Bir şey istediğimiz için yazıyor değiliz

“Ne istiyorsun da bakanı durmaksızın eleştiriyorsun?” dedi bir kişi…

“Ne istiyorsun?” mu?

“Bir şey istiyoruz diye mi eleştirdiğimizi sandınız?” diye sordum.

“Evet, sizin meslekte öyleymiş” dedi adam…

Mesleğin imajına bakın siz…

Eleştir, hatta saldır, seni görsünler, sus…

Eğer insanlar gazetecileri ve gazeteciliği böyle görüyorsa bittik biz.

Böyle ama maalesef artık gazetecileri böyle görüyorlar, genelleme yapıyorlar.

O kadar çok insan gazetecilik mesleğini istismar edip, başka bir şeye çeviriyor ki insanlar tüm gazetecilere şüpheyle bakar oldu.

Birçok insan gazetecileri vurguncu, avantacı, beleşçi diye görüyor.

Köşe yazarlarının köşesi toplumsal sorunları ele alacağına, kişisel işler için kullanılıyor.

Herkes gazeteci, herkes köşe yazarı oldu, bir engel, bir kriter yok ki…

Basın toplantısına gidiyorsun, yanında gazeteci diye başka başka mesleklerden insanlar.

Basın toplantısına kendi işini takip etmek için geliyor, soru soracağına akıl veriyor.

Genellemeler bizi üzüyor ama bu mesleği gereksizlerden temizlemek için de bir şey yapmıyoruz.

Bir politikacı dostuma bu konuda dert yanıyorum, bana “Oh olsun size. Gazeteciler siyasilerle ilgili sıkça genelleme yapar. Bak, size de genelleme yapınca gücüne gidiyor” dedi.

Evet, bazen yapıyoruz bu hatayı, herkesi aynı kefeye koyup genelliyoruz.

Biz de genellemenin içine alınınca bozuluyoruz.

Anlatmıştım size, kendilerini eleştirince siyasiler, ülke yöneticileri bizi arayıp, “Benimle derdin nedir? Benden ne istiyorsun?” diyorlar.

Kimseden hiçbir şey istediğimiz yok.

Kimseyle bir derdimiz olamaz.

Eğer yaptıklarını beğenmiyorsak, yanlış yaptığını görüyorsak, sevdiğimiz insanları da eleştiririz.

Görevimiz yazmak, yanlış yapanı eleştirmektir.

Dostlarımız dahi olsa bunu yapmak zorundayız.

Tabii kimse eleştirilmekten hoşlanmadığı için bize bozuluyorlar, tepki gösteriyorlar.

Dostluk, arkadaşlıkla gazeteciliği birbirine karıştırmamızı ve yanlış yaptıklarını ya da yapma becerisi gösteremediklerini görmezden gelmemizi bekliyorlar.

Dostumuz yine dostumuzdur, arkadaşımız yine arkadaşımız ama yanlış gördüğümüz varsa yazarız.

Kişileri eleştiriyorsak onlardan nefret ediyor değiliz.

Kimse küsmesin, darılmasın…

Yaptığımız eleştirilerden ders çıkarmaya çalışsınlar.

Biz her şeyin en doğrusunu bildiğimizi, dünyanın en akıllısı olduğumuzu söylemiyoruz ama meslekte bir tecrübe edindik, gördüğümüz yanlışları yazıyoruz.

Yapılması gerektiğine inandıklarımızı sıralıyoruz.

Yazıyoruz ki kişiler yanlış yapmasın, yanlış yapmışsa düzeltsin.

Mesleki refleksten, mesleki kaygıdan dolayı yazıyoruz, ülke ve insan sevgisi bizi yazmaya yöneltiyor.

Bir şey istediğimiz için yazıyor değiliz, kişisel değil çabamız.

Doğru bildiğimizi söylemeyecek, yazmayacaksak bu işi neden yapıyoruz ki?

YORUM EKLE

banner107

banner96