Aşırı kur yükselişi freni patlamış Tır gibidir

Dolar, uluslararası piyasalarda son günlerde değer kazanıyor. Gelişmekte olan ülke paraları değer kaybediyor. Ama, en fazla değer kaybeden TL. Bunu, elbette MB’nın faizle ilgili indirim kararları tetikliyor. MB’nın aldığı faiz kararları hiçbir ekonomik gerekçe ile maalesef açıklanamıyor.
Geçtiğimiz günlerde, döviz kurlarında yaşanan rekor yükseliş, freni patlamış bir Tır’ın, kontrolsüz bir şekilde giderek ve önünde ne varsa vurup, dağıttığı bir trajediyi bizlere çağrıştırdı.
Dünyada gelişmekte olan ülkeler, doların değer kazanması ve kendi ulusal para birimlerinin değer kaybetmesi karşısında faiz artırımına giderken, TC’de ısrarla faiz indirimine gidilmesi, TL’nin değer kaybını diğer ülkelere göre çok fazla artırıyor.
Geçen haftaki faiz indirimi de buna tuz biber ekti. Son 3 ayda toplamda yüzde 4 faiz indirimi yapıldı. Şu anki faizler, TC’deki enflasyon oranının altında kalmış bulunuyor. TL faizinin getirisi şu anda eksi durumda ve TL den dövize hızlı bir kayış başladı. Buda dövize talebi ve döviz kurlarının yükselişini tetikliyor.
Geçtiğimiz salı günü, bir ara kurlar, günlük yüzde 17 oranında yükseldi, daha sonra yüzde 11 artışla günü kapattı. TL’nin tarihi değer kayıplarından birine şahitlik ettik. En son, bu kadar yüksek değer kaybı, 1994 yılında yaşanmıştı.
TCMB başkanının aralık ayında yapılacak para politikası toplantısında da faiz indirimi olabilir mealindeki açıklaması ve geçen günde TC Cumhurbaşkanının faiz indirimlerinin olması gerektiğine dair açıklamaları, piyasaları huzursuz etti ve döviz artışları bu nedenle tarihi zirveleri gördü.
Döviz değer kazandığında, her türlü mal ve hizmete zam gelmekte ve pahalılık artmakta ve halkımız günden güne yoksullaşmaktadır.
Faiz düşünce, yatırımlar artacak, kredi borçları daha kolay ödenecek diye düşünülüyor. İhracatın artacağı ve cari işlemler açığının azalacağı beklentisi, uzmanlar tarafından da geçerli bulunmuyor. Fakat, diğer taraftan, döviz artışı ile, ithal edilen her şey yükseliyor ve oluşan pahalılıkla, dar gelirliler daha da fakirleşiyor. Kısaca atılan taş, ürkütülen kurbağaya değmiyor.
TL’ de zayıflık devam edeceğe benziyor.Çünkü piyasaları rahatlatacak, faiz indiriminin sonuna gelindiğine dair piyasalara net bir mesaj verilmiyor. Ekonomi yönetimi ve MB’nın açıklamaları piyasalara güven vermiyor ve kurlardaki yükseliş devam ediyor.
Özellikle, gıda ve enerji olmak üzere ithal edilen tüm malların fiyatları artarken, faizi indirip, kuru fırlatıp, tüm mal ve hizmetlerin fiyatlarını ve enflasyonu daha yükseltmenin açıklamasını ve mantığını anlayamıyorum.
Öte yandan, Türkiye’nin kredi temerrüt risk primi (CDS) 489 baz puan ile son bir yılın en üst noktasına ulaştı. Ülkelerin CDS primleri ne kadar yüksekse, borçlanma maliyetleri de o oranda artmaktadır. Yani Türkiye’deki şirketler, yurt dışından kredi elde etmek için, daha fazla maliyet ödemektedirler.
Türkiye Merkez Bankası’nın yaptığı faiz indirimlerini, herhangi bir ekonomik gelişme, gösterge ve gerekçe ile açıklayamıyorum. Yaşanan gelişmeler ve faiz politikası ekonomi bilimi çerçevesinde sanki de bir deneme yanılma yöntemini çağrıştırıyor.
İstikrarlı bir faiz politikası ve döviz kuru olmazsa, ülkeye yabancı yatırımcıların gelmesi zorlaşıyor. Yatırımcılar, daha yüksek faiz geliri elde edecekleri ülkelere gitmeyi tercih ediyorlar. Bu bağlamda, TL yatırımlarından yoğun çıkış olup, dövize yönelme olursa, döviz kurları yine yükselişe geçecektir.
Madalyonun öbür yüzüne de bakacak olursak, bizim hükümet de, normal vatandaş gibi yaşananları seyretmemeli, elindeki araçları kullanmalıdır. Bu araçların başlıcaları şunlardır:
-Derhal ithalatta kur sabitlemesine gitmeli..
-Gıda, ilaç, temizlik malzemelerinde tüm vergileri belli bir süre için sıfırlamalı
-TL ile kiralamalarda stopaj indirimi, döviz ile kiralamalarda stopaj artışı yapılmalı veya kur sabitlemesine gidilmelidir.
-Özel Okul harçlarında okullar ya kur sabitlemesi yapmalı, ya da TL ile harç almaya başlamalıdır.
Geçtiğimiz gün, hükümet en nihayet, döviz artışı karşısında tedbir almaya başlamıştır. Ancak, alınan tedbirlere bakınca, yukarıda yaptığım önerilere göre eksik kaldığını söyleyebilirim. Gayri menkul sektöründe ve devletin kiraladığı emlaklarda kur sabitlemesi yoluna gidileceği, kira stopajlarında dövizle kiralamalarının stopajının yüzde 16, TL kiralamalarında ise stopajın yüzde 8 olacağı, kredi kartlarında faiz indirimi yapılacağı, döviz borcu olanlara bankaların yapılandırma yapacağı ve yeni bir kredi paketinin devreye alınacağı açıklanmıştır.
Oysa, işletmeler daha önce aldıkları kredileri bile ödeyememektedir. Alınan bu kararlar, yetersizdir. Tedbirlerin çoğaltılması şarttır.
Son tahlilde belirtmek istiyorum ki, dövizin ve pahalılığın aşırı yükseldiği bu dönemde, asgari ücretlilere, dar gelirlilere, işsizlere, sosyal yardım ve engelli maaşı alanlara, yoksul ve muhtaçlara daha fazla katkı yapacak düzenlemeler yapılmalı, esnaf ve işletmelere de, sosyal güvenlik katkısı, kira ve hibe destekleri verilmelidir.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104