Bayram tadında turizm beklentilerimiz ve hedefler

Hayat bayram olsaydı ve ülkemiz bu kadar çok jeopolitik, jeostratejik bir konumda olmasaydı diye düşünmüyor değilim.

Global yaşanan ve bölgemizi etkisi altına alan savaşlardan elde edilen doğal reservler Kuzey Kıbrıs’ı son aylarda farkında olmadığımız büyük dünya güçlerinin odak merkezi haline getirdi.

Böylesine yaşanan ekonomik zorluklar ve coğrafyamızda etkili olan siyasi yeni oluşumlar bizleri özellikle bu yeni dönemde farklı turizm siyaseti oluşturmaya yöneltmelidir.  Yeni hükümet; Cumhuriyet Meclisi’nden onay alır almaz; an itibarıyla her sektörde olduğu gibi icraatlar için vakit kaybedilmeden kolları sıvamalıyız.

Turizm ve Çevre Bakanlığı ile bakanlığa bağlı dairelerle ilgili konuları yeni dönemde icraat anlamında siz kıymetli okurların bilgisine sunmak istiyorum.

Bunun yararlı bir görev olacağı düşüncesi ile bundan önce yaptığımız ve bundan sonraki süreçte geçmişte Turizm Bakanlığı görevinde bulunan Dt. Ünal Üstel’in geniş siyasi tecrübesi ile de önemli icraatların altına imza atılacağını düşünmekteyim.

Gelecekteki icraat dönemlerinde ülkemizdeki turizm siyasetinin sağlam temeller üzerine inşa edilmesi bir yana, sürdürülebilir ve istikrarlı bir yapının oluşturulması en büyük hedefimizdir. Şimdi bu turizm siyasetinin nasıl ülke yararına olabileceğini konuşma zamanı. Turizm ve Çevre Bakanlığı’nın faaliyetleri, turizm endüstrisinin çarpan etkisi de düşünüldüğünde aşağıdaki gibi özetlenebilir:

Turizm ve Çevre Bakanlığı olarak temel hedefimiz, Kuzey Kıbrıs ekonomisinin ve potansiyelinin etkin şekilde kullanılıp alternatif turizm modelleri göz önünde bulundurularak pazar payı ve hizmetlerinin çeşitlendirilmesi olacaktır.

Bunu biraz açacak olursak; Turizm ve Çevre Bakanı Sn. Ünal Üstel meclis kürsüsünden turizm politikaları hakkında hükümet siyasetinin nasıl olacağını konuşurken; ben aşağıdaki notları düştüm:

Son yıllarda hizmete girmeye başlayan yeni otel yatırımlarının da etkisi ile; hizmet kalitesinin arttığını özellikle turizm destinasyon marka değerinin ve ürünümüzün dış dünyada daha olumlu algılanmasına ve saygı duyulmasına başlanan bir süreci yaşıyoruz.

Artık uluslararası destinasyon pazarlayan tur operatörlerinin artan yatak kapasitesi ile masada olan bir Kuzey Kıbrıs turizm destinasyonu var.

Bu durumun olumlu anlamda etkilenmesine sebep olan yeni açılan oteller, çalışan kesimlerin daha eğitimli olması, tur operatörlerinin daha etkin çalışması ve özellikle bakanlığımızın ilgili sektörlere maddi manevi destekleri sonucunda adamıza gelen turist memnuniyetinin de aynı oranda arttığının bilincindeyiz.

Yerel ürünleri kullanmanın ön sıralara çıkarıldığı, tesislerimizin uluslararası standartlarda kurumsallaştığı, turizm ürünümüzün bir marka haline getirildiği, bunlara ek olarak son yıllarda çevresel faktörlerin; hem kamu hem de özel sektör hassasiyetleri düşünüldüğünde çevresel faktörlerin korunması ve geliştirilmesinin sağlandığı da herkesin malumudur.

Özellikle 2018 yılında çevre konularındaki kamuoyunun da açıkça bilgisi dahilinde olduğu üzere;  çevre ile ilgili yasa ve mevzuatlarımızda önemli değişiklikler yapılmış durumdadır. Eksik kalan bu yasa ve tüzükler ayrıca her yaz şiddetle gazetelerin manşetinde olan denizlerimizdeki kirliliğin son bulması için yapılacak olan çalışmalara da hız verileceği ve sürekli atık su izleme ( SAİS ) hayata geçirileceği açıkçası çok önemli.

Turizm sektöründe sürdürülebilir büyüme ve istihdamın oluşturulduğu, bölgesel kalkınmaya ve turizm sektörümüzün tüm halkımızın tabanına indirgendiğinde, sürdürülebilir bir turizm yapısına dönüştürülmesine, yerli istihdamın, eğitimli ve donanımlı iş gücünün oluşmasına özen gösterildiği bir vizyon taşındığından bahsedilmiştir. Çok yerinde olan bu tespitlerin ve teşhislerin icraat anlamında ivedilikle halledilmesi gereken unsurlar var. Bu unsurların ülke menfaatleri düşünüldüğünde bir an önce çözüme kavuşması için canla başla çalışacağımızı belirtmek isterim.

KKTC genel devlet bütçesi düşünüldüğü zaman; geçen yıldan da daha az bir bütçe ile karşı karşıya kaldığımız da herkesin malumudur. Genel bütçe içerisinde sadece yüzde 1,61’lik bir oran şüphesiz turizm ekonomisinde arzulanan açılımları gerçekleştirebilmek için yeterli bir bütçe değildir. Turizm bütçesinin genel pay içerisinde daha fazla bir yapıya bürünmesi için, etkin ekstra önlemler alınarak, bakanlık bünyesinde kurulacak olan “Turizm Kalkınma ve Geliştirme Fonu” turizm sektöründe istediğimiz hedeflere daha yakından ulaşabilmek adına önemli hamleler oluşturacaktır. Buna rağmen, yurtiçi ve yurtdışındaki turizm faaliyetlerimizin etkin bir tanıtma ve pazarlama icraatına dönüştürüldüğü de herkesçe bilinmektedir.

Global pazarlama unsurlarının da değiştiği son zamanlarda çok önemli açılımların yaşandığı dijital pazarlama unsurları gittikçe gündemimizde önemli bir yer tutmaktadır.  Taraflı ve tarafsız kesimlerin de takdirini kazandığı 2017 yılında gerçekleştirdiğimiz turizm sektöründeki yüzde 23 dolayındaki büyüme oranı 2018 yılında da artan yatak sayısı ve GKRY engelleri düşünüldüğünde yine de yüzde 3’lük toplamda bir büyüme sağlamıştır. Turizm ekonomisindeki büyümeyi 2019 yılı tam olmasa bile; gerçek hedeflere operasyonel süreçte yapacağımız küçük ama etki anlamında büyük dokunuşlar ile çok başarılı bir hedefe doğru da gidileceği aşikârdır.

KKTC’nin lokomotif sektörü olan turizmin sözde değil; özde değerinin anlaşılması, farkındalığın yaratılması, turizm anlamında geleceğe atılmış çok önemli bir adım olacağına inanmaktayız.

Dünya Turizm Örgütü’nün verilerine göre 2010-2030 yılları arasında dünya turizmi yılda ortalama %3,5 oranında büyüyecek olup turist sayısına her yıl ortalama 45 milyon yeni bir katma değer daha katılacaktır. 2030 yılında dünyada 1,8 milyar turist, 2 trilyon dolar harcama yapılacağı ve ülkemizin de içinde bulunduğu Akdeniz Çanağı’nda rekabetin en üst düzeyde olacağı bir gerçektir.

Turizm ve Çevre Bakanlığı olarak öncelikli hedefimiz orta vade planları düşünüldüğü zaman; 2024 yılı sonunda 40 bin yatak, 2 milyon turist, 2 milyar dolar gelir, uzun vadede ise stratejik anlamda 2028 yılı sonunda 50 bin yatak 3 milyon turist ve 3 milyar dolar gelir hedeflenmektedir. Bu hedeflere ulaşmak için ülkemizdeki turizm sektöründe hızla artan yatırım iklimine doğru oluşan güven, Girne bölgesinde inşaatları başlamış ama henüz bitmeyen, ayrıca  Bafra kıyı şeridindeki tesislerin ve oradaki potansiyelin de artan bir ivme ile sektöre kazandırılmaya başlamaları neticesinde bu amaçlara ulaşmamız hiç de zor olmayacaktır. Yaklaşık kişi başı 865 USD olarak gelir elde ettiğimiz turizm sektörümüzde bu rakamı öncelikle 1000 USD seviyelerine çıkarmak en büyük hedeflerimiz arasındadır.

Ayrıca bir dip not daha eklemek istiyorum;  KKTC’de Turizm Strateji Planı’nda ortaya koyacağımız ve bitirilmesi için çalışmalarına son rötuşlarının konduğu 2024 hedefi ile 2 milyon turist sayısı ve 40 bin yatak kapasitesine eriştiğimiz gün; ülkemiz kendi kendine yetebilen bütçesi ile tüm halkımızın ulaşmak istediği bir refah seviyesine gelecektir.

Gerçekten bunlar hiç de zor hedefler değil, ancak iyileştirilecek olan ulaştırma ve buna bağlı olarak dengeleyecek uçak biletleri, ayrıca ülkemize uçan uçak filolarının artması ve frekans artışları; bu hedeflerin gerçekleşmesi için adeta anahtar durumunda.

Yeni Ercan ve hayata 2020 yılı sonunda geçirilmesi beklenen Geçitkale havalimanları, bu beklenen ivme artışına vesile olacak olan en büyük özel sektör hamleleri olarak da düşünülmelidir. Güzel günler gerçekten çok yakın. Yeter ki biz inancımızı kaybetmeden, canla başla çalışmaya devam edelim.

Şeker tadında geçireceğimiz bir Ramazan bayramı olsun…

YORUM EKLE