Bir zamanlar “söz” senetti…

   KKTC mahkemelerinin yıllık faaliyet raporuna göre, son 14 yılda alacak verecek konusunda 163 bin 181, banka/icar satışta 61 bin 480, karşılıksız çekte 7 bin 228, tahliyede 3 bin 793 ve tazminatta 8 bin 646 dava açıldı.

   Veriler uyduruk değil.

   KKTC mahkemelerinin yıllık faaliyet raporundan.

                                                      ***

   Bu daha iyi günlerimizdir.

   Çıkış yolu bulunmazsa, niteliği ne olursa olsun, borçlar, parasal mükellefiyetler hem iş dünyasının kurumsal yapılarını, hem de insanımızı, gerçek anlamda yiyip bitirecek.

   Sorun çok ciddidir.

   Finans dünyası için ciddi bir tehdittir.

   Toplumsal yaşamımız için her bakımdan huzur bozucudur.

   Bir başka açıdan, yasa dışı unsurlara alan açıcıdır.

                                                         ***

   Bu tür ihtilaflarda, ortak akılla hareket etme alışkanlığı yok.

   Sözleşmeler, adil değil.

   Ortada kredi varsa, sözleşme kredi vereni daha çok koruyor.

   Alacak – verecek meselelerinde de alacaklı kendini daha sağlamda hisseden taraftır.

   Yazılı veya sözlü anlaşma adil olmadığı sürece, sorun aşamasında erken sonuca varılması neredeyse imkansızdır.

   Acı ama gerçek sözleşme kapsamına giren her türlü anlaşma metni, ihtilaf halinde kolay uzlaşıya uygun zemine sahip değil.

   Tek yanlı olarak kendini güçlü gören taraf, uzlaşıya yanaşmaz.

   Uzlaşı olmayınca da konu, yargıya taşınır.

   Yargıda birikmiş dosyalar da erken sonuca engeldir. Halbuki yargıda en temel kurallardan biri, “Geciken adalet, adalet değildir.”

                                                           ***

   Pandemi ile birlikte, oluşan iklim, ihtilaflara, yükümlülüklerin yerine getirilmemesine oldukça uygun.

   Böyle giderse, daha da kötü olacak.

   Bu durumda en büyük tehlike, yükümlülüklerin yerine getirilebilir olmasına rağmen, yerine getirilmemesidir.

   Yükümlülüklerin yerine getirilmesi, toplumsal barış için de önemliden öte gereklidir.

   Eğer krediler, ödememek için alınır, alınanlar verilmemek için cebe indirilir, bile bile karşılıksız çekler kesilir, nasıl olsa kirasını ödemeyeceğim, düşüncesiyle konut ya da işyeri kiralanırsa, hadi söyleyin bunun sonu nereye varır?

                                                         ***

   Yargıya yansıyan bu dosyalar, uzun yıllar Kıbrıslı Türklerin alışık olmadığı gelişmelerdir.

   Yaşı ileri olanlar çok iyi bilir.

   Bir zamanlar “söz” senetti…

   Şimdi bırakın “sözü”, pullu, mullu, yasal olarak eksiksiz senetler işe yaramıyor.

   Bir tarafta, akıl almaz faiz incelikleriyle, kısa sürede kat kat büyüyen borçlar. Öte yanda, bile bile borcunu ödemeyenler…

   KIBRIS Gazetesi olarak bu tür ihtilaflı konuların, yasal zeminde çözümünü hep destekledik. Çünkü, çok iyi biliyoruz ki, yargıda adaletin yerini bulup, hakkın yerini bulamayacağına inananlar, çek – senet, alacak –verecek meseleleri için pusuda bekleyen ve adına mafya denen unsurlara baş vurabilir.

   Geçmişte bu tür yasa dışı unsurların varlığının zararları görüldü.

   Bu nedenle, sorumlu konumda olan kimse, bu sorunlara yüzeysel bakıp, teğet geçmesin.

YORUM EKLE

banner75