Basına hacizmiş... Hem suçlu hem güçlü

Havadis Gazetesi, kaybettiği bir davayı bahane ederek, mağdur edebiyatı yapmaya çalışıyor. Hem davanın yargıcına, hem davayı açana hem de karşı tarafın avukatına demediğini bırakmıyor ve “Basına Haciz” diye başlık atıyor. Haciz basına değil, Havadis Gazetesi’nedir. Havadis Gazetesi’nin yöneticilerinin hatasını, tüm basına mal edip mağduru oynamak ne gazeteciliktir ne de başka bir şey… Üstelik o günlerde yargıç olan ama istifa ederek bugün avukatlık yapan Tacan Reynar’a saldırmak, itibarsızlaştırmaya çalışmak, bunun üzerinden destek bulmaya çalışmak, hem çok büyük ayıp, hem de çok büyük bir hatadır. Böyle bir ruh haline bürünen gazetecilere ancak üzülürüz…

Havadis Gazetesi’nin yeni ve eski yöneticileri hangi haberin suç teşkil edeceğini bilecek kadar tecrübelidir. Ancak geçmişte çalıştıkları, üzerinden isimlerini parlattıkları, birçok olanağa kavuştukları gazetelerine ve o gazetenin yöneticilerine, daha doğrusu o gazetenin yöneticisi olan aileye duydukları anlamsız kin ve nefret gözlerini kör etti. O aile ki kendilerine çok büyük değer vermiş, kendi ailesinden saymış insanlardır ama onlar dostça ayrıldıkları halde, gittikleri yerde bir kaşık suda fırtına kopardılar. Yarattıkları düşmanlıkla, KIBRIS Gazetesi ve yöneticileri, Nadir ve Nevzat aileleri ile ilgili her fırsatta kindar haberler yapmayı marifet saydılar.

KIBRIS Gazetesi’nden ayrılıp, Havadis Gazetesi’ni kurdular ve düşmanlık edebiyatına başladılar. Geçmişte çok değer verdiklerini söyledikleri insanlara her gün iftira attılar, hiç de hoş olmayan yalan, yanlış haberler yaptılar. Gözlerini düşmanlık bürüdüğü için Türkiye medyasında çıkan haberleri de iktibas ettiler. Hayatları gazetecilik yapmakla geçen ve yasaları da çok iyi bilen bu insanlar adeta kendilerini de reddeden bir tavırla “iktibas haberin dava edilemeyeceğini” iddia ettiler. Halbuki iktibas olsa dahi zem- kadih yaratacak konuların dava gerekçesi olacağını ve kişi veya kuruma ceza getireceğini çok iyi biliyorlar. Bilmemeleri mümkün değil ama gazetelerinde masum edebiyatı yapmak için “Neden Türkiye gazetelerini dava etmiyorlar da bizi dava ediyorlar? Biz yalnızca iktibas ettik” diyorlar.

Neden Kıbrıs’ta başka gazeteler o haberleri iktibas etmedi de siz ettiniz? Diğer gazetelerin yöneticileri aptal mıydı? Onlar da bunun üzerinden tiraj yapmayı düşünmez miydi? Diğer gazeteler yapmadı çünkü diğer gazetelerin yöneticilerinin gözünü düşmanlık bürümemişti ve yayınlarlarsa dava edilebileceklerini biliyor, tahmin ediyorlardı. “Ben seni küçük düşürücü, aşağılayıcı haber yaparım ama sen beni dava edemezsin” diyorlar. Yok efendim, dava ederler ve kazanırlar da… Şimdi de “davayı neden kazandın?”, “davanın gerektirdiği cezayı neden istiyorsun?” diye tutturdular. Yargıç yanlış karar almış diyorlar. Nesi yanlış? Yasalar çerçevesinde bir ceza verildi. Ne yani bu dava boşuna mı açıldı, neden davanın gereği yerine getirilmesin? Bir de “İstinafa gidiyorduk neden icra çıkardınız?” diye soruyorlar. İstinafa başvurmanın hüküm sonrası icra sürecini durdurmadığını bilmiyorlarsa bilsinler. Ancak bilmemelerine imkan yok, zaten gazetelerinde “teamül böyledir” deyip şaşırtmaca yapıyorlar.

Kaybettiği davadan 20 bin TL’yi ödemek istemeyen gazete, “Bizi susturmak istiyorlar” diyor. Duyan da zannedecek verecekleri ceza bir milyon sterlindir. Alt tarafı 20 bin TL. Koskoca gazete 20 bin TL’yi ödemeyip, neden mağdur edebiyatı yapar ki? Merak etmeyin o parayı Bilge Nevzat hesabına yatırmayacak, hayır kurumlarına verecek. Haberini yapmak için de sizi de çağıracak. Yani kazanılan 20 bin TL ceza yararlı işler için harcanacak. Niye susasınız ki, mahkemenin kestiği 20 bin TL’yi ödeyin konuşmaya devam edin, susmayın, kimse susmasın, herkes konuşsun, yazsın...

Bir de yasalar çerçevesinde karar veren o dönemin yargıcını, konuyla hiçbir ilgisi olmayan çok eski bir meseleyi anlatarak “kötü” göstermeye çalışmak, üstelik başka bir yargıcı arayarak bir tutukluyu serbest bıraktırdığını söyleyecek kadar kendini kaybetmek, o sözünü ettiği yargıcın adını da anarak, sanki de gelen her telefonla tutukluları salıveriyor iması yaratmak gerçekten dehşet bir şey. Bugün de Havadis’in genel yayın yönetmenliğini yapan kişi, şimdilerde küs ve kavgalı olduğu eski yazı işleri müdürünü sorumlu tutarak, söz konusu haber için “Yazı işleri müdürü yayınlamamızı istedi” deyip, kendi dava arkadaşını dahi satmıştır. Üstü kapalı sorumluluktan kaçmak, daha düne kadar kader birliği yaptığı kişiyi sorumlu tutmak da ayıptır... Üstelik de genel yayın yönetmenlerinin her şeyden sorumlu olup, gerektiğinde yazı işleri müdürünü de dinlemeyeceğini gazetecilikten anlayan herkes biliyorken…

Tabii kendilerinin mahkûm olduğu “bir magazin türü, bir dedikodu haberi” ile Afrika Gazetesi’nin “siyasi bir davasını” eş tutup avukat Tacan Reynar’a saldırmaları da oldukça tuhaf... Bu meseleye “Basına haciz” demek hatadır, bu olsa olsa Havadis Gazetesi yöneticilerinin hem suçlu hem güçlü tavrıdır, başka bir şey değildir.

YORUM EKLE