Başkent için “tutum belgesi”

   “LTB’nin “nüfus” zararı” başlıklı yazımı, geçtiğimiz günlerde bu köşe de paylaşmıştım.
   Genelde belediyelerin, özelde ise Lefkoşa Türk Belediyesi’nin nüfus oranına göre hizmet ağırlığının arttığını ve bunun karşılanmayan bir maliyet yarattığının altını çizmiştim.
   Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı, yazımla ilgili olarak bir “tutum belgesi” paylaştı.
   Ben de bu belgeyi bugün için köşemde paylaşıyorum;
   “Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Kongresi’nin 219 (2007) ve 452 (2021) Tavsiye Kararları başkentlerin mali yapılarının, belediye ve merkezi hükümetin farklı siyasi partileri temsil ettiği durumlarda bir siyasi çatışma aracı olarak kullanılabildiğini, bu yüzden de başkent belediyelerine özel bir yasal statü verilmesi ve özerkliklerini koruyacak yasal önlemlerin alınması gerektiğini vurgular.
   LTB olarak tam da böyle bir durumla karşı karşıya kaldığımız bir dönemden geçiyoruz. Belediyeler Değişiklik Yasa Tasarısı ve Belediyelerin Birleştirilmesine İlişkin (Özel) Yasa Tasarısı ile gündeme getirilen sözde belediyeler reformu hem genel olarak belediyelerin özerkliğini temin etmekten uzaktır, hem de Lefkoşa’yı başka belediyelerin arka bahçesine döndürecek biçimde şekillenmiştir.
    LTB, dünyadaki diğer tüm başkent belediyeleri gibi altyapı ve üstyapısıyla tüm ülkeye hizmet verir pozisyondadır. Başkent olmanın getirdiği bu özelliğin yanı sıra, coğrafik olarak da hem adanın kuzeyiyle güneyini bağlayan ana geçiş noktası hem de ülkenin batısını, doğusunu ve kuzeyini bağlayan köprü konumundadır. Bunun yanında bir yandan coğrafik lokasyonu ve bölgenin jeolojik yapısı, diğer yandan da tarihsel şehirleşme dinamiklerinin sonucunda farklı belediyelerin atık su ve yağmur suyu yükünü taşımaktadır. Belediyeler Değişiklik Yasa Tasarısı başkent olmaktan kaynaklanan ekstra maliyetleri görmezden gelirken, coğrafik ve jeolojik sebeplerden ortaklaşan hizmetlerin maliyetinin de adil bir şekilde paylaşılması için hiçbir düzenleme içermemektedir.
   Dünyada başkentlerin siyasi çatışma risklerinden en az ölçüde etkilenmesi ve taşıdıkları orantısız yükün adil bir şekilde tazmin edilmesi için aşağıdakilere benzer çeşitli düzenlemeler geliştirilmiştir.
   -Slovenya’da 2004 yılında geçirilen özel başkent yasası, Ljubljana’nın başkent olmaktan kaynaklanan ek yüklerini tanımlamış ve bunların karşılanması için bireysel gelir vergilerinden ek bir pay almasını düzenlemiştir.
   -Avustralya’da Canberra’ya başkent olmaktan kaynaklanan ek harcamaların yarattığı “spesifik mali engeller,” şehrin coğrafik konumundan kaynaklı mali dezavantajlar ve başka şehirlerde ikamet edenlerin de faydalandığı kamu hizmetlerinin merkezi olmasından ötürü ortaya çıkan ek yüklerin tazmin edilmesi için direk ve endirekt kaynak aktarımı yapılır.
   -Almanya’da Berlin Belediyesi’ne kamu binalarının yoğunlaştığı bölgelerin altyapılarının bakım ve onarımı için her yıl ek bir kaynak aktarımı yapılır; bunun yanında başkentte sanat ve kültür faaliyetleri de merkezi yönetim tarafından maddi olarak desteklenir.
   -Belçika’da Brüksel’e başkent olmaktan kaynaklanan yatırım ve bakım ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlayacak koşullu hibeler sağlanır; ayrıca kamu mülklerinden alınamayan emlak vergisine karşılık her yıl belli bir telafi bedeli ödenir.
   -Kanada federal hükümeti Ottowa’ya federal mülklerden alınamayan emlak vergisine karşılık her yıl “vergi yerine hibe” ödemesi yapar."
   Bu konu da, başlı başına bir reform meselesidir.
  

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110