Bir çocuğun gözünden; Neden yurtdışında tatile gideriz; Hiç düşündünüz mü?

   Yıl 1992 o zaman daha 12 yaşındaydım. İngiltere tatiline gideceğim için yaklaşık 45 gün saymıştım. Bir çocuk için bunu hayal bile edemezsiniz. Gatwich Havaalanından İngiltere’ye indik. Bildiğiniz sorgulamalar yarım saat içerisinde kendimizi ifade ederek tatil için geldiğimizi anlatarak kontrolden çıktık. Birçoğunuz o günleri yaşamıştır. İlk dışarı çıktığımda gerçek dünya karşıma çıktı, o zaman hayatım gözlerimin önünden geçti. Hep ayni mahallede kalmak, hep ayni yolları kullanmak, o zamanlar çok restaurantta yoktu bilirsiniz; ambargolar içerisinde yaşamak, birçok şeyden kısıtlı kalmak, çoğu şeylerden dünyadan daha da geri ve habersiz yaşamak ama bunu bilmemek hani bir söz vardır ya; “Her şeyi biliyoruz ama hiçbir şey bilmiyoruz!”

   Evet hayat devam ediyor ama o saat kalbim bir başka çarpıyor hava aydınlık gece 10’da kararıyor.

Aha çok garip bu ne? Dedim. Bu nasıl dünya nasıl bir ülke gerçekten garip. Neyse arabaya bindik yaya geçidine gelirken ansızın durduk, tabi bizdeki gibi değil anında yayaya saygı ön planda.

   Etrafıma bakarken artık hava yavaş yavaş kararırken her yer cıvıl cıvıl bizim Girne yolu o zaman tek şerit ve karanlıktı. Biz nerdeyiz sorusu geldi ansızın aklıma?

   Büyük alışveriş merkezleri, restaurantlar, lunaparklar, cafe ve barlar, oyuncakçılar, özellikle parklar çok güzel görünüyordu ama en önemlisi her yer yemyeşil ve çimliydi. Biz çimin hayalini kurarken sıcak ve kuraklık içerisinde ansızdan kendimi yeni bir futbol topu (hem de orjinal) ile çimlerde koşarken buldum. 35 gün kaldım topta tek bir çizik yok biz asfaltta 3 günde yeni top alırdık.

   Çukulatalar da süperdi. Her gün birçok markalardan paket paket yemekten Kıbrıs’a geri döndükten sonra 3 ay çukulat yememiştim.

   Kahvaltıda o saat mahalledeki ekmek fırınından sıcak daha elde tutamayacak derecede ekmek almak, yine marketten yapılan birçok değişik ürünler almak , hele yarım salatalık hayatımda ilk kez satın almıştım ki bizde bu fiyata 5 tane alırdık; Başka para birimi kullanmak ve en önemlisi de İngilizce konuşmak bana çok farklı gelmişti.

   Restaurantlarda kebap yok tabi, hellim de yok ama her şey çok farklı onun yerine pizza , hamburger,fish and chips v.s birbirinden sayamadığım birçok yemek ve içecek markaları ile sanki tüm her şey dünyada burada yapılıyor.

   Denizler büyük uçsuz bucaksız , heryer kalabalık herkes birbirini tanımıyor? Bu nasıl ülke yahu dedim.

Kendime göre hem iyi hem de kötüydü aslında, Kıbrısımızla karşılaştırdığımızda havası hele çok garipti bir günde dört mevsim yağmurlar durmaz. O zaman spor arabalar hele üstü açıklar film gibiydi. İlk attığım tur çok heyecanlıydı. Sanki yeniden doğmuş gibiydim. Her yerde publar insanlar sohbette iş çıkışı trafiği kalabalık ama düzenli system içerisinde devam ediyordu. Üstü açık otobüsler, iki katlı otobüsler çok değişikti. Televizyon kanalları çok azdı bizdeki gibi çeşit yoktu ama otomatik dönen uydu ile onu da çözmüştük. Eve yemek çağırdık motosiklet ile geldi gerçekten çok garipti.

   Ve sonunda yolculuk bitti ve Kıbrıs’a geri döndük bir sürü şok, hayal,dünya gerçekleri , iyisi ve kötüsü ile başka bir ülke başka bir dünya en önemlisi biz nerdeyiz? Diye düşündüm ve moralim bozulmuştu. Dünya çok garipti ve biz ne kadarını yaşıyorduk?

   Ben size tüm bunları 12 yaşındaki çocukluğumun ağzından o anki yaşadığı olaylarla bağlantılı olarak yazdım.

Tüm bunları neden yazım diyeceksiniz? Devamlı olarak hep ayni ortamlardayız hep ayni mahallede hep tanıdığımız çevre ayni rotalarda ilerliyoruz. Bir akvaryum içerisinde geziyoruz. Tatile yurtdışına

giderken neler kazanıyoruz bugüne kadar hiç düşündünüz mü? Hiçbir zaman göremeyeceğimiz ortamları ve yaşamı görüyoruz. Daha farklı düşünmek, kendimizi geliştirmek, farklı kültürleri görmek farklı insanlar tanımak, dilimizi geliştirmek,başka tatlar almak, ekonomik olarak farklı boyutlarda düşünmek, film görmek ve hayal kurmak bitti artık dünya küçüldü; Ulaşım eskiye göre daha kolay oldu.

   Çok fazla sorun içerisinde yaşıyoruz. Projem var bitirmeliyim, akşam evdeki yemeği beğenmedim, yeni bir ürün çıktı ithal ürün olduğu için pahalı alamadık kafaya takıyoruz . Artık zaman kendimizi geliştirme zamanı dünyaya açılma zamanı kabuğumuzdan çıkmak ve dünya ile ayni nefesi almak için teknoloji ve iletişimin daha da kolaylaştığı bu günlerde bunları da kullanarak bugünden itibaren farklılaşmaya başlamaya bir adım atabiliriz. Yazıma son verirken bir sözle bitirmek istiyorum: “Hiçbir hayal büyük değildir.” İyi ki o yaşta İngiltere’ye gitmişim.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Erhan kapılgan
Erhan kapılgan - 3 ay Önce

Süper bir deneyim olmuş. seni teprik ederim kardeşim senin yaşadığın bu güzel anıları umarım biz ve cocuklarımız da yaşar .

banner96