Aslında barmenlik değilmiş

Yalnızlık ve yokluk içinde geçen çocukluk... İyi para kazanacağını vadeden bir ajans... Yabancı bir ülkeden, ülkemize doğru başlayan bir yolculuk...
 

Bu yaşanmış hikayemizde gece kulübünde çalışmaya başlama yolculuğunda yaşadıklarını bizimle paylaşan direnişçi bir kadın var. Yazımızda gerçek isimleri değil rumuz kullandığımızdan, hikayesini bizlerle paylaşan kişiden “Serap” olarak bahsedeceğiz…
   Yetimhanede büyüyen, on altı yaşında çalışma hayatına atılan Serap, çaresizliğin ve fakirliğin ne olduğunu çok küçük yaşlarda öğrendi. En büyük hayali kendi evine sahip olmak olan Serap, bu hayalini gerçekleştirebilme umudu veren aracı bir ajansla, yolu Kuzey Kıbrıs’ a düştü. İş olarak kendisine barmenlik yapacağı söylenen ama aslında para karşılığı erkeklerle birlikte olması gerektiğini öğrenen Serap’ın yaşadıklarını gelin kendi ağzından dinleyelim:

 

Yetimhane dönemi
 

Yabancı bir ülkede, küçük bir kasabada doğdum. Ben küçük yaştayken babam öldü. Bu olayla birlikte ekonomik olarak çıkmaza giren annem bana bakamadığı için beni yetimhaneye verdi. Fakirliğin yaygın olduğu bir bölgedeydik ve annemim yaptığı garipsenen bir durum değildi.
   Yetimhanede hayatımın kötü geçtiğini söyleyemem. Anne hasreti dışında bir sıkıntım yoktu. Onu çok ama çok özlüyordum, ki şimdi size anlatırken bile içime dokunur bu duygu. Bence ne olursa olsun çocuklar annelerinin yanında olmalı. Yetimhane disiplinle ve kurallarla yönetilen, uyumlu ve kurallara uyan çocuklar için yaşanabilecek bir yer. Yani en azından o dönem öyleydi. İmkanlar kısıtlıydı, kıyafet ve yiyecek belli miktarda veriliyordu. Ama olduğum ortam güvenliydi ve en azından bizi geleceğe hazırlamak için fırsatlar sunuluyordu.

 

Kırılma noktası
 

On altı yaşıma geldiğimde, kurumun sağladığı olanaklar dahilinde kısa dönem meslek eğitimleri alarak hayata atıldım. Bir restoranda garson olarak çalışmaya başladım. Bu dönem hayatıma ilk aşkım girdi ve yeni tattığım duygularla ayaklarım yerden kesildi. Birlikte çok mutluyduk, beraber hayat mücadelemizi veriyorduk. Fakat onun uyuşturucu ile ilgili sıkıntısı, bir süre sonra ilişkimiz üzerinde olumsuz etkisini göstermeye başladı.
   Erkek arkadaşım uyuşturucudan dolayı hapse girdiğinde, bu olay hayatımdaki bir diğer önemli kırılma noktası oldu. Yine tek başıma mücadele etmem gerekiyordu. Annem de destek değildi zaten istese de bana yardımcı olabilecek durumda değildi. Sağlıklı değildi, kendi hayatında ve dünyasında yaşıyordu.

 

Aracı ajans
 

O dönem annemin bir arkadaşı, yurt dışında çalışmak için iş ayarlayan bir ajanstan söz etti. Bu ajansın kızlara iş ayarladığını ve iyi para kazanmalarını sağladığını söyledi. O dönem tek hayalim kendi evimi almak ve kimseye muhtaç olmadan yaşamaktı. Kadının söyledikleri aklıma yattığından, ajansla görüşmeye gittim. Oradaki görevli bana çok iyi davrandı ve benim için kolaylıkla iş bulabileceğini söyledi.
   Barmenlik ve aşçılık eğitimim olduğundan, gece kulüplerinde barmenlik yapabileceğimi ve çok iyi para kazanabileceğimi söyledi. Adamın söyledikleri düşlerimin gerçekleşmesine giden adımlardı sanki. Çok düşünmeden ve araştırmadan Kuzey Kıbrıs’a gitmeyi ve orada barmen olarak çalışmayı kabul ettim. Çalışma koşullarının içinde arada müşterilerle oturup konuşmak da vardı. O sırada bu detay çok garip gelmediğinden, fazla sorgulamadan gitmeye karar verdim.

 

Kötü ne olabilirdi ki?
 

Ajansın sahibi, yani görüştüğüm kişi çok arkadaş canlısı, efendi biriydi. İnsanda kuşku uyandırmıyordu. Üstelik kendi kızının da Kuzey Kıbrıs’ta gece kulübünde çalıştığını, hatta oraya gittiğimde, havaalanından beni, onun alacağını söyledi. Düşünsenize, adam kendi kızını çalışmaya göndermiş, ne gibi kötü bir durum olabilirdi ki?
   Şimdi düşündüğümde, gençliğin, daha on yedi yaşında olmanın, çaresizliğin, fakirliğin bu belirsiz yolculuğa çıkmamda büyük etkisi olduğunu söyleyebilirim. İnsan o yaşlarda, hayatın getirebileceği tehlikeleri göremeyebiliyor. Tabii, ailemin, daha doğrusu yol gösterecek, gözlerimi açacak, yanımda olup, destek çıkan birisi de olmayınca insan bazı şeyleri göremeyebiliyor maalesef. Bunu acı deneyimlerle anladım.

 

Kuzey Kıbrıs’a varış
 

Ajanstaki kişi yanıma kıyafet almama gerek olmadığını, çalışacağım yerde yeni kıyafetler alacaklarını söyledi. Anlayacağınız elimde küçük bir çanta ile Kuzey Kıbrıs’ın yolunu tuttum. Havaalanında beni polisler başka odaya aldılar ve neden geldiğimi sordular. Oda da başka adamlar vardı. Daha sonra bu adamlar beni alıp, kulübe götürdüler. Beni karşılaması gereken kadın, işi olduğu için gelememiş, o yüzden kendilerinin geldiğini açıkladılar.
   Beni büyük bir eve götürdüler, odamı gösterdiler. O sırada evde kimse yoktu, boştu. Odalarda ranzalar vardı ve boş olan bir tanesine yerleştim. İlk hafta yapacağım işle ilgili kimse bir şey söylemedi. Bana kıyafet alındı, bu benim için mutluluk verici bir durumdu. Hayatımda ilk defa bu kadar çok kıyafetim olmuştu. Çok seksi kıyafetlerdi, ama genç bir kız olarak çok beğenmiştim alınanları.

 

O an anladım
 

Bir hafta sonra çalışmam için gece kulübüne götürüldüm. Halen daha gerçekte ne yapmam gerektiği söylenmemişti. Bütün kızlar, büyük bir salonun ortasında sahne tarzı bir şeyin üstünde toplandık. Karşı tarafta da kadınlı erkekli bir grup insan bizlere bakıyordu. Bizlere bakıp, ön taraftaki beyaz gömlekli bir adamla konuşuyorlardı. Ne olacağını merak etmeye başladım. Bu işin sonu nereye varabilirdi ki?
   Karşı gruptaki erkeklerden biri, beyaz gömlekli adamla bana bakaraktan konuşmaya başladılar. Sonra, beyaz gömlekli kişi beni alıp odalardan birine götürdü. Sonra o beni süzen adam odaya girdi ve kapıyı kapattı. Hiçbir şey söylemeden soyunmaya başladı. Ben şaşkınlık içinde donup kaldım. O an ne olduğunu tam olarak anladım ve hızla odayı terk ettim.

 

Bir tokatla bitmeyecek
 

Beyaz gömlekli adam, namı diğer menajer (kızlarla ilgili müşterilere bilgi veren, ayarlayan kişi) bana bir tokat attı. Bunun bir uyarı olduğunu, eğer uyumlu ve istenildiği gibi davranmazsam, şiddet göreceğimi açıkça ifade etti. Patronların kızlarla futbol topu gibi oynadığını, bir tokatla bitmeyeceğini vurguladı. Mesajı almıştım, onlara borcum vardı, dil bilmiyordum ve kimden, nasıl yardım alabileceğimi de bilmiyordum.
   Çaresizlik, insanın yaşayabileceği en zor durumlardan biri. Mecburen önüme konulmuş koşulları kabul ettim. Yapabileceğim hiçbir şey yoktu, gidebileceğim bir yer yoktu, onlara borcum vardı ve üstelik sonunda dayak yemek de vardı. Beni buraya gönderen adamın kızının da aynı yerde, aynı işi yaptığını, yani para karşılığı erkeklerle birlikte olduğunu sonradan öğrendim.
   İçki ve uyuşturucu kullanımı kadınlar arasında yaygın. Zaman içinde gerçeklerden kaçmak, bu hayata dayanmak için bu tür şeylere sarınıldığını anladım. Herkes ekmek derdinde, bazıları bilerek geliyor, bazıları da benim gibi gerçeği burada öğreniyor. Şimdi geriye dönüp baktığımda, bu işi yapacağımı söylenmiş olsaydı, bilinçli olarak buraya gelmeyi tercih etmeyeceğimi düşünüyorum. Sonuç olarak, dilini ve kimseyi bilmediğiniz bir ülkede, ne yaşayacağınızı bilmeden yaşamaya çalışıyorsunuz.

ÖNERİ KÖŞESİ
 

Mülteci Hakları Derneği


   Benzer durumdaysanız ve destek arayışı içindeyseniz Mülteci Hakları Derneği'ne info@mhdkibris.com, +90 392 228 49 10 numaralı telefondan veya Mülteci Hakları Derneği isimli Facebook sosyal medya hesabından ulaşabilirsiniz. Ayrıca eğer ücretsiz hukuki destek almak isterseniz Kıbrıs Türk Barolar Birliği'ne2270841 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz
  

YORUM EKLE

banner107

banner96

banner108