Bir öğretim yılı daha biterken

Karnelerin ve diplomaların da verilmesiyle birlikte, bir öğretim yılını daha bitirmiş olacağız. Geçen yılın 2. döneminden itibaren, bu yılın birkaç ayı dışında, yılın çoğunluğunda yüz yüze eğitime ara verilmiş durumdadır.

Geçen yıl nisan, mayıs ve haziran aylarında sıfır vaka veya birkaç vaka ile geçirdiğimiz dönemde, okulların yüz yüze eğitime açılması gerektiğini söylemiş, yazılarımda belirtmiştim.

Ancak, o dönemin yetkilileri riskli olur, virüs yayılır gerekçesi ile okulları yüz yüze eğitime açmamıştı. Üstelik, uzaktan eğitim uygulaması bugünkü kadar gelişmemişti ve uzaktan eğitime ulaşan öğrenci sayısı çok daha düşüktü. Vakaların olmadığı ve yurt dışına kapalı olduğumuz o dönemde okullar açılsa, eğitimde kayıplar bu kadar olmayacaktı.

Uzaktan eğitim, geçen yıla göre ilerleme kaydetmiş olsa bile, özellikle, devlet okullarında önemli miktarda öğrencinin cihaz ve internet sorunları nedeniyle, düzenli bir şekilde uzaktan eğitime katılamadığını gördük. Uzaktan eğitim hiçten iyidir. Ama, esas olarak, yüz yüze eğitimin yerini hiçbir şeyin tutmayacağını, bu süreçte iyice tecrübe ettik.

Okulların kapalı olmasından dolayı çocuklar nerdeyse eve hapsoldu. Bundan dolayı, psikolojik, sosyolojik ve fiziksel gelişimleri olumsuz etkilendi. Bunların yanında, uzaktan eğitim sırasında bırçok ailede farklı sorunlar yaşandı.

Özellikle, bazı çalışan anne-babaların çocukları, gece geç saatlere kadar oynanan play station oyunları, TV izleme nedeniyle, erken kalkıp, derse girmeye geciktiler. Kalabalık evlerde aynı anda 3-4 kişi internete girince yetersizlikler oldu. Uzaktan yapılan sınavlarda, yeterli kontrol yapılamadığı için, adaletli sınav koşulları oluşturulamadı. Çocukların çoğunluğunda bıkkınlık yaşandı.

Bu yıl, 2. dönem, gerekli virüs tedbirlerinin alınması ve salgının yaygınlığı ve seyrinin göz önünde bulundurulması koşuluyla, yüz yüze eğitime başlanabilirdi. Fakat, önce Eğitim Bakanlığı’nın tüm eğitim çalışanları aşılanmadan yüz yüze eğitime başlanamayacağı açıklaması, daha sonra aşı sayısının yeterli olmamasından dolayı bunun gerçekleşmemesini getirdi. Ama, buna rağmen bakanlık, 12. sınıflar için yüz yüze eğitimin başlanacağını açıkladı.

Bunun üzerine, Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası da, aşılanma olmazsa 12. sınıflarda yüz yüze eğitime başlamayacağız dedi. Sonuçta, devlet okullarında yüz yüze eğitime randımanlı bir şekilde geçilemedi. Ama, daha sonra, bir baktık ki, bazı okullarda sınavlar yüz yüze yapıldı. Sağlık Üst Kurulu’nun okullar açılabilir demesi, bakanlığın ise bundan haberi olmaması da ilginç bir gelişmeydi.

Halbuki, süreç iyi koordine edilse, aşı planlaması doğru yapılabilse, öğretmenlerin, okul görevlilerinin ve taşımacıların aşılanması ve gerekli hazırlıkların tamamlanmasından sonra, okulların yüz yüze eğitime başlaması mümkün olabilecekti.

Madalyonun öbür yüzünde ise, doğabilecek yeni vakalarla, ekonominin, sağlık alt yapısının, işletmelerin ve vatandaşlarımızın, vakaların tekrardan artması ile yaşanacak yeni bir kapanmayı kaldıracak ekonomik ve psikolojik gücü kalmaması da, okulların açılmasını engellemiştir.

Öte yandan, pandemiyi yoğun yaşayan birçok ülkede, gerekli tedbirlerin alınması ve aşılamanın yapılması ile birlikte, yüz yüze eğitime geçildiğini de biliyoruz. Hatta, Güney’deki okullar açık olduğu için, yüzlerce öğrencimiz her gün Güney’deki okullarına gitti.

Ayrıca, bizim ülkemizde, okullar kapalı olmasına rağmen, öğrencilerin önemli bir kısmı, kolejlere ve üniversitelere giriş sınavları veya takviye için, dersanelere ve özel derslere devam ettiler. Fakat biz, bir türlü okulları yüz yüze eğitime açamadık.

Geçtiğimiz günlerde, bir aile büyüğümüzün yorumu oldukça düşündürücüydü. “1963-1964 savaş koşullarında bile, okullar, bu kadar süre kapalı kalmadı” dedi.

Bir başka ilginç gelişme de şudur: Okullar, pandemi nedeniyle açılmazken, yaz aylarında binlerce öğrencinin, Türkiye’ye kültür gezilerine götürülmesi büyük risk taşımaktadır. Çocukları ve dönüşte ülkeyi tehlikeye atmak olasılığı vardır.

Uçak ve otobüs yolculukları, anma törenlerinde kalabalıklar içinde yer almak, kapalı alanlarda bulunmak, restorantlarda ve konaklama tesislerinde sosyal mesafeleri korumak, çok zordur. Bu kültür ziyaretlerinin pandemi riskinin ortadan kalkmasından sonra yapılması daha isabetli olacaktır.

Gelecek öğretim yılı için sevindirici gelişme, 2 gün önce öğretmenlerin aşılanmaya başlanmasıdır. Tüm eğitim çalışanlarının aşılanması süratle tamamlanmalı ve Eylül ayı başında tüm ilk ve orta dereceli okullar yüz yüze eğitime başlamalıdır. Aşılanma ve diğer hazırlıklar konusunda, yeterli zaman olduğu için, gerekli tedbirler alınmalı ve Eylül ayı geldiği zaman, hiç kimse mazaret üretmemelidir.

Okulların Eylül ayı başında açılması ile birlikte, eğitim, öğretim kayıplarının bir nebze giderilmesi amacıyla, okullarda tamamlama ve telafi eğitimleri için zaman yaratılmalıdır.

Okulların açılması ve uzaktan eğitimde, 1 yıldan beridir devlet okullarındaki imkanları sınırlı öğrencilerin yaşadığı fırsat eşitsizliğinin ortadan kaldırılması gerektiği, herkes tarafından kabul edilmektedir.

Okulların açılması ile ilgili olarak, Eğitim ve Sağlık bakanlıkları, paydaşlarla, sivil toplum örgütleri ile, şimdiden kendi aralarında koordine olmalı, zamanında ve yeterli bilgi alışverişinde bulunmalı ve okulların Eylül ayı başında açılmasını sağlamalıdır.

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104