yok etmesek, ya da derelere inşaat yapmasak, suların akıp gidebileceği, kentleri göle çevirmeyeceği planlar yapabilsek, yeşil alanları süratle yok etmesek daha rahat bir yaşam sürerdik...

Olayı geniş çerçeveden aldık, şimdi çemberi daraltıyor ve kış aylarında suların bastığı büyük kentlerimizi ele alalım istiyoruz.

Dedik ya, su baskınları dünyanın her tarafında olur ama kentlerimiz bir saat bile sürmeyen yağışlarla perişan oluyorsa kendimizi sorgulamamız gerekir.

Dünyadan örnekler verdik ama oralarda günlerce yağan yağmurlarla, bizim bir saat süren yağmurumuzu bir tutup da “Her yerde olur böyle şeyler” dersek doğru bir saptama olmaz.

Günlerce yağan yağmurlar, kentleri bembeyaz eden kar yağışları, taşan barajlar, yükselen nehirler, tsunamiler, kasırgalar, tayfunlar, depremler, heyelanlar, dev hortumlar, volkan patlamaları bizde yok… Olmasın da tabii ki…

Niye mi bunları sayıyoruz?

Bunları sayıyoruz ki, bir saat bile sürmeyen yağışlarla perişan olan kentlerimizi yöneten belediye başkanları bize mazeret sunmasın…

Maalesef kışa hazır değiliz…

Dün azıcık yağan yağmur, Başkent Lefkoşa’yı ve çevresini perişan etti.

Sağanak yağmur nedeniyle evleri, işyerlerini su basıyor, yollar suyla doluyor, trafik akışı etkileniyor.

Göle dönüşmüş yollarda ne otomobil kullanılabiliyor, ne bisiklet sürülebiliyor, ne yürünebiliyor.

Siz zannetmeyin ki yalnızca Lefkoşa böyledir, diğer kentlerde yağsa bu yağmur, oraları da böyle oluyor.

Geçen kış aylarında diğer kentlerin durumunu da gördük.

İnsan üzülüyor, yağmurdan korkan bir topluma dönüştük.

O kadar da çok istediğimiz, beklediğimiz yağmurdan bir taraftan da korkuyoruz.

Bu yağmurlar bize kışa hazır olmadığımızı gösteriyor.

Şimdi diyeceksiniz ki; “Lefkoşa’da geçmişte çok daha fazla su baskınları oluyordu, bir nebze üstesinden gelindi, eskisi kadar kötü değil durum. Neden şikayet ediyorsunuz?”

Doğrudur, geçmişteki kadar kötü değil durum ama sorun tamamen ortadan kalkmış da değil…

Zaten bugün yaşadıklarımız da eskinin hatasıdır, eskiden yapılan yanlışların ceremesini ödüyoruz halen.

Ancak biz Lefkoşa’da artık bu olayları hiç yaşamak istemiyoruz, hiçbir evi, işyerini su basmasın, bazı caddeler suyla kaplanmasın…

Öyle yollar yapalım ki yağmur suları oraları göle çevirmesin, o sulara giren araçlar bozulup orada kalmasın.

Bir saatlik sağanak yağışla perişan hale gelen kentlerimizin olmasını istemiyoruz.

“Bir saatlik yağmurla, itfaiyenin, Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı ekiplerinin yollara düşmesini görmeyelim” diyoruz.

Kentlerimiz bu kadar kırılgan, bu kadar dayanıksız olmamalı…

Sahi kentlerimiz kışa hazır mı?

Hiç sanmıyoruz, Başkent Lefkoşa hazır olmadığını gösterdi.

Emin olun ki diğerleri de hazır değildir.

Birkaç gün sonra başka kentleri de yağmur tuttuğunda oralarda da benzer durumlar olacak…

Ülkemizde birçok sorunumuz var ama inanın bunlar da moralimizi bozuyor, yaşama sevincimizi köreltiyor, o nedenle bu sorunun üstesinden de gelinmelidir.

YORUM EKLE