Birbirimize sırtımızı, dayayamıyoruz…

Kıbrıs Türkü’nün ciddi bir silkelenmeye gereksinimi var.

Yoksulluk değil, yoklukların çok olduğu yıllar Kıbrıslı Türklerin bu adada en mutlu, en huzurlu olduğu yıllardır.

En yalın tanımlamayla, kimse, kimseye hava atamıyordu.

Hava atacak ayrıcalığı yoktu.

Birbirine rakip olacakları işyerleri bile uzun yıllar olmadı.

Cefanın paylaşımında sorun olmazdı.

Sıra ‘sefaya’ gelince, paylaşımı beceremedik.

Haksız kazançla köşe dönenler, elde ettikleriyle statü sahibi olduklarını sandı.

Aslında, elde ettikleri statünün, hak edilen bir statü olmadığını en iyi onlar biliyor.


  ***

Sözü fazla dolandırmaya hiç gerek yok.

Ganimet kültürü, çok büyük ekseriyetin kanına işledi.

Emeğe, çabaya, kapasiteye dayanmadan elde edilenler adalet duygusunu bozup, adaletsizliği besledi.

‘Hakkım bu kadar’ diyenler her geçen gün azaldı.

Haddini bilmeyenler, hakkını nasıl bilebilir ki?

KKTC’de liyakatin, hak edenin hak ettiği görev noktasında olmasının, ilaç niyetine bir tek örneğini bulmak zor.



  ***

KKTC’de istikrarlı, başarılı, uzun ömürlü hükümet arzu edilendir.

Mutlaka fark ettiniz, istikrarlı, başarılı ve uzun ömürlü vurgusuna, tek parti eklemesi yapmadık.

Tek parti hükümeti uzun ömürlü olabilir.

Bozulmadan yola devam etmeleri, bazılarına göre istikrar olarak kabul edilebilir.

Hükümetin, uzun ömrü ve istikrarı değil, ülkenin sorunlarına çare bulup, yolunu aydınlık yapması önemlidir.

Ülkemiz deneyimlerinde net olarak gördük ki, tek parti iktidarları kısa sürede tek zümre iktidarına dönüşüyor.




 ***

Seçim sistemimizde de bir miktar ganimet anlayışı vardır.

Nerede?

Yüzde beşlik barajda.

Seçime girip barajın altında kalan partilerin oylarını, barajı geçen partiler aldıkları oy oranına göre, paylaşırlar.

Bunun bir diğer adı, seçmenin bir kısmının sandıkta seçtiği vekiliyle, meclise giden aynı olmuyor.

Barajı ne kadar yukarı çekerseniz, GANİMETLENEN OYLAR O KADAR ÇOK OLUR.

Demokrasi ve birlikte ülke çıkarına iş yapma kültürü yüksek olan, örneğin Almanya, ya da İskandinav ülkelerinde koalisyonlar, hizmet yolunda sorun yaratmaz.

Ülke için kader birliği en kolay olandır.

Bizde sorun, koalisyon değildir.

Bizde sorun, şahsi çıkarların en önde olmasıdır.

Daha da acısı bazı bakanlar, hükümette, partilerini değil, meşru olmayan kazançla köşeyi dönenleri temsil ediyor.

Bu konumda olan bakanlar, kritik aşamalarda ayaklarını ani frene basıp, Başbakanın başının bile ön cama vurmasına neden olabiliyor.


  ***

Boş verin parlak, pohpohlamaya yarayan sözleri.

Uzun yıllardır Kıbrıslı Türkler olarak, hayatın neredeyse hiçbir alanında, birbirimize sırtımızı dayayamıyoruz…

Siyasetçi bir birinin kuyusunu kazıyor.

İşadamları, rekabet yerine, kendine rakip gördüğü aynı kulvardaki işadamlarını yok etmek için, devlet destekli her türlü komployu yapabiliyor.

Dayanışma içinde olması gerekenler, sahte gülücüklerle sahtekârlıkları örtmeye çalışıyorlar ama beceremiyorlar.

Özü yanlış, ‘Gemisi kurtaran kaptan’ gibi atasözleri doğruymuş gibi sunuluyor.

… Bu kafayla gidersek, öz vatan olarak gördüğümüz Kıbrıs adasında başarı değil, başarısızlık, var oluş değil, yok oluş ‘destanlarımızı’ yazacağız.


 

YORUM EKLE

banner75