Birçok belediye, halkını memnun etmekten çok uzak

Ne tuhaf bir durum… Halkımız çok az belediyenin hizmetlerinden memnun ama belediyelerin kendine çekidüzen vermek gibi bir niyeti yok... “Belediyeler” diyoruz ama yanlış, “belediye başkanları” demeliydim.

2020’de sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı borçları için verilen süre dolacak ve belediyelere yapılan devlet katkısından kesinti yapılacak. Bu durum belediyeleri duman edecek, henüz kesinti yapılmadan bile birçok yükümlülüğünü yerine getiremeyen belediyeler var.

Şu anda maaş ödeyemeyen, ödemekte zorlanan, maaş ödeyip de başka işlerini yapamayan belediyeler varken, diğer taraftan da belediye başkanları tuhaf işler yapıyor. Sanki belediyelerde her şey çok tamammış gibi, bir de başkanların marifetleriyle uğraşılıyor.

Yasalara, tüzüklere uymayanlar mı istersiniz, ha bire borçlanarak kentlerin geleceğini ipotek altına koyanlar mı, kent halkıyla ters düşüp, zıtlaşanlar mı, belediye binasına uğramayanlar mı? Ne ararsanız var… Birçok belediyenin durumu bu kadar berbatken, nasıl olur da kendilerini “aklına estiğini yapacak” kadar rahat hissediyorlar? Yoksa tam tersi, “battı balık yan gider” zihniyeti mi hâkim geliyor?

Belediyelerdeki başarısızlık, kentlerin ya da onlara bağlı köylerin güzelliklerini, albenisini alıp götürüyor. Halkın memnuniyetsizliği gittikçe yükseliyor. Belediye hizmetlerinin yetersizliği ya da başarısızlığı halkın hayat kalitesini aşağıya çekiyor. Belediyelerin çoğu batak durumdadır. Buradan çıkmanın yollarını bulacaklarına bu bataklık onların yaratıcılıklarını köreltiyor anlaşılan ama az da olsa bazı belediyeler bataktan çıkmanın yolunu buldu, bazı başarı hikâyeleri yazanlar var.

Gerçi şu geçmişten kalan personel yatırım borçları, nispeten kendini kurtarıp, başarılı olanları da ciddi tehdit ediyor ama oturup beklemekle belediyeler kurtulamaz. Başkanların yaratıcı olması, çözüm üretmesi, popülizmden uzaklaşması, siyasi partilerin yanlış yönlendirmelerine aldanmaması, ortaya çaba koyarak başarı hikâyeleri yazması gerekiyor. “Başarı hikâyesi yazın” diyoruz ama bazıları iyi durumda buldukları belediyeleri batırdı.

Popülizm, iş bilmezlik, partizanlık bırakın belediyeleri, ülkeyi bitirmişken, halen bu akılla gidip belediye yöneteceğini sananlar var. O kadar acı tecrübe yaşanmışken, bazı belediye başkanlarının aynı akılla gitmek istemesi tuhaf. Birkaç örnek vermek gerekirse; Lefkoşa Belediyesi’nin 2008- 2011 dönemini, o perişanlığı unuttunuz galiba? Yenierenköy Belediyesi de battı, köylü çok zor durumlara düştü, partiler seçimde oradan aday bile çıkarmaya korktu. Esentepe Belediyesi’nin maaş krizi hiç bitmedi… Daha birçok belediyede çeşitli sorunlar var… Peki, sorunlar sürüyor da başkanlar ders çıkarıyor mu? Ne gezer? Belediye meclislerini dikkate almak istemeyen, plansız, programsız, gayrı yasal, aklının estiğini yapmaya programlanmış, yaratıcılık da ortaya koymayan belediye başkanları, halkı mağdur ediyor.

Belediyeleri hem borçtan kurtaracak, hem gelirlerini artıracak, hem bir şekilde gemiyi yüzdürecek, hem de yeni maddelerle başkanlara ciddi yasal yükümlülükler getirecek bir yasal düzenlemenin, bir reformun yolu bulunamıyor. (Gerçi başkanların bazıları, bugünkü keyfi uygulamaları yapamayacağı için kendilerini hapse götürecek yasal düzenlemeleri de istemiyor…)

Yasal düzenlemeler üzerinde duruluyor ama kısa vadede ne yapılacağı, dev borçların nasıl kapanacağı tam bir muamma. Havadan para da yağmayacağına göre, birçok kent, köy yine perişan olacak… Ülke sorunlarına, yerel/beledi sorunlar eklemek çok moral bozucu bir durum. Merkezi hükümetin birçok yetersizliği ve acizliğine bir de yerel yönetim acizliği eklenince insan kendisini “çaresiz” hissediyor, bunalıma giriyor. Bunu halka yaşatmaya hakları yok...

Halen bu kötü durumlarında bile başkanların yasa/tüzük tanımaması, bölge insanıyla ters düşmesi, partizanlık ve popülizme devam etmesi de tam bir pişkinlik ve “yeter artık” demeyi gerektiriyor.

YORUM EKLE

banner107

banner96