Bayrama dair notlar

Bu yıl Kurban Bayramı’nın başlangıcı ile 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı aynı güne denk geldi. Her iki bayram da kutlu olsun.
Yine uzun bir bayram dönemindeyiz. Bayrama buruk ve mutsuz bir hava da giriliyor. Vatandaşın sağlık ve ekonomik alanlarda endişeleri artmış durumdadır. Bu yıl da, bayram yine virüs vakalarının gölgesinde geçiyor.
Ülkemizde, ekonomik çarklar bir türlü verimli çalışamıyor. Sektörler, henüz istenilen düzeyde performans göstermiyor. Binlerce işyerinin kapandığı, on binlerce kişinin işsiz kaldığı bir dönemden geçiyoruz.
Öte yandan, açlık sınırının (sadece gıda harcamaları) 4 bin 121 TL olduğu bir ortamda, aylık asgari ücret ise, net olarak 3828 TL’dir. Asgari ücret, açlık sınırının altında bulunuyor. Dar gelirliler, asgari ücretin artmasını dört gözle bekliyor.
Aşılamada da, aşı tedariki eskiye nazaran daha iyi olmasına rağmen, istenilen hıza ulaşılamıyor. Vaka sayıları da, eskiye göre oldukça artmış durumdadır.
Böylesi bir tabloda, döviz kurlarının da oldukça yükselmesiyle, ülkede pahalılık çok artmış, zam yağmuru devam etmektedir. Dar gelirlilerin satın alma gücü oldukça düşmüş, fakirleşme büyümektedir. Ülkemizde artık açlık düzeyinde olan insanlar yaşamaktadır.
Ailelerin hatırı sayılır bir kısmı, protein ağırlıklı değil, karbonhidrat (ekmek, pilav, makarna, patates, baklagil) yoğunluklu beslenmektedir. Borçlular, borçlarını ödemekte zorlanmaktadır.
Halkımızın çoğunluğu, ister istemez böyle olumsuz bir ortamda, eski bayram günlerini ve özellikle çocukluğundaki bayramları hatırlamakta ve özlemektedir. Bende, bugünkü yazımın bundan sonraki bölümünü, daha önce yazmış olduğum bayram yazılarımdan yapmış olduğum bir derlemeye ve güzel hatıralara ayırmak ve sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bayramlar denilince, insanın aklına ilk olarak çocukluğu gelmekte, o dönemki bayramlara özlem duymaktadır. Eski bayramların tadının şu anda olmadığı söylenmektedir. Bizim kuşağın yaşadığı çocukluk dönemindeki bayramlar, hep güzel anılar olarak hatırlanmaktadır. Elbette, bizden önceki kuşaklar da benzer duygular içerisindedir diye düşünüyorum.
Eski bayramlarda, şimdiki kadar maddi imkanlar olmamasına rağmen, ailelerin çocuklarına yeni kıyafetler alması ve harçlık vermesi çok önemliydi. Anne ve babalar kendilerine almasalar bile, çocuklarına mutlaka yeni kıyafetler almaya çalışırlardı.
Aileler ne kadar fakir olsalar bile, bütçesine uygun fiyatlarda, çocuklarına kıyafet almaya özen gösterirlerdi. Çocuk sayısı fazla olan ailelerde bile, anne babalar çeşitli formüller üretirlerdi. Zaten, o dönemlerde, halkın çoğunluğu tarafından, kıyafetler genellikle bayramlarda alınırdı.
Çocuklar, bayramlık kıyafetlerini geceleyin yataklarının yanına koyar, sabahın olmasını heyecanla beklerlerdi. Bayram sabahı itina ile giyinilir, önce anne ve babanın, sonra komşuların ve daha sonra da, yakın akrabaların ve aile dostlarının evleri ziyaret edilirdi. Öncelik olarak, yaşı daha büyük olanlar, yaşça küçük olanların kendilerini ziyaret etmesini beklerdi.
Geniş aileler, nenelerin, dedelerin evinde toplanır, ailece yemekler yenir ve neşe içinde zaman geçirilirdi. Bayrama özel yemekler yapılır, akrabalara ve komşulara da dağıtılırdı.
Çocuklar, bayram boyunca harçlıklarını toplar ve kurulan bayram yerlerine gidilerek orada lunaparklarda eğlenilirdi. Bayram yerinde, çok çeşitli yeme- içme yerleri, eğlence mekanları bulunur ve konserler düzenlenirdi. Bayram yeri, insanların birbirini gördüğü, sohbet ettiği, çok önemli bir sosyalleşme yeriydi.
Bir başka önemli olay da, bayramlarda küs olanların barışması adettendi. Bu barışmayı sağlamak için, ailenin büyükleri ve ileri gelenleri sorumluluk alır ve arabuluculuk yaparlardı. Küs olanlar da, bu çağrılara kayıtsız kalamaz ve çoğu kez kırgınlıklar ve küskünlükler sona erdirilirdi.
Eskiden fakirlik vardı, göçmenlik vardı, teknoloji bugüne göre yok gibiydi ama, insanlar daha mutlu, bencillikten uzak, paylaşımcı, aza kanaat getiren, fedakar ve dayanışma halinde idi. Bugüne göre daha çok sevgi ve saygı vardı. Bireysel ve toplumsal huzur, şimdiye göre çok üst düzeydeydi. O günleri çok özlüyoruz.
Bayramlar, sevginin, saygının, birlikteliğin ve dayanışmanın en yoğun şekilde yaşandığı, duygu dolu dönemlerdi. Bizim çocukluğumuzun bayramlarını düşündüğüm zaman, şimdiye göre, çok şanslı olduğumuzu ve çok mutlu zamanlar geçirdiğimizi rahatlıkla söyleyebilirim.
İnsanların mutlu bir çocukluk yaşamaları, arkadaşları, anne ve babaları ile birlikte kaliteli vakit geçirmeleri, komşuluk ilişkilerinin güçlü olması onlara daha sosyal bir birey olma yolunda avantaj sağlıyor. Sanırım, hayatta başarılı ve mutlu olmanın en temel unsurları ve etkenleri arasında bunlar çok önemli rol oynamaktadır.
Yazımın sonunda, halkımızın bayramını tekrardan kutlar, sağlıklı, refah içinde, barış dolu, pandeminin son bulduğu, nice mutlu bayramlar dilerim.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104