Bilim insanları uyarıyor

ABD’nin 2015 yılında kabul edilen ve 188 ülke tarafından imzalanan Paris İklim Anlaşması’ndan çekileceğini BM’ye resmen iletmesi ve bir yıl sürecek çekilme sürecini başlatması ile 11 bin bilim insanın iklim değişikliği konusunda insanlığı uyaran ve iklim için “acil durum” ilan eden bir mektup yayınlaması aynı günlere rastladı. Bilim insanları verilerin acil bir durumla karşı karşıya olduğumuzu açık bir şekilde gösterdiğini vurguluyorlar. ABD Paris Anlaşması’ndan çekilme sürecini 4 Kasım’da başlattı. 153 ülkeden 11 bin bilim insanının iklim değişikliği konusundaki mektubu BioScience dergisinde 5 Kasım’da yayınlandı. Bu yazıda Trump’ın kararı değil, bilim insanlarının mektubu üzerinde duracağız. İnsanlığın en acil sorunlarından biri küresel tehdit olan iklim değişikliği ile mücadele etmektir.
   Mektupta bilim insanlarının iklim değişikliği konusunda gerçekleri söylemelerinin ahlaki bir görev olduğu hatırlatılıyor. Mektubun temel mesajı dünyamızın iklim değişikliği konusunda acil bir durumla karşı karşıya olduğu mesajıdır. “Tarif edilmez insan acısı” ile karşı karşıya kalabiliriz. İklim değişikliği bizimledir ve bilim insanlarının tahminlerinden daha hızlı ilerlemektedir. 40 yıl önce 1979’da Cenevre’de yapılan ve 50 ülkenin katıldığı Birinci Dünya İklim Konferansı’nda iklim değişikliği konusunda alarm verici gelişmeler yaşandığı uyarısı yapılmıştı. 1992 Rio Zirvesi, 1997 Kyoto Protokolü ve 2015 Paris Anlaşması da benzeri uyarılar içerir. Tüm bu uyarılara rağmen 2019’da sera gazı emisyonları artmaya devam ediyor. Et tüketimi, hava yolculukları, ormanların yok edilmesi artıyor. Yenilenebilir enerji kullanımında belirli bir artış olsa da (son 10 yılda güneş ve rüzgar enerjisi kullanımı yüzde 300 oranında arttı) vardığımız nokta büyük tehlikeler içeriyor. Buzullar eriyor. 1979’dan 2018’e kadar buz tabakaları yüzde 13 oranında azaldı. Okyanuslar ısınıyor. Deniz seviyesi yükseliyor. 2006-2015 döneminde deniz seviyesi artışı 1901-1990 dönemine göre 2.5 kat daha fazlaydı. Denizlerde asidite artıyor. Acil olarak belirli alanlarda değişikliğe gitmezsek hem kendimizi, hem de gezegenimizi kötü bir gelecek bekliyor. Yaşamımızda süratle, köklü ve kalıcı değişiklikler yapmalıyız. Yapmamız gereken değişiklikler arasında fosil yakıt kullanımını terk etmek, ekosistemleri korumak, daha az et yemek, karbondan kurtulmuş bir ekonomi yaratmak gibi önlemler yer alıyor. Bilim insanlarına göre durum kötü olsa da tamamen umutsuz bir durumda değiliz. İklim değişikliği konusunda ciddi önlemler alabiliriz.
   Enerji alanında hızla fosil yakıtlardan uzaklaşmamız, temiz enerjiye yönelmemiz gerekiyor. Metan, siyah karbon, hydrofluoro karbonların emisyonlarını azaltmalıyız. Dünyanın ekosistemlerini korumamız, ekosistemlere verdiğimiz zararları ortadan kaldırmamız gerekiyor. Et ağırlıklı yemeklerden bitki ağırlıklı yemeklere yönelmemiz iklim değişikliği ile mücadeleye yardımcı olacaktır. Dünya nüfusu her yıl 80 milyon artıyor. Bu artışın yavaşlatılması ve giderek dünya nüfusunu azaltmamız gerekiyor. Fosil yakıtları yer altında bırakmamız gerekiyor. Bu gibi önlemleri süratle almazsak insanlığı felaket bekliyor. Bilim insanlarının uyarısı çok açık ve net. Geriye dönülemez noktaya gelmeden önce önlemlerimizi almalıyız.
   İklim değişikliği ile mücadelede sözden eyleme geçme zamanı geldi, geçiyor. 11 bin bilim insanı bu gerçeği bize hatırlattı. Onların sesine kulak vermemiz gerekiyor. İklim değişikliği ile mücadele konusunda çok somut hedefler var. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres fosil yakıt sübvansiyonlarına son verilmesi, 2020 itibarıyla kömürle çalışan enerji santrallerinin yapımının durdurulması, 2050’ye kadar sıfır karbon emisyonu sağlanması çağrısında bulundu. İklim Değişikliği Paneli (IPCC) 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını yüzde 45 oranında azaltmamız gerektiğini ortaya koydu. İnsanlığın bu hedefler etrafında birleşmesi gerekiyor. Bu konuda hem hükümetlere, hem de biz vatandaşlara, sivil toplum örgütlerine büyük görevler düşüyor. Haydi işbaşına…
   Donald Trump’ın Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi hem ABD’nin, hem de dünyanın çıkarlarına aykırıdır. Şiddetle kınanması gereken bir karardır. Özellikle ABD halkının bu yanlış ve tehlikeli karara karşı sesini yükseltmesi gerekiyor.

 

YORUM EKLE

banner107

banner96