'Arkadaşın Erkut Şahali'

I. bölüm.
   Önce siyaseten bir eleştiri.
   Başlıktaki ifade ile başlayan birçok cümle ile muhatap oluyorum. Çoğunlukla sitem dolu.
   Son dönemlerde gerek çiftçiler gerekse hayvancılarla ilgili değerli insanlar tanıdım.
   Partili de değilim hani, bir şekilde aramızdaki tanışıklığı bilen bu çevrem “Arkadaşım Erkut”a sinirlendikçe, oralardaysam bizim ifade ile “bende mamırlıyor”.
   Tabi ara ara haberleştiğimiz, ama özellikle bakan olduktan sonra ulaşma fırsatı bulamadığım dostuma bu sistemleri iletmiyorum zere iletemiyorum.
   “Arkadaşım Erkut’a” özel değil, Kıbrıs Türk siyasetinde (UBP’liler dışında) olağanlaşmış olan bir sakatlık bu, normal zamanda ve bakanlıklarının ilk dönemlerinde haberleşebildiğiniz bu dostlarla sonradan haberleşmek mümkün olmuyor.
   Ne de olsa çok büyük bir devlet! olduğumuzdan toplumla ilişkiler, festivaller, yolda hiyerarşik saf tutarak, yürüyerek gövde gösterme ve Levent Kutay dostumun dediği gibi “ekşilice toplama” merasimlerinin dışına çıkmıyor.
   Kıbrıs Türkü gibi “fiziki olarak modern görünen ama feodal bir zihin” yapısına sahip olan toplumda siyaset yapanlar için büyük handikap.
   Sonra oturup “bu halkta iş yok, hem şikâyet edip yine UBP’yi seçiyorlar” diyorsunuz.
   II. Bölüm.
   Şimdi gelelim bu yazının sebebine.
   Bugün “1 Mayıs”, emek sömürüsü ile isyan eden emekçilerin sesini duyurmak için sembol olmuş bir gün.1 haftadır emekçi “bugün çalışsın mı çalışmasın mı?” diye tartışıyoruz.
   Ama “çiftçi ve hayvancı” bugün çalışmak zorunda. Tarladaki ve mandıradakiler bugün bayram olduğunu bilmiyor.
   Kardeşim kadar sevdiğim, eski öğrencim yeni arkadaşım Salih Uluşan sabah aradı. Çocuk yaşlarda babasını kaybettiği için, 14 yaşından beri emekçi olup tüm ailesini geçindirmeye çalışıyor. Bu özelliğinden de Salih’e her zaman hayranlık duyduğumu belirtmek isterim.
   Salih gibi gençlere bu ülkenin ihtiyacı var iken neler olmuş. Sesi üzüntüden, isyandan ve sinirden titreyerek anlatmaya başladı.
   “Akşam hiç uyumadım hocam. Erkut Şahali’nin önünde ürettiğimiz patatesin alım fiyatı ile ilgili alıcılar ile bir anlaşma yaptık. O günün fiyatı 2,5 TL kilosu. Ve oluşan yeni şartlarda bu fiyat ile zorlandığımızı belirttik. Sayın Bakan anlayışla karşıladı. Muhatabımız olan alıclar lehine de, işlenmiş patates ithaline kota koyarak avantaj sağlandı ve bizden çıkış patatesin fiyatını 3 TL olmasını sağladı. Gel gelelim dün patatesi alıcının ambarına çektim ve alıcı patatesimi 2 TL hesapladı, rutin yapılan toprak temizleme kesintisi %3 iken, yaparak ödeme yaptı. Biriken borçlar yüzünden parayı aldım. Sadece dünkü alışverişte 25 000 Liram sömürüldü. Emeğim çalındı. Ayrılırken kavga ettik. Ama yerimde duramıyorum.”
   Salih’in fevri yapısını da bildiğim için “sükûnet” önerdim. “Dostum Erkut” ile irtibatı koparmamasını bu işi kotaran en üst makam olduğundan ona fırsat vermesi gerektiğini söyledim.
   Üretici olarak her türlü durumla mücadele ederken “birlik olmanın” kaçınılmaz olduğunu ifade ettim.
   Bu arada üzülerek işittim ki bu konuda birlik sağlanamamış. Herkes maddi anlamda sıkışık. Kaderlerine razı olmuşlar. “Direnişin simgesi Elyeli de bunu yaparsa vay halimize” bu arada.
   Belirtmek isterim ki bunlar Salih Uluşan’ın ifadeleri. Samimiyetinden şüphem yok. Ama haklılığı umarım bakanlığın değerlendirmesi sonucu belirlenecek.
   III. Bölüm
   Bu işleri düzenlemek yetmiyor. Uygulama denetim eksiklikleri ülke tarımının en önemli sorunu.
   Tarım Bakanlığı kendine bağlı kurumlar ve kooperatifler ile üretici ve tüketici arasına girmeli.
   Üreticiden 1 TL ye çıkan bir ürün tüketiciye 5 liraya satılıyorsa, üretici ne üretirse üretsin para kazanamıyorsa ve üretmekten vazgeçip “memur olmak” istiyorsa, burada bir vahamet olduğu açıktır.
   Bu gerek TÜK’ün gerekse SÜTEK’in, kooperatiflerin varlık nedenidir. Başarısızlıkta, özelleştirmeler gündeme geldiğinde, çiftçi ve hayvancı da bu kurumlara sahip çıkmaz çıkmamalıdır da.
   “Teşvik ve Kotalar” aracıları değil üreticileri korumalıdır. Üretilen üzerinden yapılmalıdır. Dünyanın her yerinde de olan prensip budur. Hakkını yememek lazım, uygulama sıkıntıları olmakla birlikte, “Dostum Erkut” bunun bilincindedir.
   Verilen tavuk eti ithal izni, zeytin yağı ithal izni, hayvan yemi ithal izni, tohumluk ithal izni, yukarda bahsi geçen izin gibi uygulamalar halka ve üreticide şüphe uyandırmayacak şekilde yapılmalı denetlenmeli ve anlatılmalıdır.
   “Arkadaşım Erkut Şahali”.
   Sadece “sitem” değil övgüler de almak dileğimle.
 

YORUM EKLE