Bir günde iki tecavüz, bir gecede iki bıçaklama olursa...

Bu köşeyi okuyanlar, ülkedeki artan suçlara kafayı takmış durumda olduğumuzu fark edecektir.

“Kafayı takmak” pek hoş bir ifade gibi gelmeyebilir insanlara, yani bir şeyi “düşünmeden duramamak”, ya da “başka hiçbir şey düşünemez duruma gelmek”, aslında çok da normal bir şey değil ama ülkede maruz kaldığımız durum da normal değil.

Ancak artan suçlar, her gün yaşadıklarımız, kafaya takılmayacak gibi değil.

Biz kafayı takmasak da artan olaylar bizi oraya çekiyor.

Hade gelin de kafayı takmayın; sabah gözümüzü “Çatalköy’de tecavüz” haberiyle açtık.

Onun şokunu atlatamadan bir saat sonra “Mağusa’da tecavüz” haberiyle şoke olduk.

Bir günde iki tecavüz haberi alırsak, polisiye olaylara takmaz mıyız?

Dehşete kapılmaz mıyız?

Birkaç gün önce de birkaç saat arayla iki bıçaklama olayı oldu.

Birisi Alayköy’de diğeri Mağusa’da iki bıçaklama olayı, ikisi de gece kulübünde gerçekleşti.

Şimdi insan korkmaz mı, endişe etmez mi?

“Neler oluyor bu ülkede?” demez mi?

Birkaç gün arayla ülkenin çeşitli yerlerinde şiddet olayları meydana geldi.

Gönyeli’de 20 kişi Iraklı bir öğrenciye saldırdı, başka bir yerde iki kişi bir kişiyi darp etti, orada bıçaklama, diğer tarafta bıçaklama…

Bitmez bilmez şiddet olayları...

Otomobiller şimdi hırsızların hedefinde, camlar kırılıyor, araçlardaki eşyalar çalınıyor.

İlla ki eşya olmasına da gerek yok, “bir şey bulurum tahminiyle” araç camları kırılıyor, koltuk altlarına, torpido gözlerine, bagajlara bakılıyor...

İnsanlar evinde uyurken, hırsız evinde dolaşıyor, eşyaları çalıp gidiyor.

Vahşi şekilde cinayetler işleniyor...

Korkuyoruz, “Neler oluyor, nereye gidiyoruz?” diye endişeye kapılıyoruz.

Yakalanan kişiler, ülkemize suç işlemek için geldiğini itiraf ediyor.

Hem de bir kez değil, birçok kez bunu itiraf edenler oldu.

Ülkemize geldiği gün suç işlemeye başlayanlar var.

Bazı kimseler, alacak tahsili için ölümle tehdit edebiliyor birisini, başına tabanca dayayıp, Rus ruleti yapıp, tetiğe de basabiliyor.

Kiralık katil olarak ülkeye gelip de şans eseri yakalananlar var...

Uyuşturucu olayları ise artık baş edilebilen bir suç olmaktan da çıkmış durumda.

Şimdi gel de bunlara kafayı takma, gel de sürekli bunları konuşmayı, sürekli bunları yazmayı isteme.

Tekrar ediyoruz, ülkeye girişler kontrol altına alınmalıdır.

Mutlaka ama mutlaka, ülkeye giren kişiler için bazı kriterler aranmalıdır.

Kimlik kartı ile seyahat uygulaması mutlaka kaldırılmalıdır.

Üniversite öğrencileri ile uygulamaya giren takip sisteminin düzgün çalışıp çalışmadığı denetlenmelidir.

Ülkeye gelenlerden turist ile işçi ayrımı iyi yapılmalıdır.

Elbette polisiye önlemler, devriye, kentlerde denetim olacaktır ama daha kolayı, ülkeye girerken suçluları veya suç işlemesi muhtemel kişileri içeri almaktır.

Yukarıda saydıklarımızı her fırsatta hatırlatacağız, tedbir alınana kadar işleyeceğiz.

Kafayı taktık artan suçlara, çünkü can ve mal güvenliğimiz olmadığına inanıyoruz.

YORUM EKLE